A NEW FESTIVAL IS LAUNCHING !!

COMING SOON…

Art’n Party Festival embraces equality not only on stage but also in the sharing of labor. This is not a stage but a space; a space where the artist, the producer, and the audience are equal. Art’n Party Festival is on October 26.

Art’n Party Festival is a solidarity festival. I want to tell you about this initiative, this solidarity, which I have wanted to bring to life for years, which I have dreamed of and longed for.

A Solidarity Begins with the Unity of Art, from Sound to Canvas, from Words to Silence…

Art is humanity’s deepest mark on the earth. Every brushstroke, every note, every sculptural touch, every word is an emotional response to the pain of human existence. But the power of these marks emerges not only within their own disciplines, but when they touch each other, intertwine, and tell a shared story.

Solidarity is precisely the name of this connection, this shared story. It is an invisible network that brings together all art forms, from music to painting, literature to theater, dance to cinema. And this network is not only an aesthetic unity but also an ethical stance. Because where art converges, there is collective consciousness, not ego. There is no competition, only collaborative creation. There is no applause, only the pursuit of resonance.

A structure where all branches of art converge is, in fact, a demonstration that humanity can make a better world possible. There is no profit within this structure, only sharing; there is no competition, only inspiration. Because art is a mirror; it shows a reflection on its own, but when combined with other mirrors, it creates a true panoramic truth.

Art’n Party Program / October 2025

ART’N PARTY #01


Art’n Party Program / October 2025

“Organize a protest at a conservatory. Let everyone freely improvise with their instrument—or any object used as an instrument.” -Ekim Benzetsel

  • Record and publish a classical piece assigned to you using a synthesizer.
  • Create a popular piece using musical elements you like from a piece assigned to you.
  • Troll the end-of-year concert of the person among you who works the hardest—the one who is “most advanced,” as the teachers say.
  • Perform at a recital with an instrument smaller than you normally play. E.g., with a 3/4 violin.
  • With the help of artificial intelligence, compose a piece in Bach’s style. Convince your teacher that this piece is truly Bach’s and play it in the exam.
  • Upload music you’ve created in the style of a famous composer using artificial intelligence to Spotify as if it were truly their work.
  • Invent a fictional painter and create a website in their name. Present the painter as an important figure. Upload the pictures you created with artificial intelligence to the site as if they were the paintings of the painter you invented.
  • Donate the sheet music of a piece of music you created in the style of a famous composer using artificial intelligence to conservatory libraries as if it were truly by that composer.
  • Sing one measure behind in choir class.
Tamar Records / TMR 063

Such solidarity celebrates diversity, difference, colors, and languages, rather than class, gender, geographical, and political divisions. Each discipline carries the light of the other.

And as this structure is built, people reconnect not only with art, but also with humanity. Because all these connections whisper this truth: Nothing is as transformative as the hope that comes from creating together.


Art’n Party / October 2025

The Future is Now > Golem Radio Shows

Kaan Akay, also known as *Golem*, has been pursuing his DJ career since 1997. After 22 years in radio, working with platforms such as Dinamo, Standart FM, Sub FM, and Root Radio, he currently continues his Drum & Bass-focused programs on Radio 2019.

Throughout her career, Goldie has shared the stage with legendary names in electronic music such as Adam F, Grooverider, Roni Size, and Photek; he has performed in major music cities in the UK such as London, Bristol, and Birmingham.

In addition to DJing, he continues his productions with his solo project under the name *Human Scum*.


Set Myself Free by Loli ‘Sacred Heart’ 2025 Gülşah Erol

Every artist becomes the echo of another.

Imagine: A musician shares the stage with a painter. Rhythms spill onto the canvas, colors blend with melodies. A dancer twists to a poet’s verses, while a video artist transports those movements beyond time. And what emerges is not just a concert, not an exhibition, not a play. It is a new language. It is the common dialect of the arts. Perhaps it is the purest form of “harmony” created by human hands.

But this unity is not a matter of organization, it is a matter of vision. Solidarity is not just about performing together; it is about respecting each other’s work, sharing the artist’s loneliness, realizing that both inspiration and struggle are collective. What a musician cannot put into notes, a poet completes; what a painter leaves blank, a choreographer fills. This is the democratization of creative action.

And what makes this unity possible is not merely a space or a backdrop; it is a shared value system that is built. The name of this common ground, where each artist weaves their own style, their own fragility, and their own longing with that of others, may be a festival, a collective, or just a room, but its essence remains the same: “Together, deeper.”

ART’N PARTY #01

> instagram.com/artnparty


FESTİVAL BAŞLIYOR !!

COMING SOON…

Art’n Party Festival, sadece sahnede değil, emeğin paylaşımında da eşitliği ilke edinir. Bu bir sahne değil, bir alan; sanatçının, üreticinin ve seyircinin eşit olduğu bir alandır. Art’n Party Festival 26 Ekim’de.

Art’n Party Festival bir dayanışma festivalidir, yıllardır hayat vermek istediğim, hayal ettiğim ve özlemini duyduğum bu oluşumu bu dayanışmayı sizlere anlatmak istiyorum.

Sanatın Birliği ile Tınıdan Tuvale, Sözden Sessizliğe Uzanan Bir Dayanışma Başlıyor…

Sanat, insanlığın yeryüzüne bıraktığı en derin izdir. Her fırça darbesi, her nota, her heykel dokunuşu, her sözcük, insanın varoluş sancısına verilen duygusal bir yanıttır. Fakat bu izlerin gücü, yalnızca kendi disiplinleri içinde değil, birbirlerine temas ettiklerinde, iç içe geçtiklerinde, ortak bir hikâye anlattıklarında ortaya çıkar.

