BABA SAD: ÖFKE HEDİYE

BABA SAD ‘ÖFKE HEDİYE’

“Bu bizim için büyük, insanlık için önemsiz bir adım.” diyen grup, PuNk ROck’tan dans müziğine, psychedelic rock’tan görsel performanslara kadar uzanan çok katmanlı kayıt ve müzikal atmosferleriyle tüm duyuları hedeflediklerini dile getiriyor.

Rock’n Roll sahnemizin yükselen kafası BABA SAD, bu ay içinde yayınladıkları ‘Öfke Hediye’ ve anti-militarist tavrıyla kulağımızın pasını atmaya devam ediyor; Spotify harici tüm dijital mecralarda yerini alan albüm için “Bu bizim için büyük, insanlık için önemsiz bir adım.” diyen grup üyeleri, PuNk ROck’tan dans müziğine, psychedelic rock’tan canlı görsel performanslara uzanan çok katmanlı kayıt ve müzikal atmosferleriyle tüm duyuları hedeflediklerini dile getiriyor.

BABA SAD by Begüm KOÇUM


Fury, and intense anger, screamed at full force in your face! It’s not until the third song Kendin Ol that Baba Sad vocalist Dehan Kılınçarslan tones back on the force for a moment, a sentence or two. Three Turkish punks that scream about dented souls and the cruel society that produces them. And where many of these powerful punk albums usually become blunt because the walls of guitar noise keep up a same dulling effect, Baba Sad knows when to pull back on the force and opt for a bit of subtlety. And that’s when the groove picks up, takes over and has you dancing and jumping like a madman awaiting that moment when the walls come back in and tower over you. Case in point, the thrashy fifth track Ruşen, so wild, so fast and so furious. These young Turks throw caution in the wind, meaty bass work all over the place and high energy drum work that is always revving up your anticipation. Six tracks and almost twenty two minutes of sweat dripping punk, raw and intense. And this kind of music needs it raw, bloody raw… stonerhive


Sonsuz Gece (Live) by BABA SAD / 2025 Hexe Music

With roaring vocals, hypnotic drum beats and hair-raising bass frequencies, BABA SAD continues to attract attention with their energetic performances built on lo-fi garage / punk aesthetics.

Founded in 2020 by Dehan Kılınçarslan and Yağız Nevzat İpek in Istanbul, the band added Efe Sanlav to its lineup in 2022 and realized various performances and shows with artists from different disciplines. Describing their music as “rock music combining roaring vocals, groovy bass lines and hypnotic drums”, the band draws inspiration from genres such as punk, garage, stoner rock, as well as gopnik techno and psychedelic rock.


BABA SAD by Begüm KOÇUM

Ep’mizi HEXE müzik etiketi ile yayınlıyoruz, Murat MRT Seçkin ve Hatice Arıcı grubun ilk gününden beri yanımızda oldu. Bu desteklerini işbirliğine çevirebildiğimiz için de ayrıca bir mutluluk taşıyoruz. Şarkıları kaydettiğimiz gece bizimle olan onlarca arkadaşımıza, çıktığımız yolda bizimle yürüdükleri ve bize inandıkları için teşekkürler.

BABA SAD

baba sad öfke hediye


BABA LIVE

Baba Sad iki yıldır merakla beklediğimiz kayıtları sonunda halka açtı. Hepimizi nefrete değil öfkeye yönlendiren, dinledikten sonra “kahrolsun ..” diyerek sokaklarda bağırma ihtiyacı duyacağınız neredeyse ev yapımı, canlı kayıtlı bir ses bombası ile karşımızdalar. HEXE MUSIC

Baba Sad has finally released the recordings we’ve been eagerly awaiting for two years. They’re here with a homemade, live-recorded sound bomb that will inspire not hatred but anger in us all, a sound that will make you want to shout “damn you…” in the streets after listening to it.

Astro Dehan by Murky Charade, Ankara 2023

BABA SAD ÖFKE HEDİYE

for more info & contact BABA SAD


The Rest Is History: The Early Days of Jungle & Drum ‘n’ Bass

a new documentary on jungle and drum & bass’ early days

“Drum n Bass hayatımın çok büyük bir parçası ve Doc’n Roll ile yeni nesil raverlar/junglistlere bu müziğin kökenini anlatma şansı yakaladığım için çok heyecanlıyım” -Costigan

Jungle ve drum & bass’ın sahneye çıkış yıllarını konu alan yeni bir belgesel, İngiltere’deki seçkin sinemalarda ve Doc’n Roll TV üzerinden yayınlandı. Belgesel, Liverpool, Birmingham ve Brighton dahil olmak üzere birçok şehirde gösterime girdi ve 90’ların başında İngiltere’deki rave kültüründen filizlenen bu müziğin doğuşunu anlatıyor.


a new documentary on jungle and drum & bass’ early days

“Covid nedeniyle uzun yıllar süren yapım aşaması ve aksiliklerin ardından, filmimin İngiltere ve İrlanda’da gösterime girmesini desteklemek için İngiltere’ye seyahat etmekten gerçekten heyecan duyuyorum. Drum n Bass hayatımın çok büyük bir parçası ve Doc’n Roll ile yeni nesil raverlar/junglistlere bu müziğin kökenini anlatma şansı yakaladığım için çok heyecanlıyım” -Costigan

Müzisyen, DJ ve yapımcı Stickbubbly olarak da bilinen Peter Costigan tarafından çekilen film, çoğu daha önce hiç görülmemiş arşiv görüntüleri ile bu müziğin gelişmesine katkıda bulunan öncü isimlerle yapılan röportajları bir araya getiriyor. Jumpin’ Jack Frost, Ray Keith, Dillinja, Lemon D, Ragga Twins, Micky Finn, Paul Ibiza ve G.Q. gibi isimler, müziğin kökenleri, korsan radyolar aracılığıyla geçirdiği kültürel evrim ve nihayetinde dünya çapında bir fenomen haline gelmesini anlatıyor.

Kaynak: djmag.com / big thanx 2 GOLEM


Deftones’un Dönüşü: Private Music

Deftones ‘My Mind is a Mountain’

Kabuğunu At, Kendi Boşluğuna Kulak Ver!

