Gurbette Çınlayan Bir Şayir: Batuhan Dedde

killustration by erman

‘Kalbim dediğim

Evindir işte senin

Sen orada yaşarsın

Tarçın kokusu yayılır sokaklarıma

Saçlarını tararsın.’

Batuhan Dedde, yeni kitabıyla farklı bir dil deneyimini sunuyor hepimize. Kitabın akışı adeta bir ruhun pusulasını da okuruna sunuyor. Şairin, yazarın üzerinde durduğu benliği, cinneti, karanlığı, rüyaları adeta onun bir taraftan ruhsal fırtınalara diğer yandan tarihin derinliğe ve mitolojik göndermelere de zemin hazırlıyor. Antik dünyada karanlığın yaratılıştan önce geldiğine inanıyorlardı. Modern zamanlarda  “gece” sözcüğü ağırlığını hissettiriyor, sanki bireyselliğe ulaşmak için karanlığın ve de gecenin dünyasıyla yüzleşmek zorundadır günümüz insanı.


Batuhan Dedde- Beykent Üniversitesi RTS Öğrencileri ile Röportaj (2014)

‘Down the lengths of the Bosphorus runs two currents: One on the surface and the the other deep below They run in opposite directions. And here in the strait which divides the city into two lies the perfecf metaphor for the city. For its residents too push and pull each other in different directions, seemingly contradictorily but vital for tha other’s survival.’

Batuhan Dedde was born in Istanbul in 1987. He has published several books, including the poetry collection Morfinsiz Çekilen Düş Sancıları, in 2013. His work brings together the sensibilities of the American Beats and the Turkish Second New.

Resource: Bosphorus Review of Books

‘Boğazin dibinden iki akıntı geçer ilki yüzeye yakın, diğeri çok daha derinden, birbirlerine zıt yönde akıp gider. Şehri ikiye ayıran bu boğaz ona en cok yakışan mecazın ta kendisidir. Zira bu şehrin sakinleri de birbirlerini farklı yönlere iter ve çeker. Tutarsız bir gayret gibi gözükse de hayatta kalmalarını sağlayan bu cekişmedir.’


Recluse

Batuhan Dedde

translated by Donny Smith

I come from a patriarchal solitude

I am the last hero remaining from a tribe whose reclusiveness extinguished it.

I run like a street dog after a dream that went too far

While all the conjurers are jumping off the tightrope I stretched across my heart.

God’s suffering drips on my face from the grayest of heavens

While a high-decibel symphony of separation claws at my ears:

The idiots call it rain.

I loved you in a way no human being should

I loved you with inhuman clarity and purity

I was so unrealistic I could have painted all the bloody tanks left over from the cold face of

                                           war with pink dreams

Leaving all this step-eroticism at the door of an orphanage;

Looking right into the eyes of the greatest sufferings, and those sufferings’ good credit;

With the apprehension of an excommunicated Catholic;

Against all religious duties and the Prophet’s teachings, I loved you.


Saltuk Erginer & Seni Görmem İmkansız ‘Yalnız’ca’ 2013

Hep sevmekten kaybettim ben, Hep severek kaybettim. İçimi eze eze, avuçlarımı tutuştururcasına… Eğer şahitse şu kentin asfaltlarına düşen yağmur damlaları, Suyun intihar ettiğini düşündün mü hiç? Ben bu kente ne zaman ayak bassam bir başıma, Ağaçlar, yapraklar bile yalnızlığı öğretiyor, Yalnızlığın lisanını konuşuyor; “Yalnızca.” Yalnızca, salınıyor dallar Yapraklar yalnızlık kanamış, ölüyorlar, Sonbahar bahane…

Blood of a Poet: Batuhan on instagram live

Münzevi

Batuhan Dedde

Ataerkil bir yalnızlıktan geliyorum

Münzevilikten helak olmuş bir kavmin

Kalan son kahramanıyım.

Çığırından çıkmış bir hayalin arkasında koşarken

                                                                     sokak kopekleri gibi

Kalbimde gerdiğim telden aşağı atlıyor bütün hokkabazlar

Tanrının acısı damlarken yüzüme göğün en grisinden

Yüksek desibelli bir ayrılık senfonisi kulaklarımı tırmalıyor;

Aptallar yağmur diyorlar.

Bir insana yakışmayacak şekilde sevdim ben seni

Bir insana yakışmayacak kadar duru ve net

Savaşın soğuk yüzünden kalan kanlı tankları

Pembe düşlere boyayabilecek kadar idealisttim

Bütün üvey erotizmleri bir yetimhanenin kapısına bırakarak

Tahsili yüksek acıların gözünün içine baka baka

Aforoz edilmiş bir Katolik kaygısıyla

Farzlara, sünnetlere aykırı sevdim ben seni.


Sanatçılar, şairler, yazarlar, yaratıcı süreçler için kolektif bilinç dışında kök salmış zihinsel ve yaratıcı formları kullanırlar. Sanatsal yaratım sürecinde bu zihinsel imgeler zihnin bilinçli katmanlarına ulaşır ve yapıtı ortaya çıkartır.

“Yazık Yenilenlere” kitabı çok zor bir yaşam deneyiminden süzülerek biçim bulmuş. “Corona” ve “karantina” günlerinin şiire, sanata, edebiyata nasıl yansıdı sorusunun da bir nebze yanıtıdır bu kitap. Tüm zorluklara rağmen “umut” sözcüğünün örtülü biçimde de olsa şairlerin yüreğinden yükselmesi önemlidir. Özellikle günümüzün kritik dünya koşullarında ve insanlık tarihinde eşi benzeri olmayan Corona denen bir olguyla yüzleşmede umudun yeri, insanı ve insanlığı kurtarabilecek tek ışık penceresidir. Umut ise, şiirin, öykünün, sanat yapıtlarımızdan başka bir şey değil. Batuhan Dedde’nin zengin dili, bakış açısı ve şaşırtıcı derecedeki yaratıcılığı okuruna yol fenerdir.

“Terk edilmiş tren yollarında yürüsem,

Yaban otları bileklerimi yaralasa

Pardon, desem, kimse var mı?

Kim olduğu fark etmez

Sarılan şeytan da olsa…”

Batuhan Dedde


Batuhan Dedde ‘Yazık Yenilenlere’ 2022

Simurg Art


Leave a comment