Dayanışma, işte tam da bu temasın, bu ortak hikâyenin adıdır. Tüm sanat dallarını müzikten resme, edebiyattan tiyatroya, danstan sinemaya bir araya getiren görünmeyen bir ağdır bu. Ve bu ağ, sadece estetik bir birliktelik değil, aynı zamanda bir etik duruştur. Çünkü sanatın birleştiği yerde ego değil, kolektif bilinç vardır. Rekabet değil, birlikte üretim vardır. Alkış değil, yankı arayışı vardır.

Sanatın tüm kollarının birleştiği bir yapı, aslında insanlığın daha iyi bir dünyayı mümkün kılabileceğine dair bir provadır. Bu yapının içinde çıkar yoktur, sadece paylaşım; rekabet yoktur, sadece ilham vardır. Çünkü sanat bir aynadır; tek başına bir yansıma gösterir ama diğer aynalarla birleştiğinde, gerçek bir panoramik hakikat yaratır.

Art’n Party / Ekim 2025

ART’N PARTY #01


One woman project by Ezgi İrem Mutlu

Böylesi bir dayanışma; sınıfsal, cinsiyetçi, coğrafi ve politik ayrımları değil, tam tersine çokluğu, farklılığı, renkleri ve dilleri kutsar. Her disiplin, diğerinin ışığını taşır.

eRman akçay, Gülşah Erol, Ezgi Mutlu ve Taylan Onur (instagram live) 12 Eylül 2025

Ve bu yapı kuruldukça, insan sadece sanatla değil, insanlıkla da yeniden buluşur. Çünkü tüm bu birliktelikler aslında şunu fısıldar: Hiçbir şey, birlikte üretmenin verdiği umut kadar dönüştürücü değildir.


Neon Nexus #02

“Ve bir an geldi, şimdiki zaman onarılmaz bir şekilde ruhunu sakatladı.”

instagram.com/neonnexusdergi

NEON NEXUS SAYI 2


Art’n Party / Ekim 2025

The Future is Now > Golem Radio Shows

Kaan Akay, nam-ı diğer *Golem*, 1997’den bu yana DJ’lik kariyerini sürdürüyor. 22 yıllık radyo geçmişiyle Dinamo, Standart FM, Sub FM ve Root Radio gibi platformlarda yer aldıktan sonra, Drum & Bass odaklı programlarına şu anda Radio 2019’da devam etmektedir.

Kariyeri boyunca Goldie, Adam F, Grooverider, Roni Size ve Photek gibi elektronik müziğin efsanevi isimleriyle aynı sahneyi paylaşmış; İngiltere’de Londra, Bristol ve Birmingham gibi önemli müzik şehirlerinde performans sergilemiştir.

DJ’liğin yanı sıra, *Human Scum* adı altında yürüttüğü solo projesiyle de üretimlerini sürdürmektedir.


Art’n Party / Ekim 2025

“Bir konservatuarda protesto örgütle. Herkes enstrümanıyla -ya da herhangi bir nesneyi enstrüman olarak kullanarak- özgürce doğaçlasın.” -Ekim Benzetsel

  • Sana ödev verilen klasik bir eseri synthesizer ile kaydedip yayınla.
  • Sana ödev verilen bir eserde hoşuna giden müzikal ögeleri kullanarak popüler bir parça yap.
  • Her yıl aranızda en çok çalışan -hocaların deyimiyle “en ilerde” olan- kişinin yıl sonu konserini trolleyin.
  • Bir resitale normalde çaldığından daha küçük ölçüde bir enstrümanla çık. Ör. 3/4 keman ile
Tamar Records / TMR 063
  • Yapay zeka yardımıyla, Bach’ın stilinde bir eser yaz. Hocanı bu eserin gerçekten Bach’a ait olduğuna ikna et ve eseri sınavda çal.
  • Yapay zeka ile tanınmış bir bestecinin stilinde ürettiğin bir müziği, gerçekten de onun eseriymiş gibi Spotify’a yükle.
  • Gerçek olmayan bir ressam uydur ve onun adına bir web sitesi yap. Ressamı önemli biri gibi göster. Yapay zeka ile yaptığın resimleri, uydurduğun ressamın resimleriymiş gibi siteye koy.
  • Yapay zeka ile tanınmış bir bestecinin stilinde ürettiğin bir müziğin notasını, gerçekten de o besteciye aitmiş gibi konservatuar kütüphanelerine bağışla.
  • Koro dersinde bir ölçü geriden söyle.

Set Myself Free by Loli ‘Sacred Heart’ 2025 Gülşah Erol

Her sanatçı, bir başkasının yankısı olur.

Düşünün: Bir müzisyen bir ressamla aynı sahneyi paylaşır. Ritimler tuvale dökülür, renkler melodilere karışır. Bir dansçı, bir şairin dizeleriyle kıvrılırken, bir video sanatçısı o hareketleri zamanın dışına taşır. Ve ortaya çıkan şey, ne sadece bir konserdir, ne bir sergi, ne de bir tiyatro oyunu. O, yeni bir dildir. Sanatların ortak lehçesidir. Belki de “harmoni”nin insan eliyle kurulmuş en saf biçimidir.

