
“Şarkılar ve playlist’ler var artık. Bir albümü 2 dakika içinde hızlı hızlı sara sara dinleyip “Yok abi, bu benlik değil!” diyor insanlar. Biraz tuhaf bir dönem müzik adına. Eskiden para verip alırdın çekme kaset ya da orijinal CD, vs. Para vermiş olmanın getirdiği bir durum da vardı ve öyle dinlemeden kenara atmak istemezdin yani kolay kolay. Şu an her şeye erişim var ve müzik kiralanıyor. Kimse sahip bile değil albümlerine, şarkılarına. Sadece kiralıyorlar, internet ya da Spotify giderse müzik dinleyemeyecek milyonlar var ve bu benim hâlâ alışabildiğim bir şey değil.” –Kaan Akay
Bugünün gençlerinin müzikle olan ilişkisini nasıl değerlendiriyorsun? Bizim gençliğimizin çekme kaset kültüründen Spotify gibi zahmetsiz platformlara kadar geldik. Sence bu ‘zahmetsizlik’ müzik dinleme deneyimini nasıl değiştirdi? Peki ya müzisyenler bu değişime ayak uydurmak için neler yapabilir? –Zeynep Alpaslan
Bu “zahmetsizlik” müzik dinleme deneyimini epey kötü bir şekilde değiştirdi. Bizim zamanımızda kasetten walkman’de müzik dinlerken sevmediğin parçaları geçmezdin, geçemezdin; ya da pil bitmesin diye en kötü elle çıkarıp kaleme geçirip sarardın. Ama yolda yürürken de kimse bunu pek yapmadığı için bazen o sevmediğin şarkıları bile dinleye dinleye sever hale gelirdin. Buna aslında bir albümü sindire sindire dinlemek de diyebiliriz. Artık pek olmayan ve yapılmayan bir şey.
Şarkılar ve playlist’ler var artık. Bir albümü 2 dakika içinde hızlı hızlı sara sara dinleyip “Yok abi, bu benlik değil!” diyor insanlar. Biraz tuhaf bir dönem müzik adına. Eskiden para verip alırdın çekme kaset ya da orijinal CD, vs. Para vermiş olmanın getirdiği bir durum da vardı ve öyle dinlemeden kenara atmak istemezdin yani kolay kolay. Şu an her şeye erişim var ve müzik kiralanıyor. Kimse sahip bile değil albümlerine, şarkılarına. Sadece kiralıyorlar, internet ya da Spotify giderse müzik dinleyemeyecek milyonlar var ve bu benim hâlâ alışabildiğim bir şey değil.
Müzisyenlere ödenen telif hakları ve Spotify şirketinin para kazanmak için yaptıkları, hatta bu kazandıkları paralarla silah endüstrisine yatırım yaptıkları gibi korkunç gerçekler bile kimsenin umurunda değil. Çünkü o rahatlık her şeyden önemli. Böyle böyle zaten dünyanın ve insanlığın geldiği noktayı da hepimiz görüyoruz, çok iç açıcı değil.
Dolayısıyla müzisyenlere de pek bir tavsiyem yok, tek tavsiyem bildikleri ve sevdikleri/doğru olduğuna inandıkları şeyleri yapmaya inatla devam etmeleri. Ve çok fazla dinleyicileri olmasa da bunun yaptıkları şeyin kötü olduğu anlamına gelmediğini unutmamaları gerektiği.
İllaki 3-5 kişiye dokunuyorsun ve bazen bu yeterli olmak zorunda. En azından benim için hep yeterli oldu da devam edebildim. Aksi taktirde bol bol konser verip merch. satmak dışında yapılabilecek çok da bir şey yok gibi. Hard copy bir şekilde işlerini basarsan da illa birkaç manyak alıyor işte ve underground müzik zaten senelerdir bu şekilde işliyor. Biraz piyasanın dışında ve kolay olmayan işler yapıyorsan dinleyicin hep sınırlı bir kitleye sesleniyor oluyorsun.

» now it’s dark
Kişisel projen Human Scum’dan söz edelim mi biraz da? Nelerden ilham alıyorsun? İçinden atmak istediğin şeyler neler? İnsanlara bu müzik aracılığıyla kendin hakkında ne söylemek istiyorsun?
Yaşadığım veya yaşayamadığım her şeyden ilham alıyorum. Çok fazla film ve dizi izleyen biriyim, ayrıca oyun dünyasıyla da aram oldukça iyi. Hepsinden ilham aldığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Ama daha çok içimde kalanlar ve söyleyemeyeceğim şeyler müziğe dökülüyor galiba. Ya da söylersem tuhaf bulunabilecek tepkiler, hisler, düşünceler, laflar, küfürler…
Aslında kendim hakkında bir şeyler söylemeye çalışmaktan çok insanların kendileriyle baş başa kalıp kendileriyle konuşmasına neden olmayı hayal ediyorum. Onların üzerine gitsin ve onları sıkıştırıp istemedikleri ya da kaçtıkları şeyleri düşünmeye sevk etsin, mesela. Ya da tam tersine huzur bulup düşüncelere hayallere dalsınlar.
Karanlık, sert, hüzünlü ve depresif müziklerde benim gibi konfor bulan insanlar olduğunu biliyorum. Onlara bir korunak olsun, onlara iyi gelsin; mesela. Güç versin, bu gibi şeyler hayal ediyorum daha çok. Beni hep hayata bağladı müzik, onları da bağlasa keşke yaptıklarım. Kısacası birilerine güçlü bir şekilde dokunabilmek çok önemli bence. Yalnız olmadıklarını hissetmeleri ve bunun gibi şeyler.

» we will never recover from this
İstanbul’la aran nasıl? Ben bu aralar onun çok romantik ve nostaljik bir versiyonunu özlüyorum. Ama sen bir müzisyen olarak full time orada yaşıyorsun ve şehrin seni nasıl etkilediğini merak ediyorum.
İstanbul mükemmel bir şehir ama bu kadar fazla insana yetemiyor artık. Sadece burada konsere/çalmaya gelen izlediğim isimler için bile bu şehirde yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Ama kaotik mi? Evet. Bazen delirtiyor mu? Evet. Fakat dediğim gibi, bu şehrin suçu değil. // Kaynak: Patti Kahve Yapıyor Zeynep Alpaslan, 2025

KAAN AKAY X HUMAN SCUM
The Future is Now » Golem Radio Shows
Kaan Akay, nam-ı diğer *Golem*, 1997’den bu yana DJ’lik kariyerini sürdürüyor. 22 yıllık radyo geçmişiyle Dinamo, Standart FM, Sub FM ve Root Radio gibi platformlarda yer aldıktan sonra, Drum & Bass odaklı programlarına şu anda Radio 2019’da devam etmektedir.
Kariyeri boyunca Goldie, Adam F, Grooverider, Roni Size ve Photek gibi elektronik müziğin efsanevi isimleriyle aynı sahneyi paylaşmış; İngiltere’de Londra, Bristol ve Birmingham gibi önemli müzik şehirlerinde performans sergilemiştir.
DJ’liğin yanı sıra, *Human Scum* adı altında yürüttüğü solo projesiyle de üretimlerini sürdürmektedir.











