Gökhan Gençay

Bazı albümler, seni içine çekmek için yalvarır. Bazıları ise yumruk gibi gelir, suratını dağıtır ve seni o enkazın içinde bırakır. Private Music ikinci kategoriye ait. Ama bu yumruk öyle rastgele savrulmuş olanlardan değil; tam çeneye oturan, planlı, hesaplı ve bir o kadar stilize bir aparkat.

Beş yılın ardından Deftones muhteşem bir geri dönüşe imza attı. Küçük harflerle, sessiz bir meydan okumayla karşımızdalar: private music.

Albümün ilk şarkısında “My Mind Is a Mountain” diye sesleniyorlar. Ve evet, zihin gerçekten bir dağa benziyor. Tırmanıyorsun, düşüyorsun, tırmanıyorsun, yine düşüyorsun. Ama zirvede seni bekleyen şey huzur değil: daha fazla rüzgâr, daha fazla yükseklik. Chino Moreno’nun sesi, oksijen maskesi olmadan da nefes alınabileceğini hatırlatıyor resmen.

Sonra “Ecdysis” başlıyor. Yılan derisini bırakıyor. Her dinleyişte bir parça daha soyuluyor. Şarkı dinleyeni güzelleştirmiyor; tam tersine, çirkinliğini parlatıyor. Çünkü çirkinlik gerçek. Ve gerçek, bugünün dünyasında hâlâ en lüks şey.


Deftones ‘My Mind is a Mountain’

“Souvenir”, altı dakika boyunca beynin içinde yankılanan boş bir tünele denk. Karanlıktan çıkıp ışığa doğru yürümeye çağırıyor, ama ışık da en az karanlık kadar rahatsız edici.

En sert tekme nerede mi geliyor? “Cut Hands” diyeyim o zaman. Davullar makineli tüfek, gitarlar jilet gibi. Kanatıyor mu? Hem de nasıl! Devam etme arzusu kalıyor mu? Mecbursun. Çünkü Deftones dinlemek esasen bir tür self destruction.

Ve kapanışta “Departing the Body”. Ölümü düşündüren anların soundtrack’ı. Ama nedense garip şekilde umutlu. Çünkü her ayrılış aynı zamanda bir yeniden doğum. Şunu dedirtiyor insana: “Evet, ben hâlâ buradayım ve hâlâ yaşıyorum.”

Prodüksiyon temiz, ama kesinlikle cilalı değil. Nick Raskulinecz’in elleriyle ayarlanmış bu ses, dinleyiciye doğrudan bir ayna tutuyor. Herkes kendi suratındaki çatlakları görüyor ve o çatlaklar gerçek.

Private Music, Deftones’un en parlak albümü değil tabii ki, ama muhtemelen en dürüst albümü. Çünkü kimseyi avutmaya çalışmıyorlar. Acıyı estetize etmiyorlar. Aksine, “Al işte, senin acın budur,” diyorlar.

Sonuç olarak, Deftones dinleyin efendiler!


Hakan Kaya: Gece Gelen

Kadıköy, İstanbul

Bir Nokta Kadar

Hakan Kaya

Ama söylenmeyen şeyler yok mu sayılır?
Bilge Karasu

bu bir intihar mektubu.
birazdan kafama sıkacağım
ve gerisini anlatmak,
yalan söylemek gibi olur…


   DADA              

         da           da          dada       da         

Bu ne böyle,            da

                               da      da

da      da

Deklanşöre basıyorsun.

da      da                 da      da

dada

Çkrt…

Sevcan orada işte.

Karşında, 

            da      dada    da

Aşık mısın? diye soruyor.

‘aşığım’

Nilüfer’e bir şiir yazıyorsun.

Şiirde aşk yok, memleket ,                        da da da

                       meseleleri var.    dada

da      da da      da da      da da      da

Açıp okuyor, sen yitip gitmeden önce.

Ötesi burası işte.

Burası ötesi.

Öte.

Ötelen.

Öteleyin.

Ötesi.

Ötele!

dada

da

da

da

da

d

a


Yeldeğirmeni

GECE GELEN

Hakan Kaya

Gece.
Göz kapakların kapanmak üzere.
Yatacaksın.
Rüya göreceksin belki. Ya da karanlık çökecek.
Biri kapıya tıklatıyor.
‘’Açmasam olmaz mı?’’ diye fısıldıyorsun kendine.
‘’Gecenin bu saati kim gelebilir ki?’’
Eski karın?
‘’Hayır, o gelemez,’’ diyorsun.
En iyisi kapıyı açmamak.
Kapı tekrar çalınıyor.
Yatakta doğruluyorsun.
Terliklerini giyiyorsun fakat henüz kalkmış değilsin.
‘’En iyisi uyumak’’, diyorsun. ‘’Çalar çalar gider.’’
Ya yardıma muhtaç biriyse?
‘’Sanmam, ben kimim ki, benden yardım istesin?’’
Eski karınsa?
‘’O imkânsız, onu yarım asırdır görmüyorum.’’
Uyumak, uykuya dalmak. Tek istediğin bu.
Kapı susuyor.
Bir gölge pencerenin önünde yürüyor, görebiliyorsun.
EVDE OLDUĞUNU BİLİYORUM! diyor karanlık.
Yorganı başına çekiyorsun.
‘’Bu bir rüya, rüya. Gerçek olamaz,’’ diyorsun.
ESKİ DOSTUM KAPIYI AÇ!
Komodine uzanıyorsun.
Elin boş kalıyor. Tabancan yok işte.
EVDESİN DOSTUM, AÇTA SARILALIM!
Terliklerini tekrardan giyiyor, kapıya yöneliyorsun.
Belki doğru söylüyordur, o eski bir dost olabilir, diyorsun.
Kapıyı yarım açıp, sesleniyorsun.
‘’Gel eski dostum.’’
Karanlıkta seçilmeyen bir gölge beliriyor.
Kapıdan içeri girerken gölge sen titriyorsun.
Hoş geldin eski dostum, diyor sana.
Hazırlandıysan gidelim… Uzun süredir seni bekliyoruz.