Ama bu birliktelik bir organizasyon meselesi değil, bir vizyon meselesidir. Dayanışma, yalnızca birlikte sahne almak değildir; birbirinin emeğine saygı duymak, sanatçının yalnızlığını paylaşmak, ilhamın da mücadelenin de kolektif olduğunu fark etmektir. Bir müzisyenin notaya dökemediğini bir şair tamamlar; bir ressamın boşlukta bıraktığını bir koreograf doldurur. Bu, yaratıcı eylemin demokratikleşmesidir.

Ve bu birlikteliği mümkün kılacak şey, yalnızca bir mekân ya da bir fon değil; inşa edilen ortak bir değer sistemidir. Her sanatçının kendi üslubunu, kendi kırılganlığını ve kendi özlemini diğerininkiyle ördüğü bir ortak zeminin adı belki bir festival olur, belki bir kolektif, belki sadece bir oda ama özü hep aynıdır: “Birlikte, daha derin.”

ART’N PARTY #01

> instagram.com/artnparty


Première release R3Z0L4B : “L’Intropil”

Artwork : Dave2000

Il est 6h du matin, les vagues s’écrasent lourdement sur le sable sombre, tout est calme, le monde des humains s’éveille difficilement et pourtant il est là, oui, il est là, comme déposé, ou mieux, façonné par une main divine.

Personne ne l’attendais mais R3Z0 est né.

Pointant à l’horizon, le disque de feu céleste caresse ses formes imparfaites, la brume matinale ne permet pas encore de voir distinctement les contours changeants de cette entité hybride, mais de douces lueurs jaunes, bleues, violettes percent de façon erratique son manteau vaporeux.

Le bruit des vagues au rythme imparfait nous berce encore un petit peu, un léger vent siffle en tourbillonnant, l’orage nocture a définitivement passé sont chemin…

‘Intropil’ by R3Z0L4B


Si vous souhaitez en discuter et vous féliciter,

vous pouvez participer au forum.

R3Z0L4B

Et si vous voulez participer aux prochaines compiles “Remontées Acides”

et “Refaire le monde” c’est encore ici.


BABA SAD: BABA TALK BABA EP

BABA SAD ‘ÖFKE HEDİYE’

“Bu bizim için büyük, insanlık için önemsiz bir adım.” diyen grup, PuNk ROck’tan dans müziğine, psychedelic rock’tan canlı görsel performanslara uzanan çok katmanlı kayıt ve müzikal atmosferleriyle tüm duyuları hedeflediklerini dile getiriyor.

Rock’n Roll sahnemizin yükselen kafası BABA SAD, bu ay içinde yayınladıkları ‘Öfke Hediye’ ve anti-militarist tavrıyla kulağımızın pasını atmaya devam ediyor; Spotify harici tüm dijital mecralarda yerini alan albüm için “Bu bizim için büyük, insanlık için önemsiz bir adım.” diyen grup üyeleri, PuNk ROck’tan dans müziğine, psychedelic rock’tan canlı görsel performanslara uzanan çok katmanlı kayıt ve müzikal atmosferleriyle tüm duyuları hedeflediklerini dile getiriyor.

BABA SAD by Begüm KOÇUM


Fury, and intense anger, screamed at full force in your face! It’s not until the third song Kendin Ol that Baba Sad vocalist Dehan Kılınçarslan tones back on the force for a moment, a sentence or two. Three Turkish punks that scream about dented souls and the cruel society that produces them. And where many of these powerful punk albums usually become blunt because the walls of guitar noise keep up a same dulling effect, Baba Sad knows when to pull back on the force and opt for a bit of subtlety. And that’s when the groove picks up, takes over and has you dancing and jumping like a madman awaiting that moment when the walls come back in and tower over you. Case in point, the thrashy fifth track Ruşen, so wild, so fast and so furious. These young Turks throw caution in the wind, meaty bass work all over the place and high energy drum work that is always revving up your anticipation. Six tracks and almost twenty two minutes of sweat dripping punk, raw and intense. And this kind of music needs it raw, bloody raw… stonerhive


Sonsuz Gece (Live) by BABA SAD / 2025 Hexe Music

With roaring vocals, hypnotic drum beats and hair-raising bass frequencies, BABA SAD continues to attract attention with their energetic performances built on lo-fi garage / punk aesthetics.

Founded in 2020 by Dehan Kılınçarslan and Yağız Nevzat İpek in Istanbul, the band added Efe Sanlav to its lineup in 2022 and realized various performances and shows with artists from different disciplines. Describing their music as “rock music combining roaring vocals, groovy bass lines and hypnotic drums”, the band draws inspiration from genres such as punk, garage, stoner rock, as well as gopnik techno and psychedelic rock.


BABA SAD by Begüm KOÇUM

Ep’mizi HEXE müzik etiketi ile yayınlıyoruz, Murat MRT Seçkin ve Hatice Arıcı grubun ilk gününden beri yanımızda oldu. Bu desteklerini işbirliğine çevirebildiğimiz için de ayrıca bir mutluluk taşıyoruz. Şarkıları kaydettiğimiz gece bizimle olan onlarca arkadaşımıza, çıktığımız yolda bizimle yürüdükleri ve bize inandıkları için teşekkürler.

BABA SAD

baba sad öfke hediye //bandcamp


BABA LIVE

Baba Sad iki yıldır merakla beklediğimiz kayıtları sonunda halka açtı. Hepimizi nefrete değil öfkeye yönlendiren, dinledikten sonra “kahrolsun ..” diyerek sokaklarda bağırma ihtiyacı duyacağınız neredeyse ev yapımı, canlı kayıtlı bir ses bombası ile karşımızdalar. HEXE MUSIC

Baba Sad has finally released the recordings we’ve been eagerly awaiting for two years. They’re here with a homemade, live-recorded sound bomb that will inspire not hatred but anger in us all, a sound that will make you want to shout “damn you…” in the streets after listening to it.

