LINKIN PARK: YENİDEN

Linkin Park: Unshatter / photo by Jimmy Fontaine

Belgeselle ilgili itirazlar bir tarafa, müzik bir tarafa. Yeni kadro da yeni şarkılar da çok iyi çalışıyor. Canlı performansların araya serpiştirilmesi de filmin en hoş taraflarından biri; kimi anlarda gerçekten konserdeymiş hissine kapılıyorsunuz.

–Gökhan Gençay

Linkin Park: Unshatter’ı izlemiş bulunuyorum, sayın okurlar. Alışık olduğumuz tarzda çekilmiş; fazla numarası olmayan, falsolardan arındırılmış, tertemiz, gıcır gıcır bir belgesel. Aralara da gayet iyi canlı performanslar serpiştirilmiş. Film boyunca Linkin Park üyeleri, Chester’ın intiharının ardından nasıl yeniden bir araya geldiklerini, grubu tekrar ayağa kaldırma fikrinin nasıl doğduğunu ve sonunda yeni bir maceraya yelken açmaya nasıl karar verdiklerini anlatıyor. Biz de bu yeniden kuruluş sürecine parça parça tanıklık ediyoruz.
Uzun uzun yazmayacağım; filmden çıkardığım sonucu birkaç maddede toparlayayım.

Mike Shinoda meselesi.

Mike Shinoda bende oldum olası biraz sinsi, fazla kontrollü, hesapçı biri izlenimi bırakırdı. Bu belgesel de o izlenimi pek dağıtmadı, hatta yer yer güçlendirdi. Grubu bir müzik topluluğundan çok, vizyonunu ve yönünü bizzat belirlediği büyük bir şirket gibi yönettiği hissine kapıldım. Masanın başındaki CEO kim diye sorarsanız, cevabı çok net.

“Biz sadece kendimizi ifade etmek ve müzik yapmak istiyoruz,”

“Biz sadece kendimizi ifade etmek ve müzik yapmak istiyoruz,” romantik argümanı pek inandırıcı değil. Linkin Park ölçeğinde, milyonlarca dinleyicisi olan devasa bir grubun aldığı kararların yalnızca “içimizden böyle geldi” düzeyinde şekillendiğine inanmak zor. Film sürekli sanatçı romantizmi üzerinden konuşuyor: Yeniden yaratmak, birlikte üretmek, müziğin çağrısına kulak vermek vs. Ama ekranda gördüğümüz süreç bunun aynı zamanda son derece profesyonel, planlı ve endüstri standartlarına göre yürütülen bir yeniden yapılanma olduğunu açıkça hissettiriyor. Söylem başka, pratik başka.


Emily ve Colin’in gruba kabul edilme süreci sıkıntılı.

Bu bölümde biraz fazla “siz efsanesiniz abi,” havası seziliyor. Yeni gelen iki kişinin kendilerini kabul ettirme çabasında hayranlık, çekingenlik ve sürekli onay verme hâli o kadar görünür ki yer yer rahatsız edici oluyor. Elbette Linkin Park gibi dev bir yapının içine sonradan girmek kolay değil, ama film bunu gizlemek yerine neredeyse olduğu gibi gösterdiği için aradaki güç dengesi de epey net biçimde ortaya çıkıyor.


“…this is the story of how we started over.” -Linkin Park

Filmin en büyük eksiği Chester.

Belgeselde grubun yaklaşık yedi yıl süren döneminden sık sık “büyük yıkım”, “acı”, “kaos” gibi ifadelerle söz ediliyor. Fakat bu dönemin neden bu kadar ağır yaşandığına, yani Chester’ın intiharına yeterince alan açılmıyor. Oysa grubun sessizliğe gömülmesinin, dağılma noktasına gelmesinin ve yıllarca ne yapacağını bilememesinin merkezinde hepimizin bildiği o büyük kayıp vardı. İnsan ister istemez şunu soruyor: E, bir zahmet biraz daha o meseleyi işleseydiniz! Bu kadar belirleyici bir travmayı birkaç kontrollü cümleyle geçmek filmin en belirgin eksiği.

“Neden hâlâ Linkin Park?” sorusunun cevabı zayıf kalıyor.

Mike, Linkin Park adıyla devam etme kararını kabaca “yeni şarkılarımız da Linkin Park gibi tınlıyordu” fikrine bağlıyor. Bu kadar tarih, bu kadar sembolik ağırlık, bu kadar büyük bir hayran kitlesi ve Chester’ın bıraktığı miras söz konusuyken bu cevap fazlasıyla basit. Yeni bir isimle devam etmek yerine neden özellikle Linkin Park adının korunması gerektiği, filmin üzerinde daha fazla durması gereken temel meselelerden biriydi.

