Pain of the Universe : Wataru Kasahara

wataru (4)
爆発する薔薇フォン君に捧げる 準備をする私 – Wataru is preparing to action (2004)

‘Gerçeklik dediğimiz, berbat bir fanteziler zincirinden başka nedir ki !’

Nobu’nun nasıl biri olduğunu bilmediğim gibi günlerce ekstra sorular yöneltmeme rağmen adamın ne düşündüğü veya ne yaptığını da hala tam olarak anlayamamıştım. Deneysel müziğe meraklı biri olarak Wataru’nun müziğinden çok, zamanla düşünceleri daha çok ilgimi çekmeye başlamıştı.

Size nasıl hitap etmemi tercih edersiniz? Nobu, Wataru veya Kasahara? Nobu Kasahara veya Wataru Kasahara/ Nov Embudagonn, Embudagonn108. Bu kelimeyi tuhaf bir imla ile yazıyorum, gizli bir isim.

Saplantılarınız var mıdır? Sürekli üzerine kafa patlattığınız şeyler? Ben geçmiş ile gelecek arasında varolan organik bir yapıyım; dalgayı uzaydan alan ve işi bitiren. Ben sadece bir katalizörüm. Bütün saplantılar zaten uzayda mevcuttur, yaptığım şey sadece dinleyicinin en doğru şekilde bunu algılamasına yardımcı olmak. Bu yüzden akıl hastalarına ve dışlanmış insanlara daha yakın görüyorum kendimi. Tam da bu yüzden hayvan cesetleri ve çer çöp toplamakla uğraştım; amacım daha kuvvetli bir manyetik alan oluşturmaktı. Eğer bana “Gerçekliğe mi yoksa hayâle mi tutunursunuz?” diye sorulsa kesinlikle “Hayâle.” derdim. Gerçeklik dediğimiz, berbat bir fanteziler zincirinden başka nedir ki ! Hayâller olmadan yaşayamazdık. Bir ara vidyo-film işlerine de girişmek istiyorum, insan Karma’sının değişik örneklerini ses ve görüntülerle birleştirmeyi düşünüyorum.

Nasıl? İlk akla gelen fikirler, gerçekleşmemiş fantezilere dair fikirler. İnsanlar makûl olan bir görü yaratmak için gerçeklikle oynuyorlar. Halbuki ben çoğu kez ayarlamalara girmeden fikirleri anında gerçekleştirmeyi severim. Neticede birçok beklenmeyen durumla karşılaşılır ve sesler anlaşılmaz yönlere doğru gitmeye başlarlar.

İnsanlar sizin hakkınızda ne düşünüyorlar? Kendimi aklı selim biri olarak görüyorum ama komşularım tuhaf biri olduğumu düşünüyor; neden böyle düşündüklerini anlamak güç.

Sizce neden tuhaf biri olduğunuzu düşünüyorlardır? Bana hep “Sen tuhafsın” diyorlar. Garip bir sesle konuşmam ve kaçık biri gibi davranmam onlara tuhaf geliyor. Sanırım bariz ve berrak hatalardan hoşlanıyor olmamı anlayamıyorlar. Önceki komşum kaçtı; çok uyuz bir kadındı ve ben de onun canını sıkacak çok şey yaptım. Şimdikilerle iyi geçiniyorum. İletişimde yaşanan ufak pürüzlerden ya da istemsizce oluşan uygunsuz durumlardan keyif alan, mutlu bir varlığım ben. Çocukluğumda hep civarda yaşayan zihinsel engellilerle ve yaşlılarla arkadaşlık ederdim. Halen zihinsel engellilerin, garip tiplerin ve kaçıkların sözlerini, çıkardıkları sesleri ve hareketleri taklit ediyorum. Kullandıkları kelimeler güçlüdür ve hayatın absürtlüğünü son derece iyi ifade eder. İmkanları kısıtlı kişilerin içine düştüğü kasvet zaman zaman seslerine yansır. Bunun da ötesinde, seçtikleri kelimeler fantastiktir. Onların Karma’sını bu şekilde özümsüyorum. Basit ve yüzeysel görünebilir, ama tekrar tekrar yaptıkça zamanla kişisel bir disipline dönüştü. Hayatımla yüzleşmemde uyguladığım bir disipline. İsteyerek bu hataların meydana gelmesini engellemiyorum. Böylece gerçekle yüzyüze kalıyorum. Neticede ortaya çıkan ses varolmaya devam ediyor.  Bunlar, gerçeklikle fantezinin boğuşmasından geriye kalan yaralar. Benim için bir şey yapmak Karma ile kavgaya tutuşmak demektir.