Astro Dehan by Murky Charade, Ankara 2023

BABA SAD ÖFKE HEDİYE

for more info & contact BABA SAD


The Rest Is History: The Early Days of Jungle & Drum ‘n’ Bass

a new documentary on jungle and drum & bass’ early days

“Drum n Bass hayatımın çok büyük bir parçası ve Doc’n Roll ile yeni nesil raverlar/junglistlere bu müziğin kökenini anlatma şansı yakaladığım için çok heyecanlıyım” -Costigan

Jungle ve drum & bass’ın sahneye çıkış yıllarını konu alan yeni bir belgesel, İngiltere’deki seçkin sinemalarda ve Doc’n Roll TV üzerinden yayınlandı. Belgesel, Liverpool, Birmingham ve Brighton dahil olmak üzere birçok şehirde gösterime girdi ve 90’ların başında İngiltere’deki rave kültüründen filizlenen bu müziğin doğuşunu anlatıyor.


a new documentary on jungle and drum & bass’ early days

“Covid nedeniyle uzun yıllar süren yapım aşaması ve aksiliklerin ardından, filmimin İngiltere ve İrlanda’da gösterime girmesini desteklemek için İngiltere’ye seyahat etmekten gerçekten heyecan duyuyorum. Drum n Bass hayatımın çok büyük bir parçası ve Doc’n Roll ile yeni nesil raverlar/junglistlere bu müziğin kökenini anlatma şansı yakaladığım için çok heyecanlıyım” -Costigan

Müzisyen, DJ ve yapımcı Stickbubbly olarak da bilinen Peter Costigan tarafından çekilen film, çoğu daha önce hiç görülmemiş arşiv görüntüleri ile bu müziğin gelişmesine katkıda bulunan öncü isimlerle yapılan röportajları bir araya getiriyor. Jumpin’ Jack Frost, Ray Keith, Dillinja, Lemon D, Ragga Twins, Micky Finn, Paul Ibiza ve G.Q. gibi isimler, müziğin kökenleri, korsan radyolar aracılığıyla geçirdiği kültürel evrim ve nihayetinde dünya çapında bir fenomen haline gelmesini anlatıyor.

Kaynak: djmag.com / big thanx 2 GOLEM


Deftones’un Dönüşü: Private Music

Deftones ‘My Mind is a Mountain’

Kabuğunu At, Kendi Boşluğuna Kulak Ver!

Gökhan Gençay

Bazı albümler, seni içine çekmek için yalvarır. Bazıları ise yumruk gibi gelir, suratını dağıtır ve seni o enkazın içinde bırakır. Private Music ikinci kategoriye ait. Ama bu yumruk öyle rastgele savrulmuş olanlardan değil; tam çeneye oturan, planlı, hesaplı ve bir o kadar stilize bir aparkat.

Beş yılın ardından Deftones muhteşem bir geri dönüşe imza attı. Küçük harflerle, sessiz bir meydan okumayla karşımızdalar: private music.

Albümün ilk şarkısında “My Mind Is a Mountain” diye sesleniyorlar. Ve evet, zihin gerçekten bir dağa benziyor. Tırmanıyorsun, düşüyorsun, tırmanıyorsun, yine düşüyorsun. Ama zirvede seni bekleyen şey huzur değil: daha fazla rüzgâr, daha fazla yükseklik. Chino Moreno’nun sesi, oksijen maskesi olmadan da nefes alınabileceğini hatırlatıyor resmen.

Sonra “Ecdysis” başlıyor. Yılan derisini bırakıyor. Her dinleyişte bir parça daha soyuluyor. Şarkı dinleyeni güzelleştirmiyor; tam tersine, çirkinliğini parlatıyor. Çünkü çirkinlik gerçek. Ve gerçek, bugünün dünyasında hâlâ en lüks şey.


Deftones ‘My Mind is a Mountain’

“Souvenir”, altı dakika boyunca beynin içinde yankılanan boş bir tünele denk. Karanlıktan çıkıp ışığa doğru yürümeye çağırıyor, ama ışık da en az karanlık kadar rahatsız edici.

En sert tekme nerede mi geliyor? “Cut Hands” diyeyim o zaman. Davullar makineli tüfek, gitarlar jilet gibi. Kanatıyor mu? Hem de nasıl! Devam etme arzusu kalıyor mu? Mecbursun. Çünkü Deftones dinlemek esasen bir tür self destruction.

Ve kapanışta “Departing the Body”. Ölümü düşündüren anların soundtrack’ı. Ama nedense garip şekilde umutlu. Çünkü her ayrılış aynı zamanda bir yeniden doğum. Şunu dedirtiyor insana: “Evet, ben hâlâ buradayım ve hâlâ yaşıyorum.”

Prodüksiyon temiz, ama kesinlikle cilalı değil. Nick Raskulinecz’in elleriyle ayarlanmış bu ses, dinleyiciye doğrudan bir ayna tutuyor. Herkes kendi suratındaki çatlakları görüyor ve o çatlaklar gerçek.

Private Music, Deftones’un en parlak albümü değil tabii ki, ama muhtemelen en dürüst albümü. Çünkü kimseyi avutmaya çalışmıyorlar. Acıyı estetize etmiyorlar. Aksine, “Al işte, senin acın budur,” diyorlar.

Sonuç olarak, Deftones dinleyin efendiler!


