Mavado Charon : Normallikten intikam almak

mavado 01
Mavado Charon, kağıt üzerine tükenmez kalem, 2013

O huzursuz 1988 baharı. Uyuşturucu kontrolü bahanesiyle bütün Batı dünyasında baskıcı polis devletleri kuruldu. Duyuru 2332’de özetlenen, düşünce duygu ve duyumsal izlenimlerin teknoloji tarafından kesinkes programlanması politikası saye­sinde, polis devletleri demokratik bir görünümün ardına gizle­nip kontrol makinesine karşı çıkan herkesi yüksek sesle suçlu, sapkın ve uyuşturucu bağımlısı ilan edebiliyor. İsimsiz, sahte telefon ve mektuplar aracılığıyla verdikleri yanlış bilgilerle polisleri şaşırtan yeraltı orduları büyük şehirlerde faaliyet gösteriyor. Polisler silahları ellerinde Senatör’ün akşam yemeği davetini basıyor; ihtiyaç fazlası uçaklara dair ballı bir anlaşmanın yapıla­cağı çok özel bir parti bu.

Mavado Charon: Sanat eserlerimle ilgili olarak çocukluğumdan beri çizgi roman ve çizimler yaptığımı söyleyebilirim ayrıca şiddet ve cinsel sahneler resimlemek istemişimdir hep. Ancak bu konuda yıllarca pek başarılı olamadım. Kimseye göstermek istemeyeceğim binlerce kötü çizimim var, çünkü berbatlar. Çizgi roman sanatçılarının kullandığı klasik tekniği kullanıyordum: önce karakalemle çizersin, sonra çini mürekkebi ile dolguyu yaparsın, bu teknikten nefret ediyordum. Sonraları, beş yıl önce, basit ve küçük sayfalar üzerine tükenmez kalemle serbest çizimler yapmaya başladım ve çizimi daha ‘canlı’ kılan bu sonuçtan çok memnun kaldım. Mavado Charon hikayesi böyle başladı.

Yayınlarla ilgili olarak, önce çizimlerimi bir blog’a göndermeye başladım, ünlü Amerikan gay dergisi ‘Straight-to-hell‘ in editörü Billy Miller‘ın dikkatini çektim. Eserlerim konusunda beni cesaretlendirmesinden bu yana çeşitli yerlerde yayınlamaya başladım.

 

mavado 02
Mavado Charon, kağıt üzerine tükenmez kalem, 2013

“Bize burada çıplak bir esrar partisi yapıldığı ihbarı geldi. Ço­cuklar şöyle biraz açılın ve siz de üstünüzdekileri çıkarmayın sa­kın yoksa o pis bağırsaklarınızı havaya uçururum.”

Bu imgelemi besleyen kaynaklardan biraz bahseder misin? Eserlerimde tabii ki birbirine karışmış sayısız ilham kaynağı var! Çocukken televizyonda izlediğim post-apocalyptic anime Hokuto No Ken gibi, Mortal Kombat veya Final Fight gibi oyunlardaki şiddet ve hatta pro-wrestling. Ergenlik dönemimden beri izlediğim tüm gay-porno videolarını da sayabilirim: Sperme odaklı Treasure Island Media filmlerinden klasik Falcon Studios filmlerine kadar. Ve hatta John Waters’ın ilk filmleri.

Tabii ki uluslararası tuhaf grafik sanatlarından da bahsetmeliyim burda: Japon Ero-Guro (yüce Maruo) ve Uta-Hema tarzı, 80’lerin İtalyan şiddet ve porno çizgi romanları Ranxerox veya Necron, ayrıca  Le Dernier Cri ve United Dead Artists başta olmak üzere fanzin ve graf-zinler.

Asıl ilham kaynaklarımdan biri de efsanevi Amerikalı sanatçı Henry Darger’dır. Birbirini öldüren, birbirine şiddet uygulayan onlarca karakterli muazzam çizimler yaptığı için ve ayrıca intikamdan bahsettiği için: Vivian Girls, çocukları öldüren yetişkinlerden intikamlarını alır. İntikam kavramını sık sık düşünürüm ve çizimlerimde ibnelerin (gay, trans, ucube, sapık…) normallikten intikamlarını alması anlatılır.

Ama temel kaynağımın edebiyattır; çok okurum ve William S. Burroughs’un  l’oeuvre’si, de Sade’in D.A.F’ı,  Pierre Guyotat… bunlar kendimi  bulduklarım.

Bir sanat eserinde (çizim, metin…) ifade ettiğin bir şeye aynı zamanda hayat verdiğini, onu oldurttuğunu düşünmeye bayılıyorum. Sade, Burroughs ya da Guyotat düşlerini kaleme almamış olsalardı bu dünyada kaybolmuştum ben. Burada yaşayacak bir yerim var çünkü onların kelimeleri benim gibi insanlara yaşayacak alan yarattı. Ben, yalnızca farklı insanların yaşayabileceği ve iltica edebileceği farklı dünyalar yaratmaya çalışıyorum.

