Kader Genç, Kağıt ve Bâtıni Üzerine…

Kader Genç 13
Kader Genç ‘İsimsiz’ Kağıt üzerine suluboya guaj, 24x32cm, 2018

“Her şey Batıni! Ve hüzün… Hüzün en büyük muhalefettir şimdi.”

Hepimizin kendini rahat, kaygısız ve samimi ifade edebildiği bir alanı, özgürce oynayabildiği bir bahçesi vardır. Kendisini resimle ifade etmeyi keşfettiğinden beri çizerek not almaya alışık olan Kader Genç bu sergisinde, sadece kendisi davet ettiğinde, paylaşmak istediğinde görülebilen kâğıttan bahçesini izleyiciye açıyor. Ortaya koyduğu işler hem plastik hem içerik anlamında ressamın bütün sıkıntılarını, denemelerini, arayışlarını, meraklarını içeren, kural tanımaksızın, tekrar tekrar yapıp bozarak çıkardığı işler. Kaderin son derece içe dönük bir üretim sürecinin sonucu olan kâğıt işlerinde hem kendi ile hem de dünya meselelerine yine içerden bir eleştiri getirme kaygısında olduğu aşikâr. Kader her şeyin çöktüğü, yıkıldığı ve bozulduğu dünyayı, yakılıp yırtılabilen kâğıtlar üzerinde parçaladığı ve çarpıttığı figürlerle ortaya koyuyor ve bunu yaparak resmiyle beğeni kazanan değil rahatsız eden olmayı göze alıyor. Ressam bu işlerinde dünya sancısını, kendi sancısıyla birleştirerek izleyeni sarsılma ve yüzleşmeyle baş başa bırakıyor.

 

Kader Genç 29
Kader Genç ‘İsimsiz’ Kağıt üzerine suluboya guaj, 24x32cm, 2017
Kader Genç 31
Kader Genç ‘İsimsiz’ Kağıt üzerine suluboya guaj, 24x32cm, 2018

Kader’in iç dünyasına samimi bir davet olan bu sergi, aynı zamanda ressamın çok yönlü arayış sürecini izleyenle paylaşma niteliği taşıyor. Ressam temalar arasında bir geçiş yaşarken, plastik olarak da bir takım bükülmelere, eğilmelere izin veriyor ve resmindeki biçim bozulmaları artıyor. Kader figürü olabildiğince parçalayıp, hatta zaman zaman ajitatif seviyelerde bozarak, yeni bir düzenleme arayışı içerisine giriyor.

 

Kader Genç 05
Kader Genç, ‘İsimsiz’ Kağıt üzerine gommelaque guaj ecoline, 64,5x50cm, 2018

Arayış sürecinin tüm karmaşasına rağmen sergide yer alan resimlerde sürekliliğini koruyan belli başlı unsurlar var: zamansızlık ve mekânsızlık, çıplaklık ve hüzün. Bu unsurlar ressamın geçiş süreci ile doğru orantılı olarak var oluş biçimlerini değiştirse de yerini asla terk etmiyor.

 

Kader Genç 25
Kader Genç ‘İsimsiz’ Kağıt üzerine suluboya akrilik, 24.5×18.8cm, 2018

Zamansızlık ile başlayacak olursak, Kader‘in resimlerinde var ettiği ışık hiçbir zamana ait değil, sabah mı, akşam mı, gece mi izleyici asla bilemiyor. Bununla birlikte işlerde sadece bir sandalye, bir yatak, bir koltuk gibi modeli taşıyan objeler dışında mekâna dair hiçbir ipucu bulunmuyor. Sergi boyunca bir rüyanın/ kabusun içinden geçme hissi hüküm sürüyor. Kader’in resimleri bizim olan ama olmayan bir zamana, bir mekâna, bir dünyaya ait. Bu İşler sadece Kader’in rüyasının, kâbusunun, kurgusunun ışığında, zamanında ve dünyasında var oluyor.

