
“Labels are now turning into tech companies, so their not doing artist development. They fired every single production team that’s there to do artist development. Same thing with these digital distributors. They’re not developing you as an artist. Here we are as a non profit Hip Hop organization…” –UNLEARN
NOW’S THE TIME TO DISCOVER THIS AMAZING EMCEE
Story & Photos By Mr Ceza / COVER STORY / 1 WORLD MAGAZINE
Hip Hop, Unlearn The World gibi sanatçılarla anlam kazanıyor. Yetenekli, azimli ve müzikal açıdan dikkat çekici. Keşfedilmesiyle birlikte kendi hareketini oluştururken, bizler de onu takip etmekten kendimizi alamıyoruz. Unlearn the World, etkileyici bir müzik geçmişine sahip ve sanatını, mesajını okyanus ötesine taşıyarak hayran kitlesini gittikçe genişletiyor ve saygınlığını arttırmaya devam ediyor..
East Coast kökenli olmasının söz yazımındaki keskin etkisiyle Oakland’da faaliyet gösterirken bile her zaman doğru işlerin peşinde olmayı ve doğru zamanda, doğru yerde mikrofonu eline almayı her zaman bilmiştir. Her fırsatta sahneye çıkarak kitleleri coşturmasının yanı sıra, kar amacı gütmeyen kuruluşu Hip Hop For Change, Inc. aracılığıyla genç sanatçılara yardımcı olması da Unlearn The World’ün ne kadar sağlam bir yolda olduğunun bariz bir ispatı.
Öncelikle sizi tanımayan okurlar için, nerelisiniz?
Washington Heights – Manhattan (Uptown). New York’ta doğup büyüdüm, sonrasında 20 yılı aşkın bir süre önce buraya (Oakland, Kaliforniya) taşındım; o dönemler iki şehir arasında gidip geliyordum. Sonunda 2012 yılında burada karar kıldım. Bay Area’ya taşındığımdan beri 20 küsur yıldır buradayım. Yarımada, San Francisco, Daly City… Hepsinde yaşamışlığım var. Oakland, Alameda… Yani Bay Area, evet, epey bir süredir buradayım.
“Şu anda, hip hop’un bize sanki McDonald’s hamburgerleri gibi sunulduğu ve hiçbir besin değeri taşımadığı bir dönemdeyiz. Kültürü büyüklerinden devralan gençlerin zihinleri ve kalpleri için hip hop’u besin değeri taşıyan yeni bir alana taşımamız gerekiyor.” –UNLEARN
Roc Nation Distribution ile yapılan bir anlaşmaya dair yeni bir haber dikkatimi çekti. Bu anlaşma ile sizin onlarla olan ortaklığınız arasındaki fark nedir?
Roc Nation’da en az bir yılı aşkın süredir çalışıyorum. Kısa bir süre önce ofislerine gidip, Hip Hop For Change’e özel bir sanatçı geliştirme programı oluşturma fikrimi onlarla paylaştım. Programımızın bir parçası olan sanatçılar ve öğrenciler tarafından yapılan prodüksiyonları da içerecek şekilde kişisel kontrol panelimi nasıl genişletebileceğimizi konuştuk. Fikri gerçekten çok beğendiler ve bunu gerçekleştirmek için kontrol alanımı genişletmeyi başardılar. Artık Hip Hop For Change bir organizasyon ve Roc Nation aracılığıyla dağıtım kanalımız var; bu sayede programımızdaki çocukları geliştirebilir ve tanıtabiliriz. Youth albümüyle başlayacağız. Bunun yanı sıra, sanatçı geliştirme konusunda kapsamlı bir çalışma kitabı ve kurs hazırladık. Böylece çocuklar, kendilerini sanatçı olarak nasıl markalaştıracaklarını, seslerini nasıl geliştireceklerini, ekiplerini nasıl kuracaklarını ve sanatlarıyla nasıl bir network kuracaklarını ve daha yüksek sosyal amaçlarla nasıl ilişki kuracaklarını öğreniyorlar. Tüm bunlar çalışma kitabında ve kursun içeriğinde yer alıyor. Bir de Roc Nation aracılığıyla yürüttüğümüz dağıtım kolumuz var. Bu, herkese açık kayıt sisteminden daha farklı. Portland’dan bir sanatçı Roc Nation’a kayıt olabilir, ancak herhangi bir konuda konuşmak için telefonda birine ulaşamayabilir. Oysa benim telefonumda o kişilerin numaraları var. Telefon görüşmeleri yapabilirim, e-posta gönderebilirim. Yapmaya çalıştığım şey için ayrıcalıklı bir konumdayım artık. İster kendi albümümün lansmanı olsun, ister gençlerle yaptığımız işler olsun. Kariyerimin bu aşamasında, daha fazla görünürlük elde etmek ve işleri bir sonraki seviyeye taşımak için bu tür ortaklıklara girişmemizin önemli olduğunu düşünüyorum. Ardından, genç sanatçıların gelip aynı şeyi yapabilmeleri için bir yol oluşturmak. Ancak tüm bunların içinde eksik olan tek şey sanatçı gelişimi (artist development). Plak şirketleri artık teknoloji şirketlerine dönüşmüş durumda ve bu yüzden sanatçıları geliştiremiyorlar. Sanatçı gelişimi için orada bulunan tüm prodüksiyon ekiplerini işten çıkardılar. Dijital dağıtımcılar için de durum farksız. Sizi bir sanatçı olarak geliştiremiyorlar. Biz ise kar amacı gütmeyen bir Hip Hop organizasyonuyuz ve size bir çalışma kitabı, ciddi bir sanatçı olmayı öğrenebileceğiniz bir kurs sunuyoruz. Kendinizi markalaştırmanız, kendi ekosisteminizi ve topluluğunuzu geliştirmeniz için. Ayrıca size sektördeki en büyük ve kültürel açıdan en etkili plak şirketlerinden biriyle ciddi bir dağıtım kanalı sunuyoruz. Bu yüzden şimdiki durumun, eskisinden çok farklı olduğunu söyleyebilirim.


