Tekinsiz Kırmızı ‘Uncanny Red’

10_Trusting eachother1_Digitalpainting_80x100cm_2012
Elif Varol Ergen ‘Trusting Eachother’ digitalpainting, 80x100cm, 2012

“…Karabasanlarımda kırmızı egemen. Kırmızı tutkunun, neşenin rengi. Kırmızı içsel yolculukların rengi, insanın gizli doğasının, bilinçsizliğin girinti ve çıkıntılarının rengi. Her şeyden çok kırmızı öfkenin ve şiddetin rengi…”

Kathy Acker, ‘Annem: İçimdeki Şeytan’

 

“Incognito”, gizlenen kimlik anlamına geliyor. Hemen her gün gazetelerin üçüncü sayfalarında gördüğümüz şiddet ve cinsel istismar mağduru küçük çocukların isimlerini gizleme meselesine bir gönderme niteliği taşıyor. Hepimizin şu ya da bu şekilde farkında/ haberdar olduğu, oldukça ağır psikodinamiklere sahip ve farklı bilim dallarının araştırma konusu olan bir kavram çocuk istismarı. Plastik sanatlara baktığımızda ise çocukluk dönemlerine ilişkin travmalarını, cinsel kimliklerinin oluşumundaki arızaları/ kafa karışıklıklarını konu edinen, “confessional” kategorisinde değerlendirebileceğimiz sanatçılar bir yana, genelde “üç maymun”un oynandığı “çocuk
istismarı” meselesi ve ardından yaşanan trajedilere el atan sanatçıların sayısı gerçekten çok az. Bu bağlamda Elif Varol Ergen’in çalışmaları plastik unsurlarının yetkinliğinin yanı sıra, içerdiği sosyal/ psikolojik alt metinler yönünden ve konuyu ele alışındaki mesafeli, izleyiciyi semboller üzerinden düşünmeye çağıran ve “istismar üzerinden istismar” yapmayan tavrıyla öne çıkıyor.

 

1_Observers_Digital painting_48x68cm, 2010
Elif Varol Ergen ‘Observers’

Çocuk istismarı, özellikle de cinsel istismar sık rastlanan ve genelde yıllarca süren bir durum olmakla birlikte sıklıkla gizli kalmakta ve vakaların yalnızca %15’inin bildirildiği düşünülmekte (1). İstismarı gerçekleştirenler ise çoğunlukla, çocuğun birinci dereceden yakını, ona bakım vermekle yükümlü olan ve/ veya bağlanma nesnesi olan kişiler. Söz konusu vakaların büyük bir kısmında ya annenin fiziksel istismarı, ya da yakınındaki bir erkeğin cinsel istismarına uğrayan çocuğun başına gelenler karşısında sessiz kalmayı tercih eden bir anne figürü karşımıza çıkıyor. Bazı vakalarda ise durumdan haberdar,
fakat müdahalede bulunmayan kişilerin birden fazla olduğu gerçeği durumun vahametini bir kez daha ortaya koyuyor. Elif Varol Ergen’in çalışmalarında sıklıkla değindiği süreçlerden birisi de bu sessiz/ pasif kalma, hatta bir voyeur konumunda çocuğun başına gelenleri gizil/ hastalıklı bir hazla izleyen gözlerin varlığı. “Gözlem” başlıklı işinde ilk bakışta sembolik bir unsur gibi görünen “gözler”in küçük kız çocuğuna attığı bakışların hiç masum olmadığını anlıyoruz, bu gözler kösnüyle çarpılmış, olan biteni izlemekten haz alan gözler. Kuyu’nun dibinde dahi olsa henüz tebessüm edecek kadar başına gelenlerin ayırdında olmayan “Prenses”, “Kırmızı”da sapkın gözleri şaşırtarak beklenmedik bir hamle yapacak hale getiriliyor. Konuşma ve kendini savunma hakkı tanınmayan, söz almak istediğinde izin verilmeyen (sanatçının işlerinde kesik parmaklarla imlenen) çocuk eline silahı alıveriyor. Cinsel/ fiziksel istismara uğrayan ve canına tak ettiğinde işi cinayetle ve/ veya intiharla sonlandıran çocukların sayısı, medya aracılığıyla çok sık yansıtılmasa da, azımsanamayacak kadar fazla. Sanatçıya göre: “Yetişkinlerin travmatik ve acımasız dünyalarının, çocuk bedeni ve ruhu üzerindeki şiddetli yansımaları, yaşayan ama yaşamın farkında olmayan, acı çekip bunu sadece düş kırıklığı sanan ve cinsiyetinden utanan çocuk karakterler üretiyor.” Çocuğun mutlu anları ise çok uzaklardan ona el sallayan üçbeş silik imaj olarak iz bırakıyor hayatının geri kalanında. Elif Varol Ergen katran, silahlar ve kesikler gibi oldukça şiddetli elemanlarla tezat olarak duygusal ve geçmişe dönük olarak bellekte bir mutluluk arayışının izlerini sürüyor çalışmalarında.