Ama bütün bunlara rağmen yeni Linkin Park gayet iyi.

Belgeselle ilgili itirazlar bir tarafa, müzik bir tarafa. Yeni kadro da yeni şarkılar da çok iyi çalışıyor. Canlı performansların araya serpiştirilmesi de filmin en hoş taraflarından biri; kimi anlarda gerçekten konserdeymiş hissine kapılıyorsunuz. Belgeselin tartışmalı taraflarını bir kenara koyduğunuzda, grubun hâlâ sahnede çok güçlü olduğu da açık.

Ve son olarak: filmin finalinde Linkin Park’ın ilk dönemlerinden kalma, el kamerasıyla çekilmiş bir “A Place for My Head” provası var. Sakın kaçırmayın. O görüntünün pürüzlü, amatör hâliyle karşılaşıp genç Chester’ın o benzersiz sesiyle çığlık attığını duyduğunuz anda filmde eksikliğini hissettiğiniz her şey bir anda geri geliyor. O birkaç dakikada geçmiş, kayıp, grup kimliği ve Chester aynı yerde buluşuyor. O anda gözyaşları fora, şimdiden söyleyeyim.

NOT: Koca sinema salonunda toplam izleyici olarak yedi kişiydik. O yedi kişiden üçü de yapımın Linkin Park’ın hikâyesini anlatan bir kurgu film olduğunu sanarak gelen üç üniversite öğrencisi gencoydu. Kendi aralarında bağıra bağıra o kadar çok konuştular ki, bir noktada “Kardeşim konuşmak istiyorsanız, çıkın dışarıda konuşun, yettiniz artık!” diye onlara çıkışmak zorunda kaldım. İşte filmin izlyeyici profili de budur! Velhasıl, kısa zamanda gittiniz gittiniz, yakında vizyondan kalkma olasılığı yüksek.


No Woman, KOZMİK YIKIM

Kozmik Yıkım, Salon konserinden (2017)

Özgür müzik konseyinden sahneye bomba gibi düşen rock’n roll üçlüsü Kozmik Yıkım, 2016’da yayımladıkları ‘Semt, Drugs & Rock ‘N’ Roll’un ardından 2018’de sistem karşıtı sözleriyle sekiz parçalık ‘Ruhunu Bize Sat’ albümü, 2021’de ‘Gittiği Yere Kadar’, 2023’de ise ‘Öyle Ölmem’ albümüyle dinleyicilere meydan okumaya devam ediyor.

Kozmik Yıkım’ı ayrı bir keşif olarak paylaşmak istiyorum. Bakırköy’den, bizim muhitin çocuklarıymış Ozan Çam (gitar/ vokal), Ali Cem Öztürk (bas gitar) ve Fırat Can Yılmaz (davul)’dan oluşan bu nadide punk grubumuz. İkinci albümleri Ruhunu Bize Sat’ı yayınlamışlar bile. İkinci albümde radara girmek başka, iyi bir albümü bu vesileyle tanıtmak bambaşka. –Sinem Vural

Filmed at Kadıköy Sahne, Istanbul (May 2, 2018)

No Woman, KOZMİK YIKIM !!

Kozmik Yıkım // 23.12.2016 // kargART

Kozmik Yıkım (2025)


Türkiş Garaj Gürültüsü

Kafadan Kontak Records

17 parçadan oluşan “Türkiş Garaj Gürültüsü” adlı derleme Rashit ve Reptilians From Andromeda topluluklarının gitarcısı Tolga Özbey’in başının altından çıkmış. Konsepti belirlemiş, basma yayma gibi işin mutfağını üstlenmiş, bir de 1999 yılında yaptığı bir kolaji kullanarak kapak işini halletmiş. İlki RFA albümüydü, İstanbul merkezli markanın. İkinci neşriyatı ise “Türkiş Garaj Gürültüsü”

Daha ziyade dijital platformlarda hareket gören bu tür müzikler için sadece sembolik olarak 100 adet CD üre- tilmiş; imece usulü bir ses getirme eylemi ve olası konser dayanışmalarını ateşlesin babından. İçindeki topluluklar çoğunlukla daha önce bir yerlerde yayınlanmamış eski-yeni birer şarkı ile katılmış. Pek çoğu da lo-fi ev kayıtları; yani bir manada sanat tarihindeki DIY (do it yourself) eyleminin müzikteki yansıması. Kozmik Yıkım’dan The Raws’a, Bam Bam Bam’dan Al’ York’a, Rumblefish’ten Tembel Cızırtı’ya.