 

Kader Genç 50
Kader Genç ‘İsimsiz’ Kağıt üzerine desen ecoline suluboya gommelaque, 18.8×24.5cm, 2018
Kader Genç 22
Kader Genç ‘İsimsiz’ Kağıt üzerine suluboya, 18.8×24.5 cm, 2018

Çıplaklık Kader‘in diğer temalarında da sık sık karşımıza çıkan bir öğe. Ancak ressam bu sergisinde çıplaklığı artık yalnızca bütünlük ve beden üzerinden ortaya koymuyor. Doğa karşısında çalıştığı işlerde daha sakin bir tavır, kendini daha az hissettiren bükülmeler ve beden bütünselliğini koruyan figürler üzerinden kendini gösteren çıplaklık, ressamın son işlerine doğru daha agresif bir plastik teknik, deformasyon ve parçalanmış veya tamamlanmamış figürler üzerinden var oluyor.

 

Kader Genç 04
Kader Genç ‘İsimsiz’ Kağıt üzerine desen ecoline suluboya guaj gommelaque yağlı pastel, 24.5×18.8 cm, 2017
Kader Genç 01
Kader Genç ‘İsimsiz’ Kağıt üzerine desen ecoline suluboya guaj gommelaque yağlı pastel, 24.5×18.8 cm, 2017

Sergi boyunca varlığını sürekli hissettiren diğer unsur olan hüzün de bu arayış süreci izleğinde yerini bırakmıyor ancak var olma biçimini değiştiriyor. Kader‘in önceki sergilerinde yer alan hüzün duygusundan ve sakin plastiğinden izler taşısa da bu sergi bir değişimin habercisi. Yine doğa karşısında çalıştığı işlerde tematik olarak izleyiciye aktarılan sade hüzün, serginin son salonuna yaklaştıkça yerini şiddetin içinden geçerek var olan bir hüzne bırakıyor. Ressamın yaşadığı sürecin sonlarına doğru temasında artan şiddet plastiğine de yansıyor. Figürün bütünselliğine sadık kalınarak yapılan işlerdeki form çarpıtma ve daha sakin bir üslup üzerinden izleyene geçen hüzün, parçalanmışlık boyutunda biçim bozma ve daha agresif bir üslup üzerinden izleyene hissettirilen, şiddet tabanlı bir hüzne doğru evriliyor. Tematik şiddet arttıkça, daha jestüel hareketler, daha esnek ve agresif sürüşlerin etkisiyle plastik şiddet de alanını genişletiyor. Ressamın resimlerinden geçen (ister sakinlik ister şiddet alt yapılı olsun) hüzün duygusu ve kendine verdiği (ister çıplaklığın bütünlüğü ister parçalanmışlığı üzerinden olsun) deformasyon izni, ressamın artık yaşayan bir şeyi resmetmekten çok resmettiği şeyi yaşatmak kaygısında oluşunun sonuçları.

Ressamın hem kâğıt işleri seçerek kendini daha rahat ve samimi olarak ortaya koyduğuna inancı, hem bir şeyi göründüğü gibi değil olduğu gibi, yaşatarak resmetme kaygısı, hem de bireysel ve politik eleştirisini içe dönük olarak resmetmesi…
Bununla birlikte şiddetin ve ona bağlı olarak hüznün içinden geçmek gibi sancılı bir süreci göğüslemeyi denemesi ve hüznün içinden geçebilmenin tek başına muhalif bir duruş oluşu…

Aklıma Batıni şiiri geliyor. Şiir şöyle başlıyor “Herşey Batıni! Göl, dibindeki batıktan başka nedir? Acılar derin ve siyah bayraklarını tekneme çeken beriydi.” Ve şöyle bitiyor “Her şey Batıni! Ve hüzün… Hüzün en büyük muhalefettir şimdi.”

 

Asya Tura, Gümüşlük, 2018

Kader Genç’in 4 Ekim – 3 Kasım 2018 “Kağıt” başlıklı sergisi için kaleme alınmıştır.