Hakan Kaya: Gece Gelen

Kadıköy, İstanbul

Bir Nokta Kadar

Hakan Kaya

Ama söylenmeyen şeyler yok mu sayılır?
Bilge Karasu

bu bir intihar mektubu.
birazdan kafama sıkacağım
ve gerisini anlatmak,
yalan söylemek gibi olur…


   DADA              

         da           da          dada       da         

Bu ne böyle,            da

                               da      da

da      da

Deklanşöre basıyorsun.

da      da                 da      da

dada

Çkrt…

Sevcan orada işte.

Karşında, 

            da      dada    da

Aşık mısın? diye soruyor.

‘aşığım’

Nilüfer’e bir şiir yazıyorsun.

Şiirde aşk yok, memleket ,                        da da da

                       meseleleri var.    dada

da      da da      da da      da da      da

Açıp okuyor, sen yitip gitmeden önce.

Ötesi burası işte.

Burası ötesi.

Öte.

Ötelen.

Öteleyin.

Ötesi.

Ötele!

dada

da

da

da

da

d

a


Yeldeğirmeni

GECE GELEN

Hakan Kaya

Gece.
Göz kapakların kapanmak üzere.
Yatacaksın.
Rüya göreceksin belki. Ya da karanlık çökecek.
Biri kapıya tıklatıyor.
‘’Açmasam olmaz mı?’’ diye fısıldıyorsun kendine.
‘’Gecenin bu saati kim gelebilir ki?’’
Eski karın?
‘’Hayır, o gelemez,’’ diyorsun.
En iyisi kapıyı açmamak.
Kapı tekrar çalınıyor.
Yatakta doğruluyorsun.
Terliklerini giyiyorsun fakat henüz kalkmış değilsin.
‘’En iyisi uyumak’’, diyorsun. ‘’Çalar çalar gider.’’
Ya yardıma muhtaç biriyse?
‘’Sanmam, ben kimim ki, benden yardım istesin?’’
Eski karınsa?
‘’O imkânsız, onu yarım asırdır görmüyorum.’’
Uyumak, uykuya dalmak. Tek istediğin bu.
Kapı susuyor.
Bir gölge pencerenin önünde yürüyor, görebiliyorsun.
EVDE OLDUĞUNU BİLİYORUM! diyor karanlık.
Yorganı başına çekiyorsun.
‘’Bu bir rüya, rüya. Gerçek olamaz,’’ diyorsun.
ESKİ DOSTUM KAPIYI AÇ!
Komodine uzanıyorsun.
Elin boş kalıyor. Tabancan yok işte.
EVDESİN DOSTUM, AÇTA SARILALIM!
Terliklerini tekrardan giyiyor, kapıya yöneliyorsun.
Belki doğru söylüyordur, o eski bir dost olabilir, diyorsun.
Kapıyı yarım açıp, sesleniyorsun.
‘’Gel eski dostum.’’
Karanlıkta seçilmeyen bir gölge beliriyor.
Kapıdan içeri girerken gölge sen titriyorsun.
Hoş geldin eski dostum, diyor sana.
Hazırlandıysan gidelim… Uzun süredir seni bekliyoruz.



Hakan Kaya:
 2000, Mersin. Öyküleri; Barbarları Beklerken, Kısa ve Öykü, Prolog, Pandabiyat, İlkyaz, Poesis, Lacivert, Karnaval gibi dergi, fanzin ve çeşitli sitelerde yayınlandı. Üç öyküsü Farsça’ya çevrilmiştir. Görsel tasarım alanında çalışmalar yapmaya devam ediyor.
instagram.com/hkakaya

Saltuk Erginer ile dün, bugün ve yarın

Saltuk Erginer, 2500-3000 mt. civarı And Dağları, Tulcán, Frontera Nariño, Ekvador, 17 temmuz 2019

Erginer’in müziği, gösterişli olmayan ama derinlikli bir anlatım diliyle öne çıkıyor. “Oyun Bu” sade ama etkileyici düzenlemesiyle, dinleyiciyi kendi iç sesini duymaya davet ediyor.

Geceden doğan şarkı

Suzan Somalı Sönmez / Milliyet Sanat

Saltuk Erginer, 2009 yılında yayımladığı ilk albümü “Sisifos Hikayeleri” ile dikkatleri üzerine çekti. Albüm, mitolojik göndermeleri, şiirsel dili ve akustik tınılarıyla alternatif müzik sahnesinde kendine özgü bir yer edindi. Ancak bu çıkışın ardından Erginer, uzun süre sessizliğe gömüldü. Yıllar sonra “Geç Kalan Şarkılar” adını verdiği yeni albüm projesiyle geri dönen sanatçı, bu albümden ilk olarak “Kırmızı” adlı teklisini yayımladı. “Oyun Bu” ise bu albümün ikinci teklisi olarak dinleyiciyle buluştu. Albümdeki birçok parça, Erginer’in uzun yıllardır tanıdığı ancak son birkaç yıldır birlikte üretmeye başladığı Filiz Babalık Aytar ile ortak imzalar taşıyor.

2017’nin bir gecesi… Akustik gitar, mikrofon ve eski bir bilgisayar… Saltuk Erginer çalıp söylüyor, arka vokalde cırcır böcekleri ona eşlik ediyor. İstanbul’un ağırlığından uzaklaşmak için çıktığı bir yolculukta, doğanın ortasında, ay ışığı altında yazılan bu şarkı, yıllar sonra “doğru zamanı” bulmuş… Erginer’in deyimiyle, bu parça “Geç Kalan Şarkılar”dan biri. Sözleri Filiz Babalık Aytar’a, müziği ise Erginer’in kendisine ait olan “Oyun Bu”, içsel bir huzurla varoluşsal bir hüznün arasında gidip geliyor. Dinleyeni, yapraktan yuvarlanan bir damla gibi, başka zamanlara ve duygulara taşıyor.