“I say it all the time Europe, overseas, in terms of Hip Hop they still respect it on a cultural level. It’s not so much being used for brand deals. Or to sell hamburgers or whatever. They’re stil using it as counter culture. It’s still rebellion.” –UNLEARN
Bu röportajı yapmak için yurtdışından dönmeni bekledim. Nerekere gittin, neler yaptın, biraz anlatır mısın?
Zürih’teydim, Berlin’de Zoo Jam adlı bir festivaldeydim. Hip Hop Zoo’ya selamlar. İsviçre’nin Zürih kentinde konserler düzenleyen harika bir kolektif. Gerçekten harika bir konserdi. Başrol DJ Premier’dı. Roc Marciano, Benny The Butcher da vardı. Rah Digga, Keith Murray, The Lost Boys’tan Mr Cheeks ve bir sürü İsviçreli sanatçı da vardı. O programda yer almak ve tüm bu harika insanlarla birlikte olmak gurur vericiydi. Zürih’e ilk gidişim Mayıs ayında oldu. Geçen yıl Ill Bill ve bir sürü başka arkadaşla turneye çıkmıştım. Hip Hop Zoo ekibiyle gerçekten iyi bir ilişki kurdum, bu yüzden beni etkinliklerine davet ettiler. Tesadüfen Dead Prez ile Almanya’da turneye çıkmıştım. Ben de Berlin’e uğradım ve Almanya’da bir konser verdik. Klasik bir mekan. Dead Prez’in Let’s Get Free albümünün 25. yıl dönümü için orada Dead Prez ile birlikte ortalığı coşturduk. Loud Records’ta stajyer olarak çalıştığımı ve onların posterlerini ve stickerlarını alıp New York’un her yerine astığımı hatırlıyorum. Benim için bu, önemli bir döngünün tamamlandığı özel bir andı. Katıldığım ilk turne Dead Prez’leydi. 2002, 2003 yıllarında Lynast Lounge Club Series Turu’ydu ve onlar asıl sanatçılardı, o dönemde çıkıp tüm turneyi tamamladık. Şimdi geri dönüp farklı bir ülkede olmak ve bu coşkuyu yeniden hissetmek gerçekten harika. Sürekli söylüyorum: Avrupa’da ve denizaşırı ülkelerde, hip hop söz konusu olduğunda -marka anlaşmaları veya ticari amaçla kullanılan uyduruk bir müzik olmanın dışında- kültürel düzeyde hâlâ saygı duyuluyor. Hâlâ bir karşı kültür ve bir isyan. Bu yüzden benim yaptığım türden Hip Hop’a ve sahneyi paylaştığım tarzdaki sanatçılara ilgi daha yoğun oluyor. Bu her zaman harika bir fırsat. Hayranlarınla bağ kurmak ve gerçek Hip Hop topluluğunun nasıl birşey olduğunu insanlara göstermek harikadır. Bu konserlere gidip, etkinlikleri yaptığımda, insanların beni tanımasına şaşırıyorum, çünkü Kaliforniya’dan ya da New York’tan o kadar uzakta benim kim olduğumu biliyorlar, şarkılarıma eşlik ediyorlar, yurtdışından bu sevgiyi görmek gerçekten cesaret verici.


The question for me, especially as an older artist is, how do you get some level of support for the music that you do considering you’re from the east coast, living on the west coast. –UNLEARN
Müzik amaçlı yurtdışına çıkan sanatçılara pek rastlanmıyor. Yeni kitlelere erişmek senin için çekici olmalı, bu işte ana akım sanatçılardan bile iyisin.