 

2_Daikon_Digital painting_48x68cm_2010
Elif Varol Ergen ‘Daikon’ digital painting, 48x68cm, 2010
8_You Can_t Run_Digitalpainting_ 80x120cm_2011
Elif Varol Ergen ‘You Can’t Run’ digital painting, 80x120cm, 2011

 

– ENGLISH –

Elif Varol Ergen: Uncanny Red

“…My nightmares are based on red. Red’s the color of passion, of joy. Red’s the color of all the journeys which are interior, the color of hidden flesh, of the depths and recesses of the unconscious. Above all, red is the color of rage and violence…”

Kathy Acker, “My mother: Demonology”

 

“Incognito” means hidden identity. It qualifies a reference to the problem of hiding the names of the little children, victims of violence and sexual abuse, that we see on the third pages of newspapers almost everyday. Child abuse is a concept that all of us are somehow aware / cognizant of; it has rather slow psychodynamics and it is studied by different branches of science. When we take a look at plastic arts, except the artists
taking, as a subject, their traumas related to their childhood periods, the failures / confusions during the formation of their sexual identities and whom we could consider under the “confessional” category, the number of artists who lay their hands on the problem of “child abuse” (when usually “three monkeys” is played) and ensuing tragedies is really very low. In this context, in addition to the competency of their plastic
constituents, Elif Varol Ergen’s works become prominent with the social / psychological subtexts they contain and the manner in which she takes the subject matter; reservedly, inviting the viewer to think through symbols and restraining from “abusing
over abuse”.

 

3_Gun_Digital painting_48x68cm_2010
Elif Varol Ergen ‘Gun’ digital painting, 48x68cm, 2010

Although child abuse, particularly sexual abuse is a common situation generally lasting for years, it often remains hidden and it is believed that only 15 percent of the cases is reported (1). The abusers are mostly first degree relatives of the children who are responsible for their cares and / or have attachment objects. In the majority of the mentioned cases, we are confronted with a mother figure choosing to remain quiet on what the child experiences when physically abused by the mother or when sexually abused by a man nearby. The fact that, in some cases, more than one person are aware of the situation, yet they do not intervene illustrates the gravity of the situation once more. One of the processes Elif Varol Ergen frequently deals with in her works is this remaining silent / passive, or even the existence of eyes watching, in a voyeur condition, the overtakings of the child with a secret / sick pleasure. In her work titled “Gözlem (Observation)”, we discover that the “eyes”, appearing as a symbolic element at first glance, do not look at the little girl innocently at all; these eyes have been distorted by lust, they take pleasure from watching the goings-on. “Prenses (The Princess)”, so unaware of what lies ahead that she smiles naively although she’s at the bottom of The Pit, is transformed to surprise the perverted eyes in “Kırmızı (The Red)” and to be about to make an unexpected move. The child, devoid of the right to speak and to defend herself / himself, denied when she / he asks for permission to speak (implied by cut fingers in the artist’s works), takes the gun into her / his hand. The number of children who are sexually / physically abused and who, when sick / tired of it, end it with murder and / or suicide is too many to ignore although not so frequently reflected by the media. According to the artist: “The severe reflections of the traumatic and merciless worlds of adults on the bodies and souls of children raise child characters, living, but not being aware of it; suffering, yet mistaking it as disappointment and embarassed about their genders.” The happy moments of the child leave traces as three to five obscure images waving hands from afar, in the remainder of her / his life. In her works, contrasting with extremely severe elements like pitch, guns and cuts, Elif Varol Ergen follows the traces of an emotional, retrospective search for happiness in memories.