Saltuk Erginer ‘Oyun Bu’ 2025

Uzun bir aradan sonra müziğe yeniden ses veren Saltuk Erginer, yeni teklisi “Oyun Bu” ile dinleyicilerini geçmişin izleriyle örülü bir iç yolculuğa davet ediyor.

Müzikal kadro ve prodüksiyon

25 Mayıs itibariyle tüm dijital platformlarda yayımlanan parça, sanatçının yıllar süren sessizliğini bozan ikinci tekli olma özelliğini taşıyor. “Oyun Bu”, güçlü bir müzikal kadroyla hayat buluyor. Davul’da Cengiz Baysal, basta Alper Yılmaz, çelloda Barış Güvenenler, alto saksafon, klavye, efektler ve prodüksiyonda Serhan Erkol imzası bulunan çalışmanın kapak fotoğrafı Dilek Yaman, yapım ve tasarım ise Saltuk Erginer elinden çıkmış. Bağımsız olarak yayımlanan şarkının tüm kayıt, düzenleme, mix ve mastering süreçlerinde ise Serhan Erkol’un ustalığı var.


Saltuk Erginer & Burcu Erdoğan ‘Son Tren’ Sisifos Hikayeleri

Saltuk Erginer’in 2009’da kaydettiği ve Karga ekibi tarafından imece usulü yayımlanan Sisifos Hikayeleri, 11 yılın ardından nihayet dijital mecralarda. Erginer’in bir bilgisayar başında evde kaydettiği 13 parçalık albüm; dinleyiciyi yer yer iç hesaplaşmalara, yer yer de ferahlatıcı dehlizlerde savrulmaya itiyor. Türler arasında süzülen, bunu yaparken de tazeliğinden hiçbir şey yitirmeden yıllara meydan okuyan Sisifos Hikayeleri, yerli bağımsız müzik sahnesinin kıymetli hazinelerinden. -Bant mag.


ERGİNER

iletişim ve işbirliği için:

instagram.com/saltukerginer

SALTUK ERGİNER SİSİFOS HİKAYELERİ


İstanbul’da Yeni Bir Sanat ve Müzik Buluşması: ART’N PARTY

“Here & There”

İstanbul’da Her Pazar Sanat ve Müzik Buluşması:
Yeni Bir Disiplinlerarası Etkinlik Serisi Başlıyor

İstanbul, çok kültürlü dokusu ve dinamik enerjisiyle sanatın her alanına ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Şimdi ise, şehrin kültürel haritasında önemli bir iz bırakacak yeni bir etkinlik serisi başlıyor.

Her Pazar, yerli ve yabancı amatör ve profesyonel müzisyenleri, görsel sanatçıları ve disiplinlerarası üreticileri bir araya getirecek olan bu özel konser ve sergi dizisi, gün boyu sürecek çok yönlü bir sanat deneyimi sunacak. Katılımcılar, müziğin ve görsel sanatların iç içe geçtiği bir atmosferde hem üretim yapacak hem de izleyiciyle etkileşime geçecek.

Etkinlik, sadece bir sahne ya da galeri değil; aynı zamanda farklı disiplinlerden sanatçıların bir araya gelerek ortak performanslar geliştireceği, iş birlikleri kuracağı, söyleşileriyle canlı bir yaratım alanı olacak. Her hafta değişen içerikleriyle, genç yeteneklere görünürlük kazandırırken, izleyiciye de yenilikçi ve içten bir sanat deneyimi yaşatacak.


You Can Never Break Me · Loli

Bakırköy Underground’dan eRmano ve Gülşah Erol !!

Bu özgün seri; sanatı erişilebilir, üretimi kolektif ve deneyimi çok katmanlı kılmayı amaçlıyor. İstanbul’un kültürel damarlarında yeni bir soluk olacak bu proje, hem sanatseverleri hem de sanatçıları aynı çatı altında buluşturacak.

Etkinlik, sponsorların ve sanat dostlarının desteğiyle hayata geçmeye hazırlanıyor. Bu çağdaş buluşmanın bir parçası olmak isteyen tüm kurum ve bireyler iş birliği için davet ediliyor.


Detaylı bilgi ve iş birliği için:

Gülşah Erol / Besteci, çellist
gulsah.erol@gmail.com


Ataköy 2025

Maximalist ‘In A Silent Way’ 2023

ART’N PARTY

A New Art and Music Gathering in Istanbul

Art and Music Gathering Every Sunday in Istanbul:
A New Interdisciplinary Event Series Begins

Istanbul, with its multicultural texture and dynamic energy, continues to host every field of art. Now, a new series of events that will leave an important mark on the cultural map of the city has begun.

Bringing together local and international amateur and professional musicians, visual artists and interdisciplinary producers every Sunday, this special concert and exhibition series will offer a multi-faceted, day-long art experience. Participants will both play and interact with the audience in an atmosphere where music and visual arts are intertwined.

The event will not only be a stage or a gallery, but also a vibrant creative space where artists from different disciplines will come together to develop joint performances, collaborate and talk. With content that changes every week, the event will give visibility to young talents while providing the audience with an innovative and sincere art experience.