Hakan Kaya:
 2000, Mersin. Öyküleri; Barbarları Beklerken, Kısa ve Öykü, Prolog, Pandabiyat, İlkyaz, Poesis, Lacivert, Karnaval gibi dergi, fanzin ve çeşitli sitelerde yayınlandı. Üç öyküsü Farsça’ya çevrilmiştir. Görsel tasarım alanında çalışmalar yapmaya devam ediyor.
instagram.com/hkakaya

Saltuk Erginer ile Dün, Bugün ve Yarın

Saltuk Erginer, 2500-3000 mt. civarı And Dağları, Tulcán, Frontera Nariño, Ekvador, 17 temmuz 2019

Erginer’in müziği, gösterişli olmayan ama derinlikli bir anlatım diliyle öne çıkıyor. “Oyun Bu” sade ama etkileyici düzenlemesiyle, dinleyiciyi kendi iç sesini duymaya davet ediyor.

Geceden doğan şarkı

Suzan Somalı Sönmez / Milliyet Sanat

Saltuk Erginer, 2009 yılında yayımladığı ilk albümü “Sisifos Hikayeleri” ile dikkatleri üzerine çekti. Albüm, mitolojik göndermeleri, şiirsel dili ve akustik tınılarıyla alternatif müzik sahnesinde kendine özgü bir yer edindi. Ancak bu çıkışın ardından Erginer, uzun süre sessizliğe gömüldü. Yıllar sonra “Geç Kalan Şarkılar” adını verdiği yeni albüm projesiyle geri dönen sanatçı, bu albümden ilk olarak “Kırmızı” adlı teklisini yayımladı. “Oyun Bu” ise bu albümün ikinci teklisi olarak dinleyiciyle buluştu. Albümdeki birçok parça, Erginer’in uzun yıllardır tanıdığı ancak son birkaç yıldır birlikte üretmeye başladığı Filiz Babalık Aytar ile ortak imzalar taşıyor.

2017’nin bir gecesi… Akustik gitar, mikrofon ve eski bir bilgisayar… Saltuk Erginer çalıp söylüyor, arka vokalde cırcır böcekleri ona eşlik ediyor. İstanbul’un ağırlığından uzaklaşmak için çıktığı bir yolculukta, doğanın ortasında, ay ışığı altında yazılan bu şarkı, yıllar sonra “doğru zamanı” bulmuş… Erginer’in deyimiyle, bu parça “Geç Kalan Şarkılar”dan biri. Sözleri Filiz Babalık Aytar’a, müziği ise Erginer’in kendisine ait olan “Oyun Bu”, içsel bir huzurla varoluşsal bir hüznün arasında gidip geliyor. Dinleyeni, yapraktan yuvarlanan bir damla gibi, başka zamanlara ve duygulara taşıyor.


Saltuk Erginer ‘Oyun Bu’ 2025

Uzun bir aradan sonra müziğe yeniden ses veren Saltuk Erginer, yeni teklisi “Oyun Bu” ile dinleyicilerini geçmişin izleriyle örülü bir iç yolculuğa davet ediyor.

Müzikal kadro ve prodüksiyon

25 Mayıs itibariyle tüm dijital platformlarda yayımlanan parça, sanatçının yıllar süren sessizliğini bozan ikinci tekli olma özelliğini taşıyor. “Oyun Bu”, güçlü bir müzikal kadroyla hayat buluyor. Davul’da Cengiz Baysal, basta Alper Yılmaz, çelloda Barış Güvenenler, alto saksafon, klavye, efektler ve prodüksiyonda Serhan Erkol imzası bulunan çalışmanın kapak fotoğrafı Dilek Yaman, yapım ve tasarım ise Saltuk Erginer elinden çıkmış. Bağımsız olarak yayımlanan şarkının tüm kayıt, düzenleme, mix ve mastering süreçlerinde ise Serhan Erkol’un ustalığı var.


Saltuk Erginer & Burcu Erdoğan ‘Son Tren’ Sisifos Hikayeleri

Saltuk Erginer’in 2009’da kaydettiği ve Karga ekibi tarafından imece usulü yayımlanan Sisifos Hikayeleri, 11 yılın ardından nihayet dijital mecralarda. Erginer’in bir bilgisayar başında evde kaydettiği 13 parçalık albüm; dinleyiciyi yer yer iç hesaplaşmalara, yer yer de ferahlatıcı dehlizlerde savrulmaya itiyor. Türler arasında süzülen, bunu yaparken de tazeliğinden hiçbir şey yitirmeden yıllara meydan okuyan Sisifos Hikayeleri, yerli bağımsız müzik sahnesinin kıymetli hazinelerinden. –Bant mag


ERGİNER

iletişim ve işbirliği için:

instagram.com/saltukerginer

SALTUK ERGİNER SİSİFOS HİKAYELERİ


İstanbul’da Yeni Bir Sanat ve Müzik Buluşması: ART’N PARTY

“Here & There”

İstanbul’da Her Pazar Sanat ve Müzik Buluşması:
Yeni Bir Disiplinlerarası Etkinlik Serisi Başlıyor

İstanbul, çok kültürlü dokusu ve dinamik enerjisiyle sanatın her alanına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Şimdi ise, şehrin kültürel haritasında önemli bir iz bırakacak yeni bir etkinlik serisi başlıyor.

Her Pazar, yerli ve yabancı amatör ve profesyonel müzisyenleri, görsel sanatçıları ve disiplinlerarası üreticileri bir araya getirecek olan bu özel konser ve sergi dizisi, gün boyu sürecek çok yönlü bir sanat deneyimi sunacak. Katılımcılar, müziğin ve görsel sanatların iç içe geçtiği bir atmosferde hem üretim yapacak hem de izleyiciyle etkileşime geçecek.