Çocukluğunuz nasıldı? Hayvan cesetleri toplar ve farklı anatomilerde yeniden dizerdim. Cesetleri bağlar, süsler, ufak taşlar ve çiçeklerle donatırdım. Şişeye koyar, az bir miktar boya ile renklendirilmiş su ekler, her gün yavaş yavaş çürüyüşlerini izlerdim.

Aileniz veya arkadaşlarınız şişelerde hayvan cesedi biriktirmenize bir şey demiyor muydu? Diplomatik bir şekilde arkadaşlarımı da dahil ederdim fakat ailem bir süre sonra benim için endişelenmeye başladı. Birkaç kere psikiyatriste götürüldüm. Bu acaiplikler ergenliğe girdiğimde sona erdi. Çocukluğumda hep hastaydım. Hep tuhaf sanrılar görürdüm.

Ne gibi hastalıklar geçiriyordunuz? Otointoksikasyon, otonom dengesizlik, gastrit, karabasan, yüksek ateş…

Otointoksikasyon mu? Kendini dışkınızı mı yediniz? Hayır. Asetonemik kusma veya döngüsel kusma sendromu bu. Strese bağlı kusma.

Nasıl para kazanıyorsunuz? 80’lerden beri Sesle uğraşıyorum. Çalışırken de devam ettim. Ama son beş senedir müzik ve resme odaklanmış durumdayım. Karım çalışıyor, aylık gelirimizi o sağlıyor; dahası arkadaşlarım da zaman zaman bana destek oluyor.

wataru (5)_croppped
a dissected Painting by Wataru : 母子像

Resimlerinizle ne alıp veremediğiniz var? Performanslarımda birkaç tanesini yokettikten sonra kendi odamda yeniden oluşturmayı denedim. Bu resimleri sürekli yokedip yeniden yapıyorum. Acımasızlığa maruz bırakıyorum ve ardından tedavi ediyorum.

Skype’tan görüşme yapmamanız beni şaşırttı. Yeni teknolojilerden çekiniyor musunuz, yoksa itici mi buluyorsunuz? Yeni teknolojiler her ne kadar ilgimi çekse de, sırf hayatı kolaylaştırma/ basitleştirme amacıyla geliştirilen teknolojilerle pek ilgilenmiyorum. İlk etapta aptalca gelen şeyler yapmayı, yeni teknolojileri yanlış kullanmayı seviyorum. Ayrıca insanın kolaylığa ve pratikliğe alıştıkça ilkel sezgilerini kaybedeceğine de inanıyorum.

Hiç Japonya’nın dışında yaşadınız mı? Yirmilerimin başında Bali’de bir ay kaldım. Sihirli mantarları deneyimlemek için gitmiştim, ayrıca 2005 yılında İsviçre’de bir ay kaldım.

İsviçre ile Japonya arasında ne tip farklılıklar dikkatinizi çekti? İsviçre’de eski ve tarihi birçok şey halâ ayakta. Japonya’nın şehirlerinde eski bölgeler hep yok olmuştur. İsviçre temiz ve zarifti. Japonya’dan daha güvenli bir yer olabilir ama bana göre bir yer değil, ben daha berduş yerleri seviyorum.

Japon olduğunuz için memnun musunuz? Japonya’da yaşam benim için acı verici. Ama kültürü ve iklimini seviyorum.

Madem kültürünü ve iklimini seviyorsunuz, Japonya’da acı verici dediğiniz şey ne?Japon kültürünün, maneviyata çok önem verdiğini düşünen birçok insan var. Halbuki bu kültürün sadece bir yönü, bir de materyalist ve açgözlü yanı var.