 

11_I remember_Digital painting_70x90cm_2013
Elif Varol Ergen ‘I remember’ digital painting, 70x90cm, 2013
Elif 02
Elif Varol Ergen ‘Untitled’ silk screen, 48x68cm, 2012

Öte yandan Varol Ergen’in işlerine bakarken Freud’un ortaya attığı “tekinsiz” (unheimlich/uncanny) ve Julia Kristeva‘nın rezil, berbat, zillet, atık sözcükleriyle açıklayabileceğimiz “abject” kavramlarını göz önünde bulundurmanın faydalı olacağını
düşünüyorum (2). Zira her sanat izleyicisinin kolaylıkla hazmedemeyeceği sert ve metaforik unsurlar var sanatçının çalışmalarında. Zaman-uzam algısının bulanıklaştığı
resim mekanlarındaki bazı motifler istikrarlı bir biçimde karşımıza çıkıyor ve “tekinsizlik” duygusunu pekiştiriyor. Groteskleştirilmiş, deforme edilen, sarkan ve eriyen formlar, kesik ve tanım ötesi biçimlere dönüşen uzuvlar, yoğun kırmızı
ve siyah kontrastlarla tam da “abject”e işaret edecek biçimde bir araya geliyor. Ancak Kristeva’nın da vurguladığı gibi “iğrenç kılan, kirlilik ya da hastalık değil, bir kimliği, bir sistemi, bir düzeni rahatsız edendir… iğrenç, sınırlara, konumlara ve kurallara saygı göstermeyen bir şeydir…arada, muğlak ve karışmış olandır…hain, yalancı, vicdan azabı duymayan suçlu, utanma duygusu olmayan tecavüzcüdür…” (3). Dolayısıyla sanatçı, asıl “iğrenç” olanın ne/ kim olduğu üzerine bir zihin jimnastiğine davet ediyor bizi.

Sanatçının akademik geçmişinin de çalışmalarını beslediği, zenginleştirdiği göze çarpan noktalardan. Yüksek lisans tezinin başlığı “Uzakdoğu Kültüründe ‘Japonya Örneğinde› Çizgi Roman Sanatının Gelişimi” olan Varol Ergen’in çalışmalarına manga/ anime’lerin görsel dünyasını duyumsatan ancak daha içe dönük ve sembolik bir kavrayışın hakim olduğunu görüyoruz. Doktora tezini ise “Resimli Çocuk Kitapları” üzerine yapan sanatçının, özellikle “İncognito” serisinde çocuk kitaplarının illüstratif dilini yapıbozuma uğratan ve söz konusu dili kullanarak “büyüklere” (aslında) kurmaca olmayan öyküler anlatan bir görselliğe ulaştığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Bu noktada uzakdoğu ve batı kültürlerinde, Varol Ergen ile benzer bir görsel ve tematik evreni paylaşan Toshio Saeki ve Trevor Brown geliyor akla. Toshio Saeki lokal/ folklorik, uzakdoğu’nun gelenekleriyle hesaplaşan ve aykırı cinsellikler/ amorf biçimler içeren çalışmalara imza atan bir isim. Ergen ise yaşadığı ülkenin karanlık ve örtbas edilen gerçeklerini büyük ölçüde coğrafyasızlaştırarak, nihayetinde konvansiyonel bir dile ulaşarak aktarıyor. Trevor Brown da yine çocuk istismarını oldukça sert bir dille fakat fetişleştirerek ele alan işler üretiyor. Elif Varol Ergen ise çocukların savunmasız konumlarından faydalanmadan, onları cicili/ bicili, şeker öğeler gibi göstermiyor, daha acımasız bir gerçeklik düzeyinde, lafı dolandırmadan, gerektiğinde deforme edip “çirkinleştirerek” işlerine taşıyor.

Zira Ergen’in çocukları yetişkinliğin karanlık dünyasına olması gerekenden çok daha erken intikal etmiş çocuklar, elbiselerinin kirli, kanlı, vücutlarının metamorfoza uğramış olması bizi şaşırtmıyor. Ergen önce çocukluğun “basit mutluluk an”larına, sonra da lekeli, geri döndürülemez, burkulan/ incinen anlarına götürüyor bizi. Evet, tebessüm ediyoruz belki kuyunun dibindeki “Prenses” ile birlikte, ama çok geçmeden yüzlerimize acı bir gülüş, dilimize “kırmızı”nın kekremsi tadı yerleşiyor.