Şiir alıntısı: Hilmi Yavuz

*

Kader Genç 05
Kader Genç ‘İsimsiz’ Kağıt üzerine desen, 18.8×24.5 cm, 2017

ON PAPER…

We all have a space where we can express ourselves comfortably, carefree and sincerely, a back garden we can play freely in. In this exhibition, Kader Genç, who is accustomed to taking notes by drawing since he discovered that he can express himself by painting, is opening his back garden of paper paintings that can only be visited if he invites you there himself, if he wants to share it with you. His works are works created by reconstructing and deconstructing all the grievances, trials, quests, and enquiries of the painter without submitting to any rules, both in terms of plastic and content. It is apparent that these paper paintings, resulting from an extremely introverted production process, are also struggles of Kader concerning his issues with himself and the world. Kader depicts a world where everything collapses, falls to pieces with his disintegrated and distorted figures on papers that can be burnt and therefore, with his paintings he becomes the discomforting element, not one seeking acclaim. The painter has combined his ache with the world with his own pain and leaves viewers alone with shattering and confrontation.

A sincere invitation to the inner world of Kader, this exhibition shares the multi-faceted quest of the painter with the viewers. While the painter transits through themes, he allows certain bends and twists plastically and enhances the shape deterioration in his paintings. Kader tries to disintegrate figures as much as possible, sometimes at agitating levels and seeks a new arrangement.

Despite all the complexity of his quest, there are certain constant elements in the paintings at the exhibition: lack of time and space, nudity and sorrow. While these elements change their existence parallel to the transition process of the painter, they are always present in the paintings.

Starting with timelessness, the light in Kader’s paintings do not belong to any time, the viewers never know whether it is the morning, the afternoon or the night. In addition to objects that the model sits on such as a chair, a bed or a sofa, there are no clues regarding the space. The feeling of passing through a dream/nightmare prevails throughout the whole exhibition. Kader’s paintings belong to a time and space and a world that are both ours but not ours at the same time. These paintings exist in Kader’s dreams, nightmares, in the light of his construct, in his own time and world.

Nudity is another element often encountered in other themes of Kader. However, at this exhibition, the painter does not reveal nudity through integrity and body only. Nudity, which manifests itself through a quieter demeanor, with less visible twists and distortions while keeping the integrity of the body in his works in the presence of nature over figures, is depicted through a more aggressive plastic technique, deformation and fragmented or incomplete figures in his later works.

Sorrow, another element consistently existing throughout the exhibition, does not abandon this quest’s path but changes the way it exists. While it carries traces of sorrow and calm use of plastic than Kader’s previous exhibitions, this exhibition is the precursor of change. This plain sorrow that is transmitted thematically to the viewers in his works in the presence of nature evolves into sorrow that exists through violence as we approach the last hall of the exhibition. Violence, which increases towards the end of the painter’s process, is reflected onto his plastic as well. Sorrow, which passes to the viewers through form distortion by being loyal to the integrity of the figure through a calmer style, evolves towards a violent-based sorrow that is felt through distortions and a more aggressive style. As the thematic violence enhances, plastic violence extends its area with the effects of more gestural, more flexible and aggressive movements. The feeling of sorrow (whether based on tranquility or violence) passing through the paintings of the painter and the permission of deformation (whether over the integrity of or the fragmentation of nakedness) are the results of the painter’s concern to paint not a living thing but instead, live what he has depicted.

By choosing to work with paper, the artist expresses himself more comfortably and sincerely, and does not paint what he sees but the nature of the object, he paints his personal and political criticism internally…

However, he tries to withstand a painful process of passing through violence and related sorrow and passing through sorrow on its own is a defiant stance.

It reminds me of “Esoteric” poem. The poem starts with these lines “All is esoteric! What is the lake, if not the sunken wreck at its bottom. It was since the griefs raised their deep and black flags on my boat” and ends with these lines “All is esoteric! And sorrow… Sorrow is the biggest opposition now.”
Asya Tura

 

Kader Genç 04
Kader Genç ‘İsimsiz’ Kağıt üzerine desen, 18.8×24.5 cm, 2017

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s