 

mavado 03
Mavado Charon, kağıt üzerine tükenmez kalem, 2013

Polisin kısa dalgasına yanlış alarmlar koyarak devriye araba­larını var olmayan suç ve ayaklanmalara yönlendiriyoruz, bu da başka bir yerden saldırıya geçmemize olanak tanıyor. Sahte po­lis timleri vatandaşların üstünü arayıp onları dövüyor. Sahte in­şaat işçileri caddeleri parçalıyor, su borularını ve elektrik bağlantılarını kesiyor. Ses-altı aygıtları şehirdeki bütün hırsız alarmlarını devreye sokuyor. Amacımız mutlak kaos.

Fransız edebiyatında sürrealistlerden Bataille’ye oradan Sade’a kadar uzanan ayrıksı bir edebiyat okuyoruz. Bu geleneği sen neye bağlıyorsun;  heterodox dinlerin bu coğrayadaki etkilerini öne sürebilir miyiz? Dinin diğer toplumlarda olduğu gibi Fransız kültürü için de önemli olduğu doğru ama bu halen geçerli mi bilmiyorum. Sanırım bu gelenek ayrıca yunancada ‘düşünce özgürlüğü’ anlamına gelen ‘l’hérétisme’ le bağlantılı. 18. yüzyıldan ‘Pilosophes des Lumières’,  René Descartes çok önemli: artık Tanrısız bir dünyayı düşünebilme çağının başlangıcıdır. Tabiki de Sade’in tüm eserleri Tanrıya karşı açılmış bir savaş demekti ve bu benim için bir çok şeyin kökenidir. Ayrıca eşcinsellikten, sodomiden bahseden ilk yazardır. Çizimlerimde Sade’a bir sürü gönderme var.

Bir sanatçı olarak kimi zaman kendini edebiyata daha yakın hissettiğinden bahsetmiştin. Eserlerini incelediğimizde karmaşık sahnelere tanıklık ediyoruz, sanırım hikaye ve kurguya dayalı bir sanatçısın? Gerçekten de çizgi romanlardan daha çok edebiyatla ilgileniyorum. Nadiren sergileri ya da müzeleri gezmeye gidiyorum, ve aslında derin bir edebi kültüre sahibim. Zaten ergenlik dönemimde, kendimi tamamen çizime adamadan önce, pornografik metinler yazmaya başlamıştım, aslına bakarsanız bu benim yaşam tarzım.

Çizimlerimle birlikte, belirli bir yabancılık (tuhaflık) hissi vermeye çalışıyorum, bana göre bu daha çok edebiyata özel bir durum. Bir çok çizim, gizem ve boyuttan yoksun; edebiyatın kafamın içinde oluşturduğu tüm o parlak kıvılcımlara ve parıltılara yol açmıyorlar.

Edebiyat genellikle bana rüyaya, çizimlerden çok daha yakın görünüyor (rüyalar paradoksal olarak bize daha görsel görünse bile). Bu arada, favori yazarlarım arasından Abe Kobo’yu anmayı unuttum. La femme des sables (Kumların Kadını) kitabını okursanız, orada değişik odaklar bulacaksınız: Çok büyük planların (böceklerin dünyası, kum taneleri…) yanında, kadının durmadan kazmak zorunda olduğu çukura gömülmenin acısı altında bir derinlik, bir baş dönmesi etkisi… Bu romandan uyarlanan filmin, kafamdaki görsellere dayanarak, benim çizimde yapmaya çalıştığımı çok iyi ifade ettiğini düşünüyorum. İdeal olarak, çizimlerimin yeteri kadar ‘yakın’ olmalarını isterdim, karakterlerimin tenlerindeki grenler ayırt edilebilsin diye, ama aynı zamanda sanki çok ‘uzakta’ olmalarını… Bunu açıklamak biraz zor.

 

mavado 04
Mavado Charon, kağıt üzerine tükenmez kalem, 2013

Çatı katında bir oda, duvarda şehrin haritası. Elli oğlan taşı­nabilir ses kayıt cihazlarıyla TV’den ayaklanmaları kaydediyor. Tek tip gri flanel takım elbiseler var üzerlerinde. Kayıt cihazlarını gabardin pardösülerinin altına takıyor ve kıyafetlerinin üzerine birazcık göz yaşartıcı gaz püskürtüyorlar. Kama düzeninde bir grup oluşturup en kalabalık saatte saldırıya geçiyorlar, kayıt ci­hazları açık: ses patlaması, polis sirenleri, çığlıklar, polis copla­rının kırdığı camların sesleri, kıyafetlerinden çevreye yayılan göz yaşartıcı gaz. Etrafa dağılıp basın kartlarını takıyor ve olayları takip etmek için geri dönüyorlar. Sakallı Yippiler caddede elle­rinde çekiçlerle koşup her iki yandaki camları kırıyor ve geride çığlık çığlığa öten hırsız alarmları bırakıyor, sonra sakallarını çı­karıp yakalarını ters çeviriyorlar ve elli temiz rahibe dönüşüyor­lar ve bütün arabaların altına molotof kokteyli atıyorlar, BUUUMMM, arkalarında bıraktıkları cadde patlıyor. Bazıları işi bitirmek için itfaiyeci üniformaları içinde ellerinde çekiç ve hor­tumlarla olay yerine geliyor.

