Ezgi Gizem Gülümser: Gündelik Yaşamın Pornografisi

© Jeremy Profit

Gösterme kültüründe gösterilen şeye maruz kalan kitle, kendinde olmayanı isteyip kendi hayat varlığına öfkelenirken eleştirel bir noktaya da geliyor.

GÜNDELİK YAŞAMIN PORNOGRAFİSİ

Ezgi Gizem Gülümser

“Gösterme kültürü”nün iyiden iyiye oturduğu günümüzde -evet bir kültür oldu bu- insanlar artık hayatlarını bir sanatçı edasi ile yaşıyorlar.

Günde kac sayfa kitap okudun? Günde kac para kazandı? Nereye gittin, ne yedin ne ictin; bunları yaparken hangi ayakkabı vardı ayağında ya da hangi arabaya bindin? Pornografi senin haz aldığın şeye işaret ederken geride bir sürü şey olmaya devam eder. Neyi saklıyoruz? Birinin bir şey sakladığını bilerek dürüst olduğuna inanma çabamız nereden geliyor?

Çürüme, esasen bir şeyler kendi düzleminde ömrünü kendine göre parametrelerle kendi zaman algısı içinde bitirdiğinde gerçekleşir. Peki biz halen yaşarken çürüme evresini gösterme kültürü ile birleştirerek nasıl başlatıyoruz? Çürürken neyi bitiriyoruz ya da kendi zaman düzlemimizde öldürüyoruz?

Yanıt sadece ahlak mi? Ahlak kavramını en basit tabiriyle neye indiriyoruz? Kendimize duyduğumuz saygı, hasta ve yaşlılara toplum olarak iyi bakım, hayvana ve ve ağaca verilen değer, soluduğumuz havadaki zehiri önemsememek, çalmamak gibi öğelerin tamamını ahlak tanımı içine doldurabiliriz. Ya da bireyselleşen günümüzde kendi ahlaki değerlerimizi de bu tanımın içine sokabiliriz.

Gösterme kültüründe gösterilen şeye maruz kalan kitle, kendinde olmayanı isteyip kendi hayat varlığına öfkelenirken eleştirel bir noktaya da geliyor. Bende niye yok, sorusu devasa bir alt kültür nidasindan öteye geçemiyor. Beynimizi uyuşturan dopamin kaynakları günden güne daha da çiğleşip elle hissedilebilen ve gözle görülebilenden uzaklaşıyor. Ve günlük yaşam pornografisine maruz kalan ya da buna maruz kalmaya bağımlı olan bir kitle oradan oraya sürüklenirken ne istediğini bilmeyen ve hızla sonuca varmak isteyen bireyimsiler olarak hayatlarına devam ediyor.

Insanlığın çürümeye belli belirsiz yaptığı övgü ve yok etmeye dayalı ben-merkezci yaşam stili ufak haz parçaları peşinde koşmakla başlayıp bir ömre yayılıyor. Paylaşma niyeti adı altında başlayan her gösterme eylemi büyük ya da küçük bir kitle ile buluşarak devleşiyor ya da kendi düzleminde varlığını sürdürebilecek motivasyonu kazanıp ilerliyor. Bu ilerleme biçiminden kendi hayat bakış açımıza kesik kesik bir çizgi indirdiğimizde denk gelen nokta bizim hayatımızda doğru bir noktada ise tebrikler(!) biz de gösterme kültürünü seviyoruz ve belki bunu biz de yaparız. Ya da zaten “farkında olmadan” yapıyoruz. Eğer ki o çizgi hayatımızda hiçbir noktaya inmiyorsa yine tebrikler, gösterme kültürüne mesafeliyiz ama belki biz de artık bu pornografinin bir öğesi olacağımız günü bilmiyoruz. Maruz kaldıkça aşina olduğumuz her şey gibi biz de alışığız. Aşina olduğumuz her şeyde olduğu gibi maruz kalmaya istekliyiz.

-Sahi bugün n’aptın? Göstersene.


Leave a comment