Art and Music Meeting Every Sunday in Istanbul

This unique series aims to make art accessible, production collective and the experience multi-layered. This project, which will be a breath of fresh air in the cultural veins of Istanbul, will bring together both art lovers and artists under the same roof.

The event is getting ready to be realized with the support of sponsors and friends of art. All institutions and individuals who want to be a part of this contemporary meeting are invited for cooperation.

For detailed information & cooperation:

Gülşah Erol / composer, cellist
gulsah.erol@gmail.com
Tel: +90 (0507) 756 58 08


Hematom: Adam, Ceset ve Benin Maceraları

Suhan Lalettayin, Vaa & Aleyna Özdemir ‘Hematom’ / Foto: Mayıs Obscura, 2025

H E M A T O M

içinizden söküp atması da vücudunuzu baştan aşağı sarmasına izin vermek kadar meşakkatli olacak.

Suhan Lalettayin

ağzınızı, bacak aranızı ve beyninizi sulandırmak üzere kurulan patolojik bir deneyin çıktısı: #hematom

içinizi ısıtacak bir aşk hikayesi… etik ve ahlak üzerine birkaç sıkıcı ders… çocukların erişemeyeceği yerde saklanmayan ilaçların mahvettiği hayatlara derinlemesine bir bakış imkânı… toksik ilişkilerinizi gözyaşlarıyla anacağınız bir yüzleşme seansı… değil.

şiir ile şiir olmadığı varsayılanın, gerçek ile kurmacanın, disiplin ile disiplinsizlik diye adlandırılanlar arasındaki çizgileri muğlaklaştırarak oynadığımız oyunlar esnasında meydana geldi. 

yıllardır durduramadığımız kanama, besleyip büyüttüğümüz hematom,
artık sizin derdiniz.

içinizden söküp atması da vücudunuzu baştan aşağı sarmasına izin vermek kadar meşakkatli olacak.

hematom‘a kucak açın, arkanıza yaslanın ve bu huzursuz eğlencenin tadını çıkarın.


Suhan Lalettayin, Vaa & Aleyna Özdemir ‘Hematom’ / Foto: Mayıs Obscura, 2025

Şiirin Suç Mahalline Dönüştüğü Bir Sanatçı Kitabı

Şair, yönetmen ve multidisipliner sanatçı Suhan Lalettayin’in beş yıla yayılan bir yaratım süreciyle ortaya koyduğu çok katmanlı sanatçı kitabı “hematom – adam, ceset ve benin maceraları”, klasik şiir formuna sert, cesur ve radikal bir müdahale olarak konumlanıyor.

Şiirin okuma pratiğiyle sınırlandırılamayacağına inanan Lalettayin, hematom’u salt bir şiir kitabı olarak değil; bölüm bölüm ilerleyen bir seri-şiir girişimi, çözümlenmeyi bekleyen bir vaka dosyası, paramparça olmuş bir zihnin iç hesaplaşmalarına ilişkin bir anı günlüğü ve eklektik yaklaşımla kurulan kriminal-poetik bir sanatçı kitabı olarak tanımlıyor.

‘Hematom’ 2025

Beden Korkusu, Aşk,Takıntı ve Bağımlılıkla Örülü Kriminal Bir Anlatı Deneyi

Proje, şiiri görsel, işitsel ve fiziksel anlatılarla buluşturan disiplinlerarası bir yaklaşıma sahip. Kitap, “Ben”, “Adam” ve “Ceset” isimli karakterlerin, kurgusal bir madde olan Neocorte etrafında gelişen tutku, saplantı ve intikamla örülü hikâyesini takip ediyor.

Yapay belgeler, mahkeme tutanakları, hazır nesne kolajları, konuşma deşifreleri ve çok sesli fragmanlarla örülü bu yapı; şiir ile delil, estetik ile patoloji, gerçek ile kurmaca arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor. Kitabın illüstrasyonları ve mizanpaj tasarımı sanatçı Gizem Akgün tarafından üstlenilirken, parçalı metin yapısıyla çizimlerin fiziksel dili arasında kurulan çarpıcı uyum, okura hem içeriksel hem de biçimsel olarak çok katmanlı bir deneyim sunuyor.

“hematom”, bir yandan anlatıcının parçalanmış zihninde dolaşan benlik hâlleriyle uğraşırken, diğer yandan çağdaş şiirin beylik formlarına ve bireysel anlatı sınırlarına meydan okuyor. Kitap, okura yalnızca bir “okur” olma rolünü değil, aynı zamanda bir iz sürücü ve suç ortağı olma deneyimini yaşatıyor. hematom’u bir tür “suç şiiri” olarak tanımlayan Lalettayin, bu bağlamda şiirin sınırlarını genişleterek onu bir tür kriminal anlatı deneyine dönüştürüyor. Proje; klasik şiir kitaplarının çizdiği güvenli alanın dışına çıkarak, okuru belirsizliğin, obsesyonun ve parçalılığın hâkim olduğu bir evrene davet ediyor.

Suhan Lalettayin ‘Hematom’ 2025

Kitabın estetik yapısı; punk ve yeraltı kültürü, post-fanzin kolaj diliyle mental bozukluklar, travmalar ve bağımlılıkların kâğıt üzerindeki kanlı izdüşümlerinin ince bir işçilikle örüldüğü parçalı anlatım yapısı ve yoğun dilinin yanı sıra, sert ve rahatsız edici imgeler içeriyor. Lineer akan epizodik şiirlerin arasında non-lineer bir yaklaşımla yerleştirilen kanıtlar, mahkeme tutanağı gibi bazı yapay belgeler ve artçıl buluntularla hematom, “poetik bir hatırlama simülasyonu” olarak potansiyel suç ortaklarının karşısına çıkmaya hazır.