Pornografi ve şiddete her çeşit toplumda rastlıyoruz, Japonya için ne söylersin? Bu anlamda Japonya da diğer ülkelerden pek farklı değil. Ama Japonya ayıp ve utanç kavramlarına duyarlı bir toplumdur, gelenekseldir. Pornografi ve acımasızlık, her zaman içe dönük kişilerde ortaya çıkıyor, çoğu bunu uzun süre saklı tutuyor. Mutsuz bir pornografik anlatıma günümüzde çoğu festivallerde ve hatta ürünlerde bile rastlamak mümkün. Sansür kurallarının Japonya’da pek yeri yok. Okuyucunun kendi kendine uyguladığı bir otosansür var. Japon medyası şehveti körüklüyor ve insanlar gerçeklikte bu tarz şeyler ister hale geliyorlar. Bence Japonya bir sanatçının yaşaması için zor bir coğrafya. Devletin yahut yerel yönetimin sanatçıyı destekleyen bir sistemi yok ya da yetersiz. Bu ülkede adalete doğrudan bağlanan tek şey ise para.

Ne gibi sesler ilginizi çekiyor? Yaşayan şeylerin sesi. Yemek yerken şapırdayan ağzın sesi. İnsanların tuhaf konuşmaları ve davranışları. Doğa üstü sesler, kelimenin sesi, çocuklardaki ses, delilerin çıkardığı sesler. Hava ve su sesi. Koro sesleri, tesadüfen oluşan kalabalık sesler. Yumuşakçaların çıkardığı kedi benzeri sesler, köpüklerin birbirine sürtünmesi, böceklerin şarkı söylemesi, radyodan yayılan gürültü… Bu biyonik sesler benim takıntılarım, bozuk makinelerin çıkardığı sesler, tesadüfi bir yapıya sahip şok edici sesler. Kan kokusunu çağrıştıran sesler, bunlardan tatlı bir gerginlik alıyorum. Ölüm düşüncesi bizleri her ne kadar huzursuz etse de yaşantımıza anlam katan yegane unsur, yaşamın esasları.

Katılıyorum! Peki hangi müziklerden hoşlanırsın? Çeşitli müzikler dinlerim. Harsh Noise veya çok fazla stilize edilmiş Drone müzik ile ilgilenmiyorum. Herkesin hoşuna giden müziklerden uzak duruyorum. Rahatsız edici şeylerle duyuları uyarmak istiyorum. Hermann Nitsch veya I.Dumitrescu’nun işleri haricinde harsh noise veya drone ile pek ilgilenmiyorum. Onların insana dokunan, tekrarlayan, Karma’yı hareketlendirip temizleyen işlerini seviyorum. Müzisyenlerin kendilerine özgü eşşiz yönlerini ispatlayan çalışmalarını seviyorum. Özgün beyinlerin, Karma ile bilinçaltı düzeyde mücadele ettiğini düşündürüyor. Selten Gehörte Musik, Caroliner Rainbow, Psychodrama, Suckdog, Costes, Sarenco, Wolf Vostell, Wild Man Fischer, J.S. Bach, Colette Magny, The Ritualistic School Of Errors, Hovlakin, Zurich 1916. Müziğin ilkel sihirini açığa çıkaran işler yapıyorlar. Ayrıca onlar kimseye övgüler düzmeyen yegane insanlar. Onların müziği bana cesaret veriyor.

kaynak: vice magazine, Şubat 2010, Türkçesi: Erman Akçay

 

GROUP ThERRORPY 2. with yoki obara 1
GROUP ThERRORPY with Yuki Obara (2004)

 

Tanrının bedenleşmesinin aczine düşmüş insanı parçalayıp, incelemek ve yeniden inşa etmek için fantezi ile çarpışan farklı bir gerçeklik yaratıyorum.

Bu çarpışmanın sonucu taze yara açığa çıkıyor.

Bu yara, kapanıp tamamlanmaya çalışıyor.

Öldürülmüş, parçalanmış ve yerinden sökülmüş resim; öldürülmüş, parçalanmış ve yerinden sökülmüş müzik.

Tanrının bedenleşmesinden kurtulmak için;

Kendim olmak istediğim için.

