Pascal Doury x Olivia Clavel

commotion
Pascal Doury ‘Commotion’

Pascal’ın ismini ilk kez Pornographie Catholic’in kapağında görmüştüm. Pascal ve o dönemki dostu Bruno Richard, Elles Sont de Sortie isimli sanat grubu ile (Kiki Picasso, Loulou Picasso, Olivia Clavel, Lulu Larsen ve birkaç kişiden daha oluşan) nispeten daha popüler olan Bazooka isimli bir diğer sanat grubu ile Punk’ın son demlerini yaşıyorlardı.

Bir Fransız peynir markası olan La Vache qui rit’in ‘gülen inek’li logosunun her yöne doğru patladığı resmini çok beğenmiş ve kitabına bayılmıştım. Ayrıca Carambar’lar (karamelli çubuk şekerler) da vardı ve daha birçok şey, yetmişlerin sonu ve seksenlerin başlarında Paris gibi büyük bir metropolde yaşarken burnunuzun dibinde görebileceğiniz herşeyden faydalanarak yapılmıştı: Renklerin ve hepsinin ötesinde belli bir enerjinin, gündelik gerçekliğin üzerinde bir başka gerçeklik düzeyi yaratan birçok farklı şeyin toplamıydı bu.

Pascal ile on sene sonra tanıştım. Yazarlık yapıyordum ve ona yeni çıkacak kitabımın kapağını yapma teklifinde bulunmak için Bruno Richard ile yaptığı bir serginin açılışına, onu görmeye gittim. Bana ilgilenmediğini ve toz olmamı söyledi. Pek kolay yaklaşılır biri değildi. Fakat bu olaydan sonra bir şekilde arkadaş olduk. Geçmişte ortak noktalarımız vardı. O Bagneux’da, bense arada çok bir mesafe olmayan Clamar’da yaşamıştık. Onu tanımaya başladığınızda gerçekten inanılmaz biriydi; görsel şiirin en saf haliydi. Onunla yürüyüşe çıkmak bile bir olaydı. İlk başlarda tam bir şapşaldım ve kültürel konularda biraz cahildim. Beni Baselitz’i görmeye götürdü ve ben tam bir köylü gibi tabloların baş aşağı durmasının ve güzel olmamalarının ne kadar tuhaf olduğunu dile getirdim. Ama zamanla beni çağdaş sanatla tanıştırdı.

Sanatına karşı beslediğim ilginin farkında olduğunu sanmıyordum. Benim açımdan da işlerini neden bu kadar sevdiğimi anlamam açıkçası zaman aldı. Küçük çizimleri ve sözde çocuksu imgeleri ile dünyanın karmaşıklığını en iyi şekilde anlatıyordu; özellikle de bütün bunların, yani bizlerin, tiyatronun oyuncularının altında yatan enerjiyi. Marcel Duchamp’ı kıskançlıktan çatlatacak bir zerafet ve sanat anlayışına sahipti. Üç ekmek kırıntısı ve bir kol düğmesi dışında hiçbirşey kullanmaksızın muhteşem bir enstalasyon yapabilecek kabiliyetteydi. Evini de bu şekilde düzenlenmişti. Şimdi tekrar düşünüyorum da, belki de onu öldüren buydu: bütün bu zerafet ve sanatın dünyanın geri kalanı tarafından göz ardı edilmesi.

 

Nègres vulves-5
Pascal Doury ‘Nègres vulves’

Bagneux’deki apartmanına geldiğinizde – boktan olanlardan değil ama yine de bir apartman; önünde gençlerin uyuşturucu sattığı ve siz yürürken gözlerini sizden ayırmayan vahşi bir pitbull’un olduğu bir sokak – ve onun dairesinin kapısını itip açtığınızda, kendinizi adeta bir müzede bulurdunuz. Her kitabın kendi yeri vardı ve özenle muhafaza ediliyordu. Her yerde tablolar, objeler vardı. Oraya son gittiğimde oturamıyordunuz bile, ne mutfakta, ne de koltukta, her yerde öyle çok şey vardı ki! Nerdeyse Kuzey Peru şamanlarının görsel objelerle dünyayı temsil eden enstalasyonlara benziyordu evi. Bunun dışında, Pascal dünya konusunda genelde kuşkucuydu.