Bence her sanatçı için önemli olan, sevginin olduğu yere gitmektir. Bazen memleketin, tam da ait olduğun yer olmayabilir. Güzel görünmektense, takdir edilmeyi tercih ederim. Bu yüzden bazen sadece “yerli” bir sanatçı olmak kesmeyebilir. Ayrıca, ben çok nevi şahsına münhasır bir konumdayım. Çünkü New York’ta doğup büyümüş, Bay Area’da yaşayan bir MC’yim ve müziğim Bay Area’nın müziğinden farklı. Bay Area’ya uyum sağlamak için müziğimden hiç taviz vermedim, kendimden böyle bir beklentim, böyle bir düşüncem de olmadı. Bu, benim yaptığım türde müzik yapan Bay Area sanatçılarının olmadığı anlamına da gelmiyor. Sadece hyphy, hyphy benzeri ya da Thizzler’da gördüğünüz türde şeylerde öne çıkarılmıyor ve takdir edilmiyor. Benimkisi tamamen farklı bir dünya. Benim için, özellikle de nispeten yaşlı bir sanatçı olarak, doğu yakasından gelip batı yakasında yaşadığını göz önünde bulundurursak, yaptığın müzik için nasıl bir destek elde edebilirsin?

Klasik Hip Hop. Başlangıçta hepimizi bu kültüre çeken o frekans. İster 80’ler, ister 90’lar, ister 2000’lerin başı, ister blog dönemi olsun, hepimizi birleştiren Hip Hop, benim yapmaya çalıştığım Hip Hop işte bu! –UNLEARN
Bende Batı Yakası tarzı bir ses yok. Bubbling yapmaya başlayan ya da hareke geçenlerin çoğu, bölgesel alanlardan geliyor. Kendi bölgeleri tarafından destekleniyorlar. Bu yüzden benim için asıl mesele, bunu temel Hip Hop’un özüne geri döndürmek. Klasik Hip Hop. Başlangıçta hepimizi bu kültüre çeken o frekans. İster 80’ler, ister 90’lar, ister 2000’lerin başı, ister blog dönemi olsun, hepimizi birleştiren Hip Hop, benim yapmaya çalıştığım Hip Hop işte bu! Her şeyi kültürel düzeyde anlamlı tutmaya çalışıyorum, bunu bağımsız olarak da değerlendirebilirsiniz, underground olarak da değerlendirebilirsiniz. Çünkü bu tür müzikler ana akım tarafından artık rağbet görmüyor. Bununla sorunum yok çünkü yaptığım iş sayesinde benimle aynı kafadan olan insanlarla bir ittifak kurabiliyorum. En havalı isimlerle sahneleri salladım. Kültürümüzün efsaneleriyle aynı şarkılarda söyledim. Tüm bunlar sayesinde şimdi yurtdışına çıkıp uluslararası bir iletişim kurabiliyorum. İster Avrupa olsun, ister Afrika’ya ya da Orta Doğu’ya gideyim. Orta Amerika’ya da gittim. Bütün bunlar, bizim Hip Hop kültürü olarak gördüğümüz şey için uluslararası bir ittifak kurmak amacıyla. Sahnede sunduğum şey, gerçek Hip Hop kültürü. Hepimizin bildiği ve sevdiği Hip Hop frekansı, Unlearn The World olarak sahneleniyor.
Buraya geldiğinden beri, müziklerin içeriği, enerjisi ve tavrı açısından seninle aynı frekansta olan, dinlemekten hoşlandığın sanatçılar kimler?
Bay Area’da birlikte çalıştığım ve hala birlikte takıldığım birçok sanatçı var. Locksmith‘e selamlar. Locksmith ile benim Crowns albümüm için Black Angels adlı bir şarkı yaptık. Buffalo’dan 7xvethgenius da vardı, Conway’in ekibinden. Orada harika bir şarkı yaptık. MacArthur Maze, Grand Nationxl ve Jane Handcock’a da selamlar. Bu heriflerin hepsi, klasik veya tipik Bay Area sound’una sahip olmayan harika sanatçılar. LaRussell’ın yaptığı şey de muhteşem. Onun geçiş sürecini gözlemledim: eskiden bizim standart Hip Hop olarak gördüğümüz tarzda müzik yaparken, şimdi daha Batı Kıyısı tarzına yöneliyor. Bence bunun kendisi için bir anlamı var. Ama Bay Area’da harika, yükselişte olan ve hala ortalığı sallayan pek çok sanatçı var. Lil MC’ye selamlar, Tope’ye selamlar. Bunlar, son 10 yıl boyunca birlikte çalıştığım, hala bu işi iyi yapan, hala burayı canlı tutan sanatçılar. Ve geleneksel Bay Area sound’unun ritminden ve yolundan uzaklar. Rexx Life Raj’a ve yaptığı işe selamlar, çünkü bence yaptığı müziğe maneviyat ve zindeliği dahil etme konusunda olağanüstü yetenekli. Bunların hepsi, kendi alanlarında öncü olan ve günümüzdeki gelişmelere zemin hazırlayan insanlar. Buralı olmasam da, benim için gerçek ve canlı Hip Hop olarak nitelendirdiğim şeyin ne olduğunu bilsem veya da hissetsem de, bölgeden bağımsız olarak bunun örneklerini görebiliyorum.