 

9_Trusting eachother1_Digitalpainting_80x100cm_2012
Elif Varol Ergen ‘Trusting Eachother’ digitalpainting, 80x100cm, 2012

On the other hand, while viewing Elif Varol Ergen’s works, I think it would be useful to consider the “uncanny” (unheimlich / tekinsiz) concept proposed by Freud and the “abject” concept of Julia Kristeva which we could describe with the words vile, wretched, despicable, waste (2). Because, there are hard and metaphorical elements in the artist’s works that not all art viewers could easily digest. In the painting spaces where the space – time perception becomes blurred, some patterns consistently emerge and reinforce the feeling of “uncanniness”. Forms; that have been rendered grotesque, deformed, sagging and melting; limbs; cut and disfigured into shapes beyond recognition, come together, with intensive red and blacks contrasts to point right at “abject”. But, as Kristeva has also emphasized, “It is not impurity or disease that renders abject; it is the one disturbing an identity, a system, an order… abject is something disrespecting boundaries, locations and rules… it is, betwixt, obscure and deranged… it is a scoundrel, liar, a criminal lacking a prick of conscience, a rapist without a sense of shame…” (3). Hence, the artist invites us to a mind exercise on who / what is really “abject”.

An issue that leaps out is that the academic background of the artist feeds and enriches her works. The title of her master thesis being “Development of Comics in Japan and Fareastern Cultures”, we observe that her works, while making you sense the visual world of mangas / animes, are more introverted and governed by a symbolic conception. Having carried out her PhD thesis on “Illustrated Children Books”, we could easily say that especially in the “Incognito” series, the artist has jigsawed (deconstructed) the illustrative language of the children books and has reached a level of visuality that tells “adults” (not so) non-fictional stories.

 

12_Forget it_Digital painting_70x90cm_2013
Elif Varol Ergen ‘Forget it’ digital painting, 70x90cm, 2013

At this point, two names, sharing a similar visual and thematic universe in fareastern and western cultures, with Varol Ergen emerge: Toshio Saeki and Trevor Brown. Toshio Saeki has achieved local / folkloric works, settling up with fareastern traditions and including anomalous sexualities / amorphous figures. Ergen, on the other hand, strips, the dark and suppressed truths of the country she lives in, of geography and finally narrates, having reached a conventional language. Trevor Brown also produces works handling child abuse, with a very hard language, but by fetishizing it. Elif Varol Ergen, on the other hand, does not benefit from the defenceless state of the children, does not show them as chocolate boxes, lollipops; she transforms them to her works on a more merciless level of reality, without equivocations, deforming and “making ugly” when required. Because, Ergen’s children have devolved far earlier than required into the dark world of adulthood; their dirty, bloody clothes; their bodies having gone through metamorphosis do not surprise us. Ergen takes us first into the “simple happiness moment”s of childhood, then into the irreversible, twisted / hurt moments. Yes, maybe we are smiling together with “The Princess” at the bottom of the pit, but soon a bitter smile on our faces and the acrid taste of “red” on our tongues settle down.

Bora Gürdaş

 

5_Interrupted_Digital painting_80x120cm_2010
Elif Varol Ergen ‘Interrupted’ digital painting, 80x120cm, 2010

 

Dipnotlar / End Notes
* Acker, Kathy. “Annem : İçimdeki Şeytan”, İstanbul, Güncel
Yayıncılık, 1996 : 9.
1. Yates A. “Sexual abuse of children”. Textbook of child
adolescent psychiatry.(ed. Wiener JM). Washington : American
Psychiatric Press, 1997; 699-709.
2. http://www-rohan.sdsu.edu/~amtower/uncanny.html
3. Kristeva, Julia. “Korkunun Güçleri, İğrençlik Üzerine
Deneme”, İstanbul, Ayrıntı Yayınları, 2004 :17.

Bu metin 03 Şubat-03 Mart 2012 tarihleri arasında CDA-Projects tarafından düzenlenen Elif varol Ergen’in incognito adlı sergisi için kaleme alınmıştır.

This article is written for Elif Varol Ergen’s exhibition entitled incognito organized by CDA-Projects on February 03rd-March 03rd, 2012.

Translation: Sezgin Aleçakır

 

elifergen.com

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s