Sonrasında parçalara ayrılarak evrenle birleşeceğim.

Ruhumuz baskıya maruz kalıyor. Bu baskıcı sistemi karıştırmak ve yıkmak istiyorum; ‘belirsiz bir varoluşa’ biçim veriyorum.

 

03
簡易剖検を伴うハリボテエクソシズム ThERRORPY no.9 Otopsi ile Şeytan çıkarma ayini, Out-Lounge Otsuka, Tokyo 2005

 

In order to dissect and reconstruct the human being invaded by “embodiment of God.”

I make a reality collide with a fantasy
Fresh wound is made to appear as a result of the collision
By the actuality of the wound, it closes in upon human’s figure injured by “embodiment of god”, and tries to accomplish the likeness

killed,dissected and discarded drawing & painting.
killed,dissected and discarded music

In order to drive out embodiment of God.
As I want to be myself
Further when or I am disassembled and I becomes a part of universe

Wataru Kasahara, August 2012

 

sunset“I am a self-educated artist, also I’ve been always had a tendency for ‘vision’, I often witnessed strange creatures and ghosts who were appearing then disappeared, I also did their drawings.”

Xavier-Gilles Néret: As an artist, are you an isolated person or you feel yourself as a member of any community?

Wataru Kasahara: I am always an isolated person as an artist. But there are few people who support my art. Firstly Pakito Bolino who is discovered my works, also Stéphane Blanquet published my debut-solo book. There are only few artists I feel close to myself in Japan. Currently, I am starting a group named AMENONUVOCO with Tomo Hatori, Akiko Naito. This is a group that produces a composite work of artwork and musical material. Amenonuboko is a Japanese “myth” that Izanagi and Izanami gods used to stir chaos and create land and country. I do not want to make sense with the image of God so much, but please think that it means the degree of ‘mixing chaos and making a work’. I changed the spelling of Amenonuboko to Amenonuvoco because I had that intention.

You have several ways of expression like drawing, making noise and painting. Do you have other ways of expression like literature or sculpture;  also do you think one way of expression is more important for you like music or visual arts? I acquire images from “the world and the universe” as “pain of the universe“, especially pain sensation, and embody them as works within the scope of my ability. If the received image is suitable for visualization, it becomes a visual work such as paintings and Obje, and if it comes to be heard as music, it drags instruments and junk, draws into the physical dimension, becomes a music work.

I’m also writing, but I can not write at the level of revel that I can show to others yet.

And, my performance named ThERRORPY (A coined word that combines therapy and terror)  is mainly done as part of the process of drawing paintings. The paintings are damaged by the museum and the audience who conveyed my instructions, using the painting in the middle of the production for the stage equipment. Damaged paintings will be brought back, far away from the original meaning and image by the image derived from the damaged part. In most cases this process is repeated several times. In order not to bind the work with its own meaning, Fertile, ruins of meaning: empty vessels”.

 

wataru_double_01
ThERRORPY retolt mandala (Wataru Kasahara/ Akiko Naito/ Takeshi Kobayashi/ Yuki Obara/ Mamoru Narita) with Ayumi Nomura (2005-2006)

Performance documents (photos and sounds) and pictures of paintings work are also materials of other works. For me, all the pieces are equally important. I make up the vision that appears before the concept and draw the drawing. The drawing is a design drawing of my work and it is also the first signpost.

 

Invisible, ‘Karma’s incarnation

A ghost to materialize

Scraping of creatures caught in something

Inexplicable corpses

Handicapped body

Destroyed soul

A human figures as a scar itself

Surgically excised stress

 

The world is difficult to produce, and what is born is a lump of organs that is impossible, Only human figures of dysplasia. A high concentration curse buried in the strata of the history will access my brain and become  a tumor of the image and try to gain shape. I devised the expression method and cut out the tumor of the image to the outside. They become independent as works and gain soul . By doing so, myself will be saved.

The drawing is the cornerstone of my work. I visualize the pain of the world and express it venery. I constantly sense pain and pleasure as “skin of the universe”.