Etkinlik, sadece bir sahne ya da galeri değil; aynı zamanda farklı disiplinlerden sanatçıların bir araya gelerek ortak performanslar geliştireceği, iş birlikleri kuracağı, söyleşileriyle canlı bir yaratım alanı olacak. Her hafta değişen içerikleriyle, genç yeteneklere görünürlük kazandırırken, izleyiciye de yenilikçi ve içten bir sanat deneyimi yaşatacak.


You Can Never Break Me · Loli

Bakırköy Underground’dan eRmano ve Gülşah Erol !!

Bu özgün seri; sanatı erişilebilir, üretimi kolektif ve deneyimi çok katmanlı kılmayı amaçlıyor. İstanbul’un kültürel damarlarında yeni bir soluk olacak bu proje, hem sanatseverleri hem de sanatçıları aynı çatı altında buluşturacak.

Etkinlik, sponsorların ve sanat dostlarının desteğiyle hayata geçmeye hazırlanıyor. Bu çağdaş buluşmanın bir parçası olmak isteyen tüm kurum ve bireyler iş birliği için davet ediliyor.


Detaylı bilgi ve iş birliği için:

Gülşah Erol / Besteci, çellist
gulsah.erol@gmail.com


Ataköy 2025

Maximalist ‘In A Silent Way’ 2023

ART’N PARTY

A New Art and Music Gathering in Istanbul

Art and Music Gathering Every Sunday in Istanbul:
A New Interdisciplinary Event Series Begins

Istanbul, with its multicultural texture and dynamic energy, continues to host every field of art. Now, a new series of events that will leave an important mark on the cultural map of the city has begun.

Bringing together local and international amateur and professional musicians, visual artists and interdisciplinary producers every Sunday, this special concert and exhibition series will offer a multi-faceted, day-long art experience. Participants will both play and interact with the audience in an atmosphere where music and visual arts are intertwined.

The event will not only be a stage or a gallery, but also a vibrant creative space where artists from different disciplines will come together to develop joint performances, collaborate and talk. With content that changes every week, the event will give visibility to young talents while providing the audience with an innovative and sincere art experience.


Art and Music Meeting Every Sunday in Istanbul

This unique series aims to make art accessible, production collective and the experience multi-layered. This project, which will be a breath of fresh air in the cultural veins of Istanbul, will bring together both art lovers and artists under the same roof.

The event is getting ready to be realized with the support of sponsors and friends of art. All institutions and individuals who want to be a part of this contemporary meeting are invited for cooperation.

For detailed information & cooperation:

Gülşah Erol / composer, cellist
gulsah.erol@gmail.com
Tel: +90 (0507) 756 58 08


Hematom: Adam, Ceset ve Benin Maceraları

Suhan Lalettayin, Vaa & Aleyna Özdemir ‘Hematom’ / Foto: Mayıs Obscura, 2025

H E M A T O M

içinizden söküp atması da vücudunuzu baştan aşağı sarmasına izin vermek kadar meşakkatli olacak.

Suhan Lalettayin

ağzınızı, bacak aranızı ve beyninizi sulandırmak üzere kurulan patolojik bir deneyin çıktısı: #hematom

içinizi ısıtacak bir aşk hikayesi… etik ve ahlak üzerine birkaç sıkıcı ders… çocukların erişemeyeceği yerde saklanmayan ilaçların mahvettiği hayatlara derinlemesine bir bakış imkânı… toksik ilişkilerinizi gözyaşlarıyla anacağınız bir yüzleşme seansı… değil.

şiir ile şiir olmadığı varsayılanın, gerçek ile kurmacanın, disiplin ile disiplinsizlik diye adlandırılanlar arasındaki çizgileri muğlaklaştırarak oynadığımız oyunlar esnasında meydana geldi. 

yıllardır durduramadığımız kanama, besleyip büyüttüğümüz hematom,
artık sizin derdiniz.

içinizden söküp atması da vücudunuzu baştan aşağı sarmasına izin vermek kadar meşakkatli olacak.

hematom‘a kucak açın, arkanıza yaslanın ve bu huzursuz eğlencenin tadını çıkarın.


Suhan Lalettayin, Vaa & Aleyna Özdemir ‘Hematom’ / Foto: Mayıs Obscura, 2025

Şiirin Suç Mahalline Dönüştüğü Bir Sanatçı Kitabı

Şair, yönetmen ve multidisipliner sanatçı Suhan Lalettayin’in beş yıla yayılan bir yaratım süreciyle ortaya koyduğu çok katmanlı sanatçı kitabı “hematom – adam, ceset ve benin maceraları”, klasik şiir formuna sert, cesur ve radikal bir müdahale olarak konumlanıyor.

Şiirin okuma pratiğiyle sınırlandırılamayacağına inanan Lalettayin, hematom’u salt bir şiir kitabı olarak değil; bölüm bölüm ilerleyen bir seri-şiir girişimi, çözümlenmeyi bekleyen bir vaka dosyası, paramparça olmuş bir zihnin iç hesaplaşmalarına ilişkin bir anı günlüğü ve eklektik yaklaşımla kurulan kriminal-poetik bir sanatçı kitabı olarak tanımlıyor.

‘Hematom’ 2025

Beden Korkusu, Aşk,Takıntı ve Bağımlılıkla Örülü Kriminal Bir Anlatı Deneyi

Proje, şiiri görsel, işitsel ve fiziksel anlatılarla buluşturan disiplinlerarası bir yaklaşıma sahip. Kitap, “Ben”, “Adam” ve “Ceset” isimli karakterlerin, kurgusal bir madde olan Neocorte etrafında gelişen tutku, saplantı ve intikamla örülü hikâyesini takip ediyor.

Yapay belgeler, mahkeme tutanakları, hazır nesne kolajları, konuşma deşifreleri ve çok sesli fragmanlarla örülü bu yapı; şiir ile delil, estetik ile patoloji, gerçek ile kurmaca arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor. Kitabın illüstrasyonları ve mizanpaj tasarımı sanatçı Gizem Akgün tarafından üstlenilirken, parçalı metin yapısıyla çizimlerin fiziksel dili arasında kurulan çarpıcı uyum, okura hem içeriksel hem de biçimsel olarak çok katmanlı bir deneyim sunuyor.