Düşünüyorum da, derinlerde bir yerlerde, etrafını sarmış olan tüm bu saçmalıklardan şoke olmuş ve sersemlemişti. İlk başlarda beraber birşeyler yapmaya çalıştık. (Fransız indie-rock dergisi) Les Inrockuptibles bazı metinlerimizi ve çizimlerimizi yayınladı ama serinin tamamını bile basmadılar. Pascal işin içine girer girmez, işler rayından çıktı. Hiç bir şekilde taviz vermemeliydik; olması gerektiği gibi sanat olmalıydı. Birşeyler yanlış gitti diye değil, hem de hiç değil. Pascal’ın felsefesi şuydu: Sanat, zerafet, ne şekilde olursa olsun; fakat hiçbir şey ona gölge düşürmemeli. Aptalca soruları yanıtlamak için TV’ye çıkmak veya işlerini göstermek için birilerinin kıçını öpmek ona teklif bile edilemezdi. Liberation’da gece bekçisi olarak çalışmayı tercih ediyordu. Bu nedenle işler çok zordu. Asla ödün vermezdi. Bir defasında heykeltraş Arp’ın evine gittik. Holde Arp’a ait olmayan bir takım işler vardı, ama bunlar büyük ihtimalle Vakıf tarafından sponsorluk verilen gençlerin işleriydi. Pascal gözleriyle etrafı taradı ve sinirli bir şekilde “Bu boktan şeylerin burada ne işi var? Gerçek heykellere ne oldu?” diye sordu. Onu asla kandıramazdınız. Ondan sonra L’Encyclopédie des Images’e (Resimli Ansiklopedi) başladı. Bunu ikimizin yaptığı konusunda şüpheli konuşmalar dönüyordu ama Pascal üç gün sonra beni sepetledi. Onun için fazla hızlıydım. Ve ana akım TV’de öyle ya da böyle hoş gözükmek benim için büyük bir mesele değildi. Bu sadece oyunun bir parçasıydı. Pascal’la ilgili konuşmak epey zor, çünkü o birşeyleri insanlardan hep farklı algılardı. Farklı olan ve farklı kurallara uyan bir takım şeyleri harekete geçirirdi. Bunu hayattayken tamamlayamamış olması üzücü fakat nasıl bir sanatçı olduğunun er ya da geç farkına varılacağına eminim.

doury_profil (1)
Pascal Doury

Cenazesini defnetmeden önce herkes kabrine, aşağıya indi ve sanki bir şeyler ölüler evine baskın yapmış gibiydi; tuğlalardan, sıvadan yapılmış olan değil de, daha gerçek olan, aynanın arkasında yaşayan. Ve kısacık bir an, muhtemelen ruhunu teslim etmesi gereken o anda, orada olan insanlar buz tutmuş bir biçimde havada süzülen figürlere dönüştüler. Ve bir usta olarak Pascal, eminim bu sahneyi takdir ederdi.

Vincent Ravalec, English: Bruce Benderson and Chris Campion, Türkçesi: Erman Akçay

 

Xavier Laradji et Olivia Clavel

 

Xavier Laradji et Olivia Clavel
Natalie & Olivia, 1978

Xavier Laradji: Quand as-tu commencé à dessiner ?

Olivia Clavel: Quand j’avais 17 ans, à l’école des Beaux-Arts de Paris. Déjà avant j’allais montrer mes dessins à Hara-Kiri. Je traînais aussi dans les conventions de bd. Je portais mes bd à Actuel. Puis, j’ai rencontré les gens de Bazooka aux Beaux-Arts, Kiki Picasso, Loulou Picasso et Lulu Larsen. On était tout le temps ensemble. On se défonçait ensemble, on vivait ensemble, on dessi­nait ensemble.