Burada surf, rock, rock’n roll, garaj ve punk ekiplerinden oluşan konseptle, memleketin yeraltı müzik sahnesine dair fikir oluşturan ufak bir envanter oluşturulmuş. Bir kulağımızı alttan gelen seslere vermekte fayda var; zira son yıllar iyiden iyiye hareketlenen yeraltı sahnesi sesini yükseltiyor. –Murat Beşer


SEMT, DRUGS & ROCK’N ROLL
Kozmik Yıkım 2023

➫ ÖYLE ÖLMEM

➫ KOZMİK YIKIM


Müzik Değil, Müzikomani: HARMAN

5 TEMMUZ X25

Yerel sahnede, politik etkiler yüzünden bir çekingenlik hakim. Bu güncel politika, birlik olma durumumuzu da etkiliyor. Bizleri bölmeye, izole etmeye çalışanlara boyun eğmeye gerek yok, bir arada olduğumuz müddetçe mevcut iktidardan daha güçlü ve akıllıyız. Birilerinin sesinin daha çok çıkıyor olması, haklı oldukları anlamına gelmiyor. –ASTRo DehAN

2022’de Deniz Hale Durakbaşı ve Dehan Kılınçarslan (Destroy Earth, BABA SAD) tarafından kurulan grup, 2024’te daha önce Duhul ve Slug Salt Lava gruplarında davul çalmış olan Can Kurtoğlu ve Mutaf’ın katılımıyla bugünkü halini aldı.

İlk single’larını çıkarmadan önce İstanbul’da KargaArt, Dorock Heavy Metal Club, Bina Moda; Ankara’da Kült Kavaklıdere; Eskişehir’de Orfe gibi sahnelerde konserler vererek yeraltı sahnesinde sadık bir dinleyici kitlesi edinen HARMAN, sahnedeki ritüelistik enerjisini artık kayıtlarına taşıdı.

Suffer, stoner metalin sürükleyici groove’unu doom geleneğinin karanlık ve ağır dokusuyla birleştirirken; saykodelik atmosfer, gerilimli geçişler ve sahnede ritüele dönüşen o toplu hissi stüdyo ortamında da koruyor. Tematik olarak insanın yalnızlığı, zihnin kırılganlığı ve dünyanın çürümesi gibi eksenlerde dolaşan EP, dinleyiciyi ortak bir yüzleşmeye çağırıyor.


“Suffer” from the album Suffer, was recorded live in 2025 at No:5 Studio for the HARMAN Live Session


Since 2017, Destroy Earth is warming up for their debut album.

‘DEATH’ Single by HARMAN / 2025

In the Twilight of the Machines

Stoner Metal from İstanbul

Destroy Earth instrumental psychedelic rock diye tanımlayacağım içinde prog rock öğeleri de olan bir gruptu. Yani prog rock’ı da pek geride bırakamadım. HARMAN’da bazen bu yüzden ekiple uyuşamadığımız zamanlar oluyor. HARMAN öncesi Brek, Apartmanlar, Ağaçkakan gibi projelerde çaldım, solo projelerimi yayınladım. Şimdi ise genre’ların ötesinde BABA SAD ve HARMAN gruplarıyla devam ediyorum.

Albümde yer alan 4 şarkıyı evde besteleyip, demo olarak kaydettim. Bu demolar, pek çok açıdan bize güzel bir yol haritası çizmiş oldu. Birlikte çaldıkça bu şarkılar da değişti, gelişti ve HARMAN’ın kimliğini oluşturmaya başladı. Sonrasında stüdyo çalışmalarında, yarı doğaçlama, yarı “böyle bir şey nasıl olur!?” diyerek, kolektif bir şekilde beste yapmaya başladık. Gerçekten bu ortak çalışma pratiğini geliştirdiğimizde Death ve Lava da ortaya çıkmış oldu. Birlikte ürettiğimizde müzikal olarak hem daha tutarlı, hem daha zengin şarkılar yapmaya başladık.


Destroy Earth’dan Dehan Kılınçarslan ve Kozmik Yıkım’dan Ozan Çam / 2017


Hale on the Bass / photo by Deniz Kıvılcım / 2025 Karga-Art

“Lava” from the album Suffer, was recorded live in 2025 at No:5 Studio for the HARMAN Live Session.

HARMAN at Karga / Şubat 2025

“Allah sonumuzu hayır etsin…” –mUTAF

“İlginç bir şekilde elektronik müzik dinleyen bir dinleyici kitlemiz de var. Stoner dışında psy dinleyenler de konserlerde bayağı eğleniyor. Genelde düğünlerde eğlenmeyi seven bir arkadaş grubum var, ilginç bir şekilde asla metal dinlemeyen bu kitle bile HARMAN dinliyor.” –HALe / Kaynak: voodoonoise.com

➫ SUFFER !!

➫ HARMAN

MUSIC-O-MANIC STONER ABYSS