Kitap; gerçek ile kurmaca, şiir ile delil, estetik ile patoloji arasındaki sınırları silikleştiren, türler ötesi bir bellek deneyimi sunmayı amaçlıyor. Suhan Lalettayin’in şiir, belgesel, kurmaca dizi ve tiyatrodan beslenen yaklaşımı; beden korkusu, tıbbi patoloji, suç estetiği ve punk kültürüyle birleşerek daha önce sentezlenmemiş bir multidisipliner poetik/kriminal/belgesel sanatçı kitabı deneyimi yaratıyor.


Suhan Lalettayin ‘Hematom’ 2025
Suhan Lalettayin ‘Hematom’ 2025
Aleyna Özdemir ‘Hematom’ / Foto: Mayıs Obscura, 2025

adventures of man, corpse and me

> HEMATOMA

the outcome of a pathological experiment designed to tantalize your mouth, your groin, and your brain: hematoma

a heartwarming love story to warm your insides… a few tedious lessons on ethics and morality… an in-depth look into lives destroyed by drugs that weren’t kept out of the reach of children… a confrontation session where you’ll mourn your toxic relationships with tears… not.

it took shape through the games that we played by blurring the lines between poetry and what isn’t assumed to be poetry, between reality and fiction, between discipline and what is denominated as lack thereof.

the bleeding that we have been unable to stop for years, hematoma, which we have nurtured and raised together, is now your concern.

removing it from within you will be as challenging as allowing it to envelop your entire body.

embrace the hematoma, lean back, and savor the taste of this restless amusement.

dj s1ck s0ck ‘Hematom’ Hood Base, 2025
Suhan Lalettayin ‘Hematom’ Hood Base / Foto: Mayıs Obscura, 2025
Suhan Lalettayin ‘Hematom’ 2025
Suhan Lalettayin ‘Hematom’ Hood Base, 2025

HEMATOM

Türler Ötesi Bir Hafıza Deneyimi:

Kitap, Enstalasyon, Performans ve Video Art 

hematom’un fiziksel üretimi ve yaygınlaştırma süreci, Suhan Lalettayin’in kurucusu olduğu multidisipliner bir sanatçı oluşumu olan Knownas Collective ve Gizem Akgün’ün Danshol Press girişimi çatısı altında, Converse All Stars Programı desteğiyle hayata geçirildi. Kitabın lansmanı ve sergisi, İstanbul’un önemli bağımsız kültür ve sanat alanlarından Hood Base’te hayata geçirildi.

Sergide, karakterlerin yaşadığı yatak odası ve cinayet mahalli olan banyo birebir yerleştirmelerle yeniden yaratıldı. Sergide Gizem Akgün’ün orijinal illüstrasyonların ve kitabın orijinal sayfalarının sergilendiği duvarların yanı sıra, kitabın dünyasına ait olan yerleştirmelerde Beste Kara ile İpek Candan tarafından özenle tasarlanan heykel ve nesneler yer aldı. Orijinal illüstrasyonlardan bazıları, projeksiyonlar aracılığıyla enstalasyonlara entegre edilirken, yapay belgeler ve hazır nesne kolajlarla pekiştirilen anlatı alanı, kitaptaki “yapay dokümantasyon” estetiğini fiziksel boyuta taşıdı. 

1 Haziran 2025 akşamı Hood Base’te gerçekleşen açılış gecesi ve kitap lansmanında, Vaa’nın canlı performansının ardından geceye dj s1ck s0ck ve Interval dj setleri ile eşlik etti. Yoğun bir ilgiyle karşılanan serginin haftalar süren hazırlık sürecinde Gizem Akgün, Ömer Faruk Karaşahan, Serdar İleri, Esen Arıkan, Beste Candan ve İpek Kara, Mayıs Obscura, Aleyna Özdemir başta olmak üzere, Knownas Collectivein birçok üyesi ve destekçisi aktif rol aldı. “Gerçek bir suç mahalli”ni andıran enstalasyon; serginin kapanışının ardından, Vaa’nın Lale isimli parçası için Suhan Lalettayin tarafından yönetilen ve hematom’un dünyasında geçen bir müzik video klibi / video art projesine de sahne oldu. Suhan Lalettayin’in Vaa ile başrollerini paylaştığı müzik klibi ve video art projesinin 2025’in sonuna kadar yayımlanması planlanıyor.

hematom’un sergi, performans ve etkinlik serilerini Ankara ve Berlin’e de taşımayı planlayan Knownas Collective, bugünlerde destekçi ve fon arayışlarını sürdürüyor.


Suhan

Suhan Lalettayin

1999 doğumlu multidisipliner sanatçı, şair ve yönetmen. Deneyselliği bir yöntem değil, ifade biçimi olarak benimseyen Lalettayin, şiir ve hareketli görüntü tabanlı pratiklerin kesişiminde işler üretir. Hız, tekrar, kaos, sokak ve gece hayatı, patoloji, beden korkusu ve kimlik parçalanması gibi temalar etrafında şekillenen üretimleri; güncel sanat, şiir ve video sanatı arasında yeni diyaloglar yaratmayı hedefler.

röportaj, etkinlik, performans daveti ya da kitap hakkında detaylı bilgi için:
knownascollective@gmail.com

hematom hakkındaki güncel gelişmeleri
aşağıdaki sosyal medya adreslerinden takip etmek mümkün:

@knownascollective / @suhanlalettayin / @hemat0m________