Quels types de personnages dessinais-tu ?
Télé était mon héros ! Il avait une tête de télé ! C’était une télé qui s’était débranchée pour aller vivre sa vie. Une télé rebelle ! Je regardais beaucoup la télévision à l’époque. Nos bd c’était histoire de raconter ce qu’on voulait comme on le voulait ! Changer un peu la bd…

Comment s ‘estpassée la rencontre avec ESDS ?
Bazooka existait depuis 1974, un peu avant Elles Sont de Sortie. Mais on se chevauche presque, et donc ils étaient venus nous voir dans les locaux d’Actuel où on nous prêtait un bureau. Je me sou­viens que ce qu’ils nous avaient montré m’avait plu. Et puis on les a jetés ! Tu sais, à l’époque on était punk et on se jetait facilement. Je connaissais Nathalie, la future copine de Pascal. C’était Mis Fringanor 1977 [Fringanor était une marque d’amphétamine]. Très destroy et marrante ! Une grosse personnalité, une grande gueule ! Après, elle est sortie avec Pascal. J’ai donc dû le revoir à ce moment-là.

Y avait-il une compétition entre Bazooka et ESDS ?
Non. C’était eux les plus proches de nous. Il faut dire qu’il y en a eu d’autres qui sont venus nous montrer leur petits journaux : Combas, sa copine et Di Rosa. Avec eux, on ne s’était pas vraiment entendus. Mais avec Pascal et Bruno, c’était différent. Surtout avec Pascal. Et puis il y avait aussi Marc Caro. Donc on était plus copains avec eux qu’avec Combas et Di Rosa qui ont pris la grosse tête et qui étaient vraiment antipathiques. Il faut bien dire qu’on trouvait ça beaucoup plus superficiel qu:Files Sont de Sortie. En fin de compte, la démarche de Combas et Di Rosa était différente. Pas tellement rebelle. Ça ne suffit pas de se défoncer, de prendre de la poudre… Ils sont rentrés tout de suite dans le cirque, dans le marché de l’art. Nous jamais ! De toute façon, on n’était ni de la bande-dessinée, ni de l’art. Il faut toujours qu’on te mette dans une case ! Et nous, ce n’était pas notre cas. Et puis, Kiki faisait tout le temps de la provoc’ et ça ne plaisait pas. Il avait inventé le Parti Réactiviste. On sortait de fausses brèves que Libération publiait sans le savoir. Une fois, on avait trafiqué tard le soir la maquette du journal en mettant en-dessous du titre Libération la mention Organe du Parti Réactiviste. Le lendemain, July avait gueulé !

Bazooka c ‘était un regard sur le monde, et ESDS ?
Pascal et Bruno c’était plus personnel. Le cul, la mort… Plus intimiste.

A quand remonte ta première collaboration avec Pascal ?
C’était il y a quinze ans. Vers 1985. C’est venu naturellement. J’étais hyper fan de ce qu’il faisait. C’était réciproque et j’en étais très fière. C’était plus simple qu’avec Bruno. Avec lui, il entretenait des rapports passionnels. Avec Pascal on a fait notre première expo en 1990 et une autre en 2001. D’ailleurs le vernissage a eu lieu un mois après son décès.

Comment définirais-tu son univers ?
Immense ! Plein de détails, partout ça grouille, de la vie, de la mort… et ses souvenirs ! Tout en ayant une facture classique (classique dans la culture bd). Noir et blanc au début. C’était des bd explosées. Après, il a arrêté de dessiner et s’est plus branché sur les mots et les poèmes, mais personnellement, je ne l’ai pas suivi dans sa démarche poétique ! J’aime Baudelaire, Rimbaud, Desnos et Genêt. Les classiques. Il n’avait pas de culture classique en poésie et en littérature. C’était des mots comme des dessins, des images, de la poésie contemporaine… plus branlette ! Enfin d’après moi… mais il s’est remis à dessiner, et c’était de plus en plus beau, de plus en plus précis. Il a toujours était maniaque. Les derniers dessins sont carrément sublimes !

Sur la fin de sa vie Pascal a pas mal développé sa collaboration artistique avec toi. Vous auriez pu créer un groupe graphique à vous deux, en volant la vedette à Bruno. Comment expliques-tu la séparation ou la distance entre Pascal et Bruno ?
Les dernières années de sa vie, celles durant lesquelles nous avons dessiné et peint ensemble, ce sont 15 à 20 ans. C’est beaucoup ! Au début, il prenait des dessins pas finis ou même des fonds : c’est-à-dire juste des couleurs ou des croquis et il dessinait par­dessus. Après, j’ai fait des dessins en laissant de la place pour son trait et je reconnais que j’aurais pu en faire plus. Quant à Bruno, c’était d’autres rapports. Il s’était connu ados. Pascal était un rebelle et Bruno plus un obsédé sexuel. Un très bon dessinateur, bien tordu, comme dans la vie ! Nous, nous avions des rapports plus sentimentaux, poétiques. Dora [ la fille de Pascal Doury ] est ma filleule et Nathalie était une amie. Avec Bruno, c’était plus un rapport d’ado. Pascal s’est éloigné de Bruno avec le temps. Pascal n’était pas caractériel comme Bruno, et Bruno ne le comprenait pas. Je suppose que c’est une case dans sa tête qui n’existe pas. C’est abstrait pour lui. Bruno est un égocentrique, ce que n’était pas Pascal. Ce n’est pas une critique, c’est juste un fait !