“hematom”, bir yandan anlatıcının parçalanmış zihninde dolaşan benlik hâlleriyle uğraşırken, diğer yandan çağdaş şiirin beylik formlarına ve bireysel anlatı sınırlarına meydan okuyor. Kitap, okura yalnızca bir “okur” olma rolünü değil, aynı zamanda bir iz sürücü ve suç ortağı olma deneyimini yaşatıyor. hematom’u bir tür “suç şiiri” olarak tanımlayan Lalettayin, bu bağlamda şiirin sınırlarını genişleterek onu bir tür kriminal anlatı deneyine dönüştürüyor. Proje; klasik şiir kitaplarının çizdiği güvenli alanın dışına çıkarak, okuru belirsizliğin, obsesyonun ve parçalılığın hâkim olduğu bir evrene davet ediyor.

Suhan Lalettayin ‘Hematom’ 2025

Kitabın estetik yapısı; punk ve yeraltı kültürü, post-fanzin kolaj diliyle mental bozukluklar, travmalar ve bağımlılıkların kâğıt üzerindeki kanlı izdüşümlerinin ince bir işçilikle örüldüğü parçalı anlatım yapısı ve yoğun dilinin yanı sıra, sert ve rahatsız edici imgeler içeriyor. Lineer akan epizodik şiirlerin arasında non-lineer bir yaklaşımla yerleştirilen kanıtlar, mahkeme tutanağı gibi bazı yapay belgeler ve artçıl buluntularla hematom, “poetik bir hatırlama simülasyonu” olarak potansiyel suç ortaklarının karşısına çıkmaya hazır.

Kitap; gerçek ile kurmaca, şiir ile delil, estetik ile patoloji arasındaki sınırları silikleştiren, türler ötesi bir bellek deneyimi sunmayı amaçlıyor. Suhan Lalettayin’in şiir, belgesel, kurmaca dizi ve tiyatrodan beslenen yaklaşımı; beden korkusu, tıbbi patoloji, suç estetiği ve punk kültürüyle birleşerek daha önce sentezlenmemiş bir multidisipliner poetik/kriminal/belgesel sanatçı kitabı deneyimi yaratıyor.


Suhan Lalettayin ‘Hematom’ 2025
Suhan Lalettayin ‘Hematom’ 2025
Aleyna Özdemir ‘Hematom’ / Foto: Mayıs Obscura, 2025

adventures of man, corpse and me

> HEMATOMA

the outcome of a pathological experiment designed to tantalize your mouth, your groin, and your brain: hematoma

a heartwarming love story to warm your insides… a few tedious lessons on ethics and morality… an in-depth look into lives destroyed by drugs that weren’t kept out of the reach of children… a confrontation session where you’ll mourn your toxic relationships with tears… not.

it took shape through the games that we played by blurring the lines between poetry and what isn’t assumed to be poetry, between reality and fiction, between discipline and what is denominated as lack thereof.

the bleeding that we have been unable to stop for years, hematoma, which we have nurtured and raised together, is now your concern.

removing it from within you will be as challenging as allowing it to envelop your entire body.

embrace the hematoma, lean back, and savor the taste of this restless amusement.

dj s1ck s0ck ‘Hematom’ Hood Base, 2025
Suhan Lalettayin ‘Hematom’ Hood Base / Foto: Mayıs Obscura, 2025
Suhan Lalettayin ‘Hematom’ 2025
Suhan Lalettayin ‘Hematom’ Hood Base, 2025

HEMATOM

Türler Ötesi Bir Hafıza Deneyimi:

Kitap, Enstalasyon, Performans ve Video Art 

hematom’un fiziksel üretimi ve yaygınlaştırma süreci, Suhan Lalettayin’in kurucusu olduğu multidisipliner bir sanatçı oluşumu olan Knownas Collective ve Gizem Akgün’ün Danshol Press girişimi çatısı altında, Converse All Stars Programı desteğiyle hayata geçirildi. Kitabın lansmanı ve sergisi, İstanbul’un önemli bağımsız kültür ve sanat alanlarından Hood Base’te hayata geçirildi.

Sergide, karakterlerin yaşadığı yatak odası ve cinayet mahalli olan banyo birebir yerleştirmelerle yeniden yaratıldı. Sergide Gizem Akgün’ün orijinal illüstrasyonların ve kitabın orijinal sayfalarının sergilendiği duvarların yanı sıra, kitabın dünyasına ait olan yerleştirmelerde Beste Kara ile İpek Candan tarafından özenle tasarlanan heykel ve nesneler yer aldı. Orijinal illüstrasyonlardan bazıları, projeksiyonlar aracılığıyla enstalasyonlara entegre edilirken, yapay belgeler ve hazır nesne kolajlarla pekiştirilen anlatı alanı, kitaptaki “yapay dokümantasyon” estetiğini fiziksel boyuta taşıdı. 

1 Haziran 2025 akşamı Hood Base’te gerçekleşen açılış gecesi ve kitap lansmanında, Vaa’nın canlı performansının ardından geceye dj s1ck s0ck ve Interval dj setleri ile eşlik etti. Yoğun bir ilgiyle karşılanan serginin haftalar süren hazırlık sürecinde Gizem Akgün, Ömer Faruk Karaşahan, Serdar İleri, Esen Arıkan, Beste Candan ve İpek Kara, Mayıs Obscura, Aleyna Özdemir başta olmak üzere, Knownas Collectivein birçok üyesi ve destekçisi aktif rol aldı. “Gerçek bir suç mahalli”ni andıran enstalasyon; serginin kapanışının ardından, Vaa’nın Lale isimli parçası için Suhan Lalettayin tarafından yönetilen ve hematom’un dünyasında geçen bir müzik video klibi / video art projesine de sahne oldu. Suhan Lalettayin’in Vaa ile başrollerini paylaştığı müzik klibi ve video art projesinin 2025’in sonuna kadar yayımlanması planlanıyor.

hematom’un sergi, performans ve etkinlik serilerini Ankara ve Berlin’e de taşımayı planlayan Knownas Collective, bugünlerde destekçi ve fon arayışlarını sürdürüyor.