Gençken kimleri okurdun, Jean-Genet’i sever miydin? Ayrıca Re:Surgo!’dan ‘Burroughs on Tumblr’ başlıklı ufak bir kitap yayınladın. Gençlik esinlerimden biri Guillaume Apollinaire’in Les onze milles verges’i (On Bir Bin Kırbaç)… Bu kitap o kadar pornografik, komik ve pisti ki hala atlatamıyorum. Çok gençken, tahminen 12-13 yaşlarındayken edinmiştim: Gülünç derecede düşük fiyatlı bir cep versiyonu vardı ve kapağında, 18 yaşın altındakilere yasak olduğuna ilişkin hiç bir ibare yoktu! Fransız kültüründe büyük bir şey var mı bilmiyorum, ama böyle kitapların özgürce satın alınabilmesi bana inanılmaz geliyor. Şu ana kadar pek fazla Jean Genet okumadım, ama kendimi vermeye başlıyorum ve tapıyorum! Tasvir ettiği dolandırıcıların, fahişelerin ve travestilerin dünyası; en yüksek şiirsel seviyeye çıkarttığı tüm bu çirkeflik ve bayağılığın, açıkçası benim için bir anlamı var!

Burroughs’ın eserleri için değişmeyen bir aşkım var, en az tanınanlara karşı bile, ikinci üçlemesi (Cities of the Red Night vs.) gibi. Ve Re:Surgo sayesinde, kitap başlıklarımdan birinde bu bağlılığı anlatabildiğim için gerçekten de mutlu oldum!

Bu aralar neler okuyorsun? Şu anda iki kitap okuyorum: Pierre Guyotat’dan Prostitutionharika bir çalışma, 60 yıllarında Cezayir’de bir genelev etrafında geçiyor, ve de Denis Jampen’den Héros. Bu Fransız yazar, 70 senelerinde sadece tek bir kitap yazmış, ve o da sadece bu yılda yayımlanmış! Hayali bir şehirde, dört asker tarafından genç oğlanlara yapılan katliam ve tecavüzleri anlatıyor… Burada da edebiyat deneysel ve gayretli, aynı zamanda dikkat çekici; ben de gerçekten çizimlerimle böyle bir sonuca ulaşmak isterdim.

 

mavado 05
Mavado Charon, kağıt üzerine tükenmez kalem, 2013

Meksika, Güney ve Orta Amerika’da gerilla birimleri Amerika Birleşik Devletleri’ni özgürleştirmek için bir kurtuluş ordusu ku­ruyor. Kuzey Afrika’da, Tanca’dan Timbuktu’ya kadar benzer bi­rimler Batı Avrupa ve Britanya’yı özgürleştirmeye hazırlanıyor. Uzlaşmaz amaçlarına ve üyeler arası farklılıklara rağmen yeraltı hareketi temel hedefler konusunda uzlaşıyor. Her yerde polis makinesine karşı yürümek istiyoruz. Polis makinesini ve bütün kayıtlarını yok etmek istiyoruz. Bütün dogmatik sözel sistemleri yok etmek istiyoruz. Aile birimini ve onun kabilelere, ülkelere ve uluslara kanserojen bir madde gibi yayılımını kökünden yok edeceğiz. Ailelerin, annelerin, babaların, polislerin, rahiplerin, ülkelerin ya da partilerin konuşmasını istemiyoruz artık Taşra ağzıyla söyleyecek olursak; yeterince saçmalık duyduk biz.

Fransa erken avangard’ın beşiğiydi. Şu an durum nasıl? Edebiyat, sanat, tiyatro alanlarında neler olup bitiyor, tavsiye edebileceğin bir şeyler var mı? Burada, bu konu hakkında konuşacak en doğru kişi olduğumu sanmıyorum, yeni edebi ve teatral sahneleri pek az biliyorum. Öte yandan, çizimde, graf-zin ve fanzin sahnelerinde çok tutkulu şeyler olduğunu görüyorum. François de Jonge (SuperStructure yöneticisi) gibi insanlar ya da Revue Collection etrafındaki kolektif (Lagon ya da Volcan kökeninin bir parçası) bu aralar harika graf-zinler, muhteşem çalışmalar üretiyor, tıpkı 2000’lerin Amerikan dergi Kramers Ergot gibi. İngilizlerin yaptığı Mould Map dergisini de seviyorum. Bunlar yine benim için önemli ilham kaynakları!

Olivier de Sagazan hakkında ne düşünüyorsun? İlginçtir, Olivier de Sagazan’ı daha önceden tanımıyordum, ama internet sitesine baktım, ve çok güçlü buldum! Benim artistik çalışmam, esas olarak bedenin çizimdeki temsili üzerine bir çalışmadır ve bu beni çok konuşturur!

 

Mavado Charon ile söyleşi 09/ 2015
*italik bölümler: William S. Burrough ‘Vahşi Oğlanlar’
Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan Ahmet Ergenç çevirisinden alınmıştır. 
Özgün adı: The Wild Boys

 

mavadocharon.blogspot.com

dirtycharon.tumblr.com

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s