Tu dis que Bruno était plus obsédé sexuel, mais tout de même Pascal mettait des bites à ses Roudoudou et Riquiqui, non ?
Ce n’est pas un reproche d’être obsédé sexuel. Les dessins de Pascal dont tu parles datent de quand ils étaient gamins : quand ils avaient 25 ans. Pascal a évolué. Bon peut-être la poésie du Gendarme Pennequin n’était sûrement qu’un passage et il serait passé à autre chose… Bruno est toujours au même étage. Pascal avait monté quelques marches… beaucoup !

 

Olivia Clavel et Pascal Doury
Olivia Clavel & Pascal Doury, 2000

Penses-tu que Pascal n’a pas eu la reconnaissance que son œuvre mérite ? Qu ‘est-ce qui explique cela à ton avis ?
Mais ça va venir ! C’est évident ! Bien-sûr, l’époque n’est pas à la création. La société est dans une phase de repli sur elle-même, de retour en arrière. On fait trois pas en avant, deux pas en arrière, et on finit par avancer. Pascal un jour sera reconnu : c’est un grand artiste ! Je lui ai toujours dit ! Et même qu’il soit mort, je le dis encore. C’est un grand dessinateur ! Un grand artiste ! Il a tra­vaillé à Libération comme maquettiste, puis comme gardien de nuit et ce, toute sa vie. Mais peu à Libé avaient conscience de son don et de sa sensibilité. Disons 10 personnes sur 500. Mais plus le temps passe, plus les paillettes superficielles des êtres tombent et disparaissent. Au bout du compte, il ne reste plus que l’essentiel. Pascal, c’est une évidence, restera comme l’un des plus grands artistes de la fin du XXème siècle ! • • •

 

Olivia Clavel et Pascal Doury 02_lores
Collabration Doury & Clavel

 

Olivia Clavel interview by Xavier Laradji

Xavier Laradji: When did you start drawing ? Olivia Clavel: When I was 17, at the Beaux Arts school in Paris. I had already shown my drawings in Hara-Kiri (a satirical 70s French newspaper). I was hanging around in comic fairs. I also showed my comics to Actuel (70s underground magazine). Then I met the Bazooka people at Beaux Arts: Kiki Picasso, Loulou Picasso and Lulu Larsen. We hung out together all the time. We got high together, lived together, and drew together. But, at the same time, everyone was doing their own thing.

What type of characters were you drawing ?
Tele was my hero, he had a TV for a head. It was a TV that unplugged itself in order to live its own life. It was a rebellious TV, of course. I was watching a lot of TV at that time. Our comics were just a way of saying what we wanted to say in the way we wanted to say it! We were trying to change comics a bit.

How did you meet with Elles Sont de Sortie ?
Bazooka had been around since 1974, a little bit before Elles Sont de Sortie. But they almost started simultaneously. They came to meet us at Actuel, where someone was letting us use an office. I remember that we liked what they showed us. And… then we kicked them out…. Not me! At that time we were so punk and we would often tell people to piss off. I already knew Nathalie [Pascal Doury’s future girlfriend]…. She was Miss Fringanor 1977 [Miss Amphetamine 1977]. Very punk rock and very funny. She had a big personality, and a big mouth. She went out with Pascal later. And I think I met him again at that point.