Suhan

Suhan Lalettayin

1999 doğumlu multidisipliner sanatçı, şair ve yönetmen. Deneyselliği bir yöntem değil, ifade biçimi olarak benimseyen Lalettayin, şiir ve hareketli görüntü tabanlı pratiklerin kesişiminde işler üretir. Hız, tekrar, kaos, sokak ve gece hayatı, patoloji, beden korkusu ve kimlik parçalanması gibi temalar etrafında şekillenen üretimleri; güncel sanat, şiir ve video sanatı arasında yeni diyaloglar yaratmayı hedefler.

röportaj, etkinlik, performans daveti ya da kitap hakkında detaylı bilgi için:
knownascollective@gmail.com

hematom hakkındaki güncel gelişmeleri
aşağıdaki sosyal medya adreslerinden takip etmek mümkün:

@knownascollective / @suhanlalettayin / @hemat0m________ 


New York Hardcore Documentary 1999

New York Hardcore 1999

“Sert, acımasız ama dürüst.” –Skratch Magazine

N.Y.H.C. Frank Pavich tarafından yönetilen, 1990’ların ortalarındaki New York hardcore sahnesini konu alan esaslı bir belgesel yapımdır. Çekimleri 1995’in ortalarında tamamlanan belgesel ilk olarak 1999’da Pavich tarafından VHS olarak yayımlandı.

Belgesel Aralık 2007’de HALO 8 Entertainment tarafından dağıtım için satın alındı ve 25 Mart 2008’de iki disklik özel edisyonuyla yeniden yayınlandı. İkinci diskte orijinal belgeselden on yıl sonra çekilen “Where Are They Now?” röportajları, Vision of Disorder, Madball, 25 ta Life, 108, No Redeeming Social Value, District 9 ve daha fazlasının tüm şarkılarının canlı performanslarının yanı sıra Lou Koller (Sick of It All) ve Toby Morse (H2O) ile yapılan yeni röportajlar da dahil olmak üzere daha önce yayınlanmamış birçok görüntü de yer alıyor.


Lord Ezec aka Danny Diablo had since moved to LA, where he is interview at his house right on Pico Union (also the stompin grounds of the notorious Psycho Realm).

“A fantastic gem.” –Slap Skateboard Magazine

N.Y.H.C. is the first feature-length documentary to explore the New York Harcore music scene. Drawings its roots from punk rock, hardcore evolved into a dedicated, self-contained movement, unconcerned with success in the mainstream. The documentary follows seven bands in the summer of 1995, ranging from Bronx inner-city youth to Long Island suburbanites to Hare Krishna devotees. N.Y.H.C. is a surprisingly in-depth and non-exploitive look into a vital and often neglected music community.


N.Y.H.C. 1995 Documentary

Directed by Frank Pavich, hardcore documentary N.Y.H.C. is slated for release by Halo-8 Entertainment as a two-disc DVD on March 29. The vanguard film, which chronicles hardcore punk subculture, was originally distributed as an underground VHS tape in 1999.

The film traces seven bands, originating from different parts of New York, during the summer of 1995. Featured on the original video are interviews with key hardcore musicians Jimmy Gestapo (Murphy’s Law), John Joseph (Cro-Mags), Lord Ezec (Crown of Thornz, Danny Diablo), Roger Miret (Agnostic Front), Rick ta Life (25 ta Life), Vic DiCara & Rasaraja das (108), and Freddy Madball (Madball).


Interrview with Puerto Rican Myke of District 9 / Skarhead.

New material, shot by Pavich for the second disc, includes a Where Are They Now? featurette, a retrospective look at old concert venues, and previously unreleased live performances by VOD, 108, Madball, 25 ta Life, and Crown of Thornz.

Recent releases on alternative indie distributor Halo-8 Entertainment include Your Mommy Kills AnimalsThreat, and Punk Rock Holocaust 2.

halo8.tv/nyhc


FREDOX: LE MANIAQUE OU NON ?

Le diable est sur ses gardes

Les Vacances de la Mort

Christophe Bier

Décembre 2008, dans Crachoir n° 3, graphzine d’Yvang, l’illustrateur Fredox s’empare d’une star du photo-roman pour adultes des années 1960, un génie du crime habillé d’un collant-squelette et d’une cagoule-tête de mort, venu d’Italie et rebaptisé Satanik en France. Il incorpore les silhouettes originales du personnage dans un montage numérique intitulé Satanik à Lourdes. Dans Holideath, il décide de prendre lui-même la pose, enfilant une combinaison intégrale cousue sur mesure dans du tissu noir pour maillot de bain, sur quoi il a peint les os d’un squelette à sa morphologie. Il ajoute deux cornes au crâne, empruntées au diable farceur pareillement vêtu que Segundo de Chomon avait imaginé en 1907 dans Satan s’amuse. Fredox devient Satanox, renonce à la narration du roman-photo et propose 240 images au format paysage de ses multiples destinations à travers le globe. Cet album de voyage n’est pas celui d’un touriste ordinaire. Satanox arpente les sites industriels, les hangars et souterrains fissurés, les baraquements sales, les casse-autos et les crématoriums. Près des charognes et dans les ossuaires, il pose, satisfait, se gaussant des champs de bataille de Verdun, de la ville fantôme près de Tchernobyl, d’une fabrique de cercueil en Inde, des crocs d’une chambre froide à Barcelone. Il entre comme un démon dans des lieux interdits au public, se glisse dans un trou de grillage pour rapporter ses photos de vacances, visions d’apocalypse, sur fonds de menace nucléaire et de barbelés, poésie macabre chère à l’auteur des Dossiers noirs de l’histoire. Satanox est un anthropologue de la dévastation, au rictus goguenard, fumant et buvant des bières dans les ruines d’une planète-dépotoir. Un urinoir effondré, une carcasse de bus renversé en Thaïlande, une ancienne usine de charbon à Montceau-les-Mines, des transformateurs électriques en Turquie, un corbillard de pompes funèbres à Mexico le divertissent autant qu’un combat de catch féminin à Cuernavaca. Il nargue les vierges de cimetière et se moque de l’orgueil des hommes, escaladant le sommet de la Bouzloudja, à 1 441 mètres d’altitude, pour photographier la salle de congrès décatie du parti communiste bulgare, folie de béton mosaïqué aux allures extraterrestres. Satanox, joyeux contemplatif du délabrement, donne à ses clichés touristiques les couleurs rouge et cyan des anaglyphes. Ses doigts d’honneur menacent nos pupilles et les gravats n’en sont que plus barbares. Holideath, « vacances de la mort », vendu avec sa paire de lunettes 3D, est une production ludique du Dernier Cri.