The tendency to visual hallucination starts from childhood. By the age of teens, I was shocked by the obscene graffiti I saw at the station building, and erotic elements started to add to the visual paintings I had drawn until then. From this time on, I will start production noisy sound works. At the age of 27, I started performance ThERRORPY (Coined word mixed with Terror and Therapy) as a “ritual” when painting. Many of these were done privately.

 

Wataru (1)
detail: Wataru Kasahara (2014)

In my work, sexual images are often drawn. It is sometimes violent. Man, woman, physiological monster drawn in the works, is my own alter ego and likeness of world. As “skin of the universe” I receive pain and pleasure and fix it as an image. At this stage, the image is in my brain as “physiological fantasy”. At the stage of drawing this, it interferes with material and collides with reality. The limits of my technique, the materiality of paper, pencil and pen are “reality” in this case. The fantasy that collided with the reality does not remain in its original shape. It is a “tumor of the image” which was damaged at the time of removal. What is recorded is “wound after the collision of fantasy and reality”. I hope that it will be presented as an actual wound. The drawing is a design drawing of all my work.

My other work uses sounds in performance, making sounds by making sounds of performance as materials, makes sound works, painting paintings on the scene of the performance as a stage device, making myself and the audience dirty, inflating the stains and scratches from new scratches and repeating scribing, With photographs of performance and paintings and private pictures as materials it is made into digital works, print it out, draw from above and paint, In other words, we have the concept of which form of expression is the main, which representation is obedient, and the concept of questioning original and copy problems. My work is desirable to be an empty vessel dedicated to “former presence , presence  who are not shaped beforehand, those who long for shape”. It is a work whose meaning was invalidated rather than by duplication or branching of excessive meaning. As a fertile, ruin of meaning, “like-flesh vessel”. But I am not a slave to the concept. I get a reliable subjective reality through contact with the universe. It conflicts with a more calmer objective reality and manifests itself on the works.

Are you self-educated? I am a self-educated artist, also I’ve been always had a tendency for ‘vision’, I often witnessed strange creatures and ghosts who were appearing then disappeared, I also did their drawings. When I was an elementary school student, I gathered corpses of small animals, sometimes killed frogs and fish, cut them with scissors, deformed them, tied them with threads, tied up beautiful pebbles and flowers, narrow cut bandages, etc., I put it in a bottle containing dissolved water. I dig a hole in the garden, put it there and put a stone on it, sometimes watching them so that they are not found by adults. However, they rotted after a couple of days, and I regularly repeat that act. It was something like an obsessive act, when I was a junior student at high school, naturally disappeared.

 

Wataru (2)
detail: Wataru Kasahara (2014)

Your paintings and drawings where presented in Heta-Uma exhibitions in Marseille and Sète (2014-2015). What do you think about Heta-Uma?  Heta-Uma is a very interesting concept. I was shocked by many bad scribbles I saw when I was a boy in town. They felt uncomfortable and sometimes even fear. It was physiological discomfort. Since around mid-teen age, I thought that graffiti seen in town has a function to shake the sense of people, and incorporate that heta-uma element into my work. Heta-Uma holds the vividness that shakes people’s senses.

Would you say that you have a ‘master’ or ‘masters’? My idols were surrealists such as Dali, Ernst, Bellmer and others, but in the mid-teens, I was shocked when I saw the Francis Bacon exhibition and in almost the same time Otto Muehl‘s movie ‘Zock Exercise‘ I saw a strong sympathy. When I was in my thirties, I interacted with Otto via e-mail and a letter and got his small book (art book) depicting the drawing of Otto handdrawing. Since 20’s, I am into European painting, especially I was attracted to the Bruegel family, Matthias Grünewald, Diego Velazquez. And a Dutch medical scientist Frederik Ruysch, Jan Swammerdam. I can only say that it is affected by all the people I like and dislikes I have ever seen or heard. However, to speaking with a strong, I have a special attachment to Francis Bacon and Otto Muehl. Their violent approach to painting was affected. I am incorporating violent works in the process of production, but in many cases, the finishing will be done delicately. The adoption of elements from cartoons and ukiyoe started in about mid 30’s. I think that this made my work look somewhat pop.