Was there any competition betweeen Bazooka and ESDS ?
No. They were the closest to what we were doing. Other people were dropping in to show us their little zines – Combas, his girl­friend and Di Rosa – but we didn’t get along so well with them. It was different with Pascal Doury and Bruno Richard, especially with Pascal. Then Marc Caro came along. We were friendlier with them than Combas and Di Rosa…. they got really big-headed and arrogant. I thought they were a lot more superficial than Elles Sont de Sortie. At the end of the day, Combas and Di Rosa had a different approach. Not very rebellious. It’s not enough just to get high, and snort powder. They immediately joined the circus, the art market. We never did that. We were neither comics nor art. People always want to put you in a box, and that wasn’t the case with us. Kiki was always so provocative and that upset people. He invented our party: Parti Reactiviste (The Reactivist Party). We placed fake news reports in Liberation without them knowing. One time, we even changed the newspaper layout late at night and put ‘the organ of the Reactivist Party’ underneath the Liberation masthead. The next day July (thepublisher o/Liberation) freaked out…

Bazooka had its own perspective on the world. And ESDS ?
With Pascal and Bruno it was more personal. Sex, death. More intimate.

When was your first graphical collaboration with Pascal ?
Fifteen years ago, somewhere around 1985. It just came natu­rally. I was a huge fan of his work and it was mutual so I was really proud. It was a lot easier than the collaboration he had with Bruno. They had a very intense relationship. I had my first exhibition with Pascal in 1990, and another one in 2001. The opening was a month after his death.

How would you define his world ?
Whoahh!!! Huge! Huge! It’s crawling with details: life, death, memories. At the same time, he had a really classical touch (in a comics way). They were black and white in the beginning. At first, his comics were completely exploded. Later he quit draw­ing and went more in the direction of writing and poetry. But I wasn’t really into that side of his work! I was always very classical: I liked Baudelaire, Rimbaud, Desnos and Genet. He didn’t have that grounding in classical poetry and literature. It was more about words that were like drawings like pictureslike contemporary poetry… wanking! From my point of view, when he started to draw again it was even more beautiful, much more precise. He was always a maniac … but his last drawings were incredible.

How did you work together? At the end of his life Pascal collaborated a lot with you. You could have even started your own art group… taking Bruno’s place… How would you explain the break between Pascal and Bruno ?
Well, the last years of his life, when we were painting and drawing together: that was about fifteen or twenty years. And that’s a long time. At the beginning, he was taking half-finished drawings or backgrounds -just pieces of flat colour or sketches – and drawing over them. After that I did some drawings leav­ing space for him to draw, and I realised I should done more of those. He had a different relationship with Bruno. They’d known each other since they were teenagers. Pascal was a rebel. Bruno was more like a pervert and a really good illus­trator… but weird. Just like he was in real life! I had a more emotional and more empathetic connection with Pascal. Dora [Pascal Doury’s daughter] is my niece. And Nathalie was a friend. It was more of an adolescent relationship with Bruno. Pascal just drifted apart from Bruno over time. He wasn’t as moody. And Bruno couldn’t empathise with him. I guess that part of his brain didn’t exist. It was all abstract to him. Bruno is an egotist! Pascal wasn’t like that. That s not a criticism, it s a fact!

You said that Bruno was more of a pervert, but Pascal was drawing dicks on all his characters too, right ?
Right, but I didn’t mean pervert in a critical way; unless your whole life revolves around it. Pascal did those drawings when he was still a kid; he was only 25. He evolved. Maybe the poetry of Gendarme Pennequin was just another stage and he would have taken itfurther, you know? Bruno is still at the same place. Pascal went a few steps further… actually, a lot further!

So do you think Pascal didn’t get enough credit for his body of work? Why is that ?
It will come, obviously. It isn’t a good time for creativity. Society is in an introspective phase. It s going backwards. We ‘re going three steps forward, then two steps back before going any further. Pascal will certainly be recognised as a great artist. I always told him that! And even though he’s dead, I’m still saying it! He s an important illustrator! A great artist! That doesn 7 happen quickly. First he worked at Liberation doing layout. Then, for the rest of his life, as a night watchman there. But not that many people at Liberation were even aware of his gift or his aesthetic. Maybe 10 people out of 500. Over time, all the superficial glitter of others will fade out and disappear. At the end, only the most important ones will be left. Pascal will obviously be recognised as one of the most important illustra­tors and artists from the end of the 20th Century! • • •

 

source: PASCAL DOURY EST MORT n°5 Timeless, 2007

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s