Holideath, de Fredox. Le Dernier Cri, Marseille, 2021.

Christophe Bier, émission Mauvais Genres du 21 mai 2022, France Culture.

Fredox ‘Satanox’ Holideath 2021

Graphiste chez un couturier de renom, Fredox «graphe» aussi pour son fanzine, «Stronx», des horreurs contaminées à la société postindustrielle : personnages atteints de peste bubonique, trisomiques hypersexués, vampspiercées au boulon de 12 ! Un univers délirant de maniaque du détournement graphique et sexuel…

PENTHOUSE: Pour vos détournements d’images, vous avez été influencé par qui ? Bazooka ? Les groupes situationnistes ?

Fredox: Bazooka, c’est évident, bien que j’ai découvert ça assez tard. Idem pour les situationnistes. Sinon Witkin, un photographe qui travaille avec des cadavres ou des gens handicapés… J’adore ! Quand je suis tombé là-dessus, j’ai vraiment pris une grosse baffe. A part que lui, il est barré mysticisme catho et moi pas du tout.

Votre état d’esprit apparaît relativement morbide et pervers. C’est votre sentiment ?

Je ne sais pas si c’est délibéré, parce que j’ai toujours eu ça dans la tête… Quand j’étais mioche, je ne faisais pas encore de collages, plutôt des dessins, toujours des vampires, des pendus… Ça me faisait flasher!


Fredox ‘Satanox’ Holideath 2021

Le Grand-Guignol Vivant

“Fredox. manipulateur d’images, adepte du photomontage, apparait dans le graphzine Stronx et rejoins ensuite le Dernier Cri.Satanox Holideath est un recueil de photos de vacances de Satanox, personnage enigmatique habillé en squelette, entièrement en “relief”, utilisant le procédé stereoscopique de l’anaglyphe (imprimé en bichro). Chaussé des lunettes magiques rouge et bleu nous plongeons, à travers une vingtaine de pays, dans des contrées touristiques désolées, explorant zones irradiées et petits trésors d’architectures délabrées. Un vibrant hommage aux congés payés.” -Fedrigoni


FREDOX ‘Holideath’ LDC 2021
FREDOX ‘Holideath’ LDC 2021
FREDOX ‘Holideath’ LDC 2021

SATANOX > HOLIDEATH

244 pages 3D book with glasses

FREDOX ‘Holideath’ LDC 2021

Fredox ‘Satanox’ Holideath 2021

Because if you turn on your TV for the 8 o’clock news and you see Bosnia, Rwanda or Gaza City it’s 10,000 times trashier!

Ça correspond à des fantasmes, à des frustrations ?

On me dit que ce que je fais est trash. Je le comprends mais ça me paraît débile. Parce que si vous allumez votre télévision pour le 20-heures et que vous tombez sur la Bosnie ou le Rwanda, c’est 10 000 fois plus trash! Je montre des mecs atteints de tumeurs énormes, malades au dernier degré, mais quand vous savez que 90 % des gens meurent de maladie, qu’y a-t-il de choquant là-dedans? Et puis la maladie, les gros boutons, les pustules, ça a un côté comique, Grand-Guignol. Peut-être que j’exorcise ma trouille de la maladie en la poussant jusqu’à ses dernières limites.

Comment fabriquezvous vos mongoliens de papier ?

Avec des ciseaux et de la colle, et je finis le tout à l’ordinateur. J’ai beaucoup de mai à trouver de la matière première, c’est-à-dire des images intéressantes! Heureusement, il y a des potes qui pensent à moi. Tenez, il m’est arrivé de détourner une photo de « Newlook » qu’on m’avait mise de côté. Mais il ne faut pas leur dire… [Rires.]


Fredox ‘Satanox’ Série Holideath 2021

F R E D O X-‘Vendetta’ LDC

FREDOX > Édition LDC spéciale

 47×100  cm Poster Sérigraphié -bigsize-

F R E D O X

Live from LDC Workshops, 2023

F R E D O X

A collection of hellishly graphic and generally gruesome compilations of images depicting every nightmare any drug-addled, criminally insane human ever experienced. This stuff is like H.R. Giger on krokodil, sampling Hannibal Lector’s menu and blessed with Quentin Tarantino’s self-control. “Weird” doesn’t begin to describe it. Even “vile” and “disgusting” and “repugnant” don’t really do it justice. Let’s just say it’s not for the squeamish. Or your mother. Or anybody under 18. Or over 18. Or 18 bang on. It’s probably what Jeffrey Dahmer’s flipping through in Hell. Fredox ‘Dossiers Noirs de l’histoire’

FREDOX > Édition LDC spéciale

70×100 cm Poster Sérigraphié

F R E D O X

Projection du film “MONDO DC” pour le 25ème anniversaire du DERNIER CRI, à Montréal , au “Antheism Space, le 5 octobre 2019

Comme on dit dans ces cas-là : âmes trop sensibles s’abstenir !