Occidental culture seems to be important for you. What is your link with Japanese culture and arts like ukiyo-e, manga..? I am interested in the production environment of Western, especially medieval painters. How did you draw between the relationship with the powerful person, the conflict in it, between religion and imagination? Even in Japan, there was a fight of power and art. Japanese art is familiar to me. However, it is too familiar and I usually think about it. Hell picture I saw in books when I was a child, Illustration of Gojin Ishihara and cartoons of Shigeru Mizuki gave me the first inspiration. Modern painters do not feel hell as close to a medieval painter. Once I tried drags, staying in the mountain, hopping the dangerous town, I tried the sensitivity of the antenna as an artist. As a result, I introduced “virtual hell” = “ThERRORPY” to the picture making process. It was an important process for me young. I start with Japanese Buddhist paintings, I believe that Ukiyo-e Culture has become a caricature and a miserable picture and is linked to contemporary manga. I think the history of western painting in Japan exists in another context.

I think that rational morality in the West is undermining the oriental polytheistic spirituality. This is because our society is also good compatibility with “compulsive moral”. About this area, it is very difficult to explain. I want you to understand that I am not a racist. I call this “compulsive moral” temporarily “physicality of God.” I fought with this “physicality of God”. We have to empirically create “self morals” after acquiring morals with modelers as model cases.It is inherently irrelevant to existing good and evil.

When I was young, I liked Kamen Rider. However, I’m more of it’s monsters than hero. The character I particularly liked was Shinigami Hakase. I admired him very much, thinking that he was making monsters. My origin, the origin of the compulsive “dead body work” may be influenced by Shinigami Hakase. When I was young, I wanted to become a mad scientist in the future. I wanted to make monsters made from human beings. While deforming the dead body of small animals, I feel like I was looking for “the place of life”

Did you ever draw “King of Flies”? I drew a few “king of the flies”, but I did not publish it, almost discarded it. Even if I draw him in the future, I will not announce it. That is because it belongs to the secret. Some of the content of dialogue with him must also be kept secret. They are very immoral and unpleasant content. Meanwhile, in my music work there are several songs with the theme of the king of flies. One of them is included in the already released CD-R album “Mythos“.

One day, you wrote me : “I (and my pal) made experiments on our own body,from 1989 to 1996.” When you write ‘my pal’, what did you mean? Was it a friend? My pal is the man I met in my high school days. He was interested in psychology and philosophy. We were inspired by Sigmund Freud, Carl Gustav Jung, Wilhelm Reich and were influenced by Friedrich Nietzsche, Diogenes, Socrates. Under the influence of them, we conducted various discussions and expressed activities. However, many of them were private performance, cooperative production and disposal of paintings and sentences, on the spot as game-like and meaningless. We performed a lot of improvisation and some of it was recorded. During these acts, we occasionally used drugs.

Do you remember the name of the man with who you made experiments on your own bodies from 1989 to 1996? His name is Ichiro Kawamoto. I do not know what he is doing now. We shared too much knowledge, no longer needed conversation, we talked with each other, and stopped interacting around 1997.

When you have been shocked by obscene graffities, was it in Tokyo? In Tokyo, Saitama Prefecture where I grew up, and travel destinations, there was obscene graffiti that shocked me. These graffiti were found mainly in the toilet of the station, the toilet in the park, the station building in the local city, and so on. Many of these scribbles were drawn with a magic pen or a pencil and were very bad pictures but they were fresh. Especially the graffiti that influenced me is a poorly drawn picture that was drawn on the wall of the station building of the train station on the train going to Tochigi’s grandfather’s house. That graffiti was drawn with a pencil. It was a figure that a half-naked girls student was facing backwards and opened legs, drawing a girls student who was forced to open to someone, facing the front. This graffiti was small. To my surprise, this graffiti remained without being erased for more than 10 years, as far as I know, but it disappeared due to renewal of the station building. This station is “Aioi”, a small station in the country.

 

wataru profile
Wataru Kasahara
 
*This interview was actualized between Wataru Kasahara and 
young French philosopher Xavier-Gilles NERET by e-mail in 2018- 2019

for artist’s several book releases:

Psychic Mucus

Haritsuke

MANGARO HETA UMA

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s