Un nom qui évoque, au choix, ce qui se fait de mieux dans une discipline ou l’ultime soupir avant de rendre l’âme. Un atelier de sérigraphie né en 1993 des cendres du mouvement “undergraphique” français, et qui résiste encore à la gentrification dans une friche marseillaise. Trois décennies d’artisanat exigeant et intransigeant. Un univers graphique bizarre au croisement du comics, de l’art brut et de l’épouvante. Un laboratoire qui suinte l’odeur de l’encre et dont sortent par centaines fanzines, posters et livres remplis de dessins hétéroclites jaillissant à votre figure en provenance directe de perturbations neuronales de tous les coins du monde. Un siphon de couleurs criardes qui tapisse les murs et remplit les écrans d’images se mettant à bouger, turbulentes, rapides. Bien vivantes, en tout cas, comme l’est ce collectif définitivement immunisé contre les modes, le bon goût et les affres du temps… Comme on dit dans ces cas-là : âmes trop sensibles s’abstenir ! -NOVA Cueillir La Mort / Expo 2025


Fredox ‘Satanox’ Série Holideath 2021
ENCONTROS GRAFICOS !!
Fredox ‘Satanox’ Série Holideath 2021

D’autres références graphiques que « Newlook » ?

Ça peut être n’importe quoi, même «Marie Claire», s’il y a dans une photo un élément graphique qui m’intéresse. J’adore les revues de bricolage, avec tous ces mecs qui brandissent des marteaux. Je les découpe et ils me servent à fracasser quelques crânes. Des rondelles de boulons vont me servir à faire des soucoupes volantes…

Et ces plaies atroces que vous collez sur le visage ou le corps de vos personnages ?

Ça vient de canards médicaux. Parfois ce ne sont pas de vraies plaies, mais des imitations en cire, c’est encore plus impressionnant.

Et le côté piercing… avec des boulons ?

Dans le monde de la mode, le piercing est très branché, avec tout un côté glamour. A force, vous finissez par avoir envie de trasher tout ça !

Les phallus énormes, c’est un complexe ?

Celle que vous voyez là, à la place de la tête du type, c’est pas une bite, c’est un moignon de bras ! Les bites, c’est pour le roman-photo à l’eau de rose, pour casser l’air idiot et béat des personnages. Et pour ça, rien de tel qu’une bonne bite monstrueuse qui leur sort inopinément par la braguette…


Fredox ‘Satanox’ Série Holideath 2021
DC MANILA Le Dernier Cri exhibit, 2025

A name that evokes either the very best in a discipline or the last breath before giving up the ghost. A silkscreen workshop born in 1993 from the ashes of the French “undergraphic” movement, and still resisting gentrification in a Marseilles wasteland. Three decades of demanding, uncompromising craftsmanship. A bizarre graphic universe at the crossroads of comics, art brut and horror. A laboratory oozing with the scent of ink, from which hundreds of fanzines, posters and books filled with heterogeneous drawings gush into your face straight from neuronal disturbances all over the world.

LE DERNIER CRI, 41 Rue jobin, 13003 Marseille

lederniercri.org

ENCONTROS GRAFICOS


Turn It Around: The Story of East Bay Punk

The Story of East-Bay Punk

Bugün, Green Day, Rancid gibi birçok grubu biliyoruz, ancak onların bu başarısı buzdağının sadece görünen kısmı; bu ilham verici hikayenin kökleri, işin aslı yeraltının derinliklerine kadar uzanıyor.

TURN IT AROUND: THE STORY OF EAST BAY PUNK, Berkeley’in ilham kaynağı 924 Gilman Street müzik kolektifinin ortaya çıkışına odaklanarak California Bay Area’nın 30 yılı aşkın punk müzik tarihini kapsıyor. Corbett Redford tarafından yönetilen, Iggy Pop tarafından anlatılan ve Green Day tarafından yapımcılığı üstlenilen Turn It Around: East Bay Punk’ın Hikayesi, bu canlı hikayeyi çok çeşitli seslerden ve bakış açılarından yararlanarak gelmiş geçmiş en ünlü ya da en kötü şöhretli punk gruplarının birçoğunun müziğine yer verecek şekilde genişçe ele alıyor.


A documentary spanning over 30 years of the California Bay Area’s punk music history with a central focus on the emergence of Berkeley’s inspiring 924 Gilman Street music collective.

Turn It Around: The Story of East Bay Punk

East Bay hikayesi, başlangıcından itibaren punk rock ile şekilleniyor, mücadeleleriyle devam ediyor ve bugün bile etkili olmaya devam eden çoksesli bir zafere ulaşıyor.

East Bay Punk’ın Hikayesi, Kuzey Kaliforniya’nın 1970’lerin sonunda ortaya çıkan ve politik felsefesiyle gürültülü, yoğun ve otorite karşıtı bir müzik olan punk rock’ın evrimsel sürecini araştırıyor. Dead Kennedys, Avengers ve Flipper gibi erken dönem San Francisco Körfez Bölgesi punk öncülerinin yanı sıra Maximum Rocknroll fanzini de bu yeraltı punk hareketinin küreselleşmesinde yardımcı olmuştur.

Bir zamanların canlı yerel sahnesi şiddet, yozlaşma ve ırkçılıkla çalkalanırken, Doğu Körfezi’nin köprü altı çocukları, bölgenin radikal düşünce geleneğini de sahiplenerek anti-otoriter ve eğlenceli bir punk tarzı yarattılar ve bu duruma karşılık verdiler. Berkeley’de tamamen gönüllülerden oluşan 924 Gilman Kulübü etrafında bir araya gelen bu uyumsuzlar topluluğu, Bay Area punk sahnesini ve zamanla tüm dünyayı değiştirecek olan sanat ve müzik için kendin yap, D.I.Y. geleneğini yarattılar.

Bugün, Green Day, Rancid gibi bu camiadan çıkan birçok grubu biliyoruz, ancak onların bu başarısı buzdağının sadece görünen bir kısmı; aslında bu ilham verici hikayenin kökleri yeraltının derinliklerine kadar uzanıyor. Corbett Redford’un yönettiği ve yapımcılığını üstlendiği, Iggy Pop’un anlattığı ve Green Day’in yönetici yapımcılığını yaptığı Turn It Around: Doğu Körfezi Punk’ının Hikayesi, orada bulunan insanlar tarafından anlatılıyor. East Bay hikayesi, başlangıcından itibaren punk rock ile şekilleniyor, mücadeleleriyle devam ediyor ve bugün bile etkili olmaya devam eden çok sesli bir zafere ulaşıyor.

> eastbaypunk.com

Turn It Around: The Story of East Bay Punk