More Music, Artists and interviews you love
Order your copy at Galacticdistro.com
Albümün, “The God That Sins” 2023’te mi çıktı?
2023’ün sonunda çıktı. 2024’te müzik platformlarında yayınlandı. Yani, 2024 Ocak ayı olarak sayılır.
Kısa bir süre önce albümün deluxe versiyonunu çıkardın. Nasıl gidiyor, anlatır mısın?
İyi gidiyor. Katalog giderek genişliyor. Bu durum Roc Nation meselesiyle bağlantılı, çünkü deluxe versiyonu piyasaya sürerken başıma gelen pek çok sorunla uğraşmak zorunda kaldım. Yeterli bir temsilim yoktu. Sonunda, tüm konuk sanatçıların izinlerinin alındığını teyit ettirmek için bir avukat tutmak zorunda kaldım. Her şey hazırdı, tüm evraklar hazırdı, sonunda piyasaya çıkabilirdi. Ama birinci sınıf bir dağıtımcıyla çalışmıyorsanız, pek destek bulamıyorsunuz. Bu yüzden, deluxe versiyonu piyasaya çıkarmak için çok mücadele etmek zorunda kaldım. Bu, ivmemi bozdu çünkü çok daha erken çıkarmak istiyordum. Bunu başarmak biraz zaman aldı. Ama artık piyasada olduğuna göre, insanlar hala albümle uyum içinde. En çok dinlenen şarkılarımdan bazıları deluxe versiyondan. 8 şarkı daha ekledim. Papoose, Ab-Soul ve sık sık birlikte çalıştığım bir sürü başka kişiyle işbirliği yaptım. Instagram ve YouTube’da iyi performans gösteren “No Saviors” adlı bir şarkım var. Bence çıkardığım her albüm, kendimi yeniden tanıtmak için bir fırsat. Daha fazla hayran kazanmak için bir fırsat. Daha fazla insanın bu akıma ilgi duymasını sağlamak için. Bu yüzden, albümleri çıkardıktan sonra, o enerjiyi canlı tutmak için albümün deluxe versiyonunu da çıkarmayı seviyorum. O kataloğun değerini korumak için. Çoğu zaman sanatçılar bir albüm çıkarır, 3 hafta boyunca üzerinde çalışır ve sonra başka bir şeye geçerler. Çünkü o şarkılarla o kadar uzun süredir uğraşıyorlar ki, kendi çalışmalarından bıkmış durumdalar. Benim için ise, kendi çalışmalarımdan bıkmış olsam bile – ki aslında pek bıkmış sayılmam – onlara inanıyorum. Repertuara yeni bir enerji katmayı kendime ilke edindim, çünkü bunu yapmak zorundasın. Eğer elinden gelenin en iyisini yapmayacaksan, tüm bu parayı bu şarkılara ve repertuara neden harcayasın ki?


Ben büyürken, annemin salsa plaklarını alıp onları bir Hip Hop ritmine dönüştürürdüm. Bu yeniden düzenleme yeteneği, Hip Hop’un her alanında gerekli olan eleştirel düşünmedir. İster break dansçı, ister grafiti sanatçısı, rapçi, DJ veya beatmaker olun, bunu yapabilirsiniz. Eleştirel düşünme ve gerçekliğinizi yeniden düzenleme becerisine sahip olduğunuzda, işler sizin için değişmeye başlar.
Peki ya son single’ın, “Beg Ya Pardon”?
İyi gidiyor. Yeni albüm “Midnight Crysis”in ilk single’ı. Bu albümün öncü single’ı. Birçok farklı çalma listesine ve kataloğa eklendi. İnsanlar bu şarkıya büyük ilgi gösteriyor. Albümün tepkisini görmek için turnedeydim. Sanırım bu, kariyerim boyunca çektiğim en kaliteli müzik videosu. CGI, yeşil ekran ve yapay zeka kullandık. Tüm bu ivmeyi ve enerjiyi bir sanat eserine dönüştürük. İnsanların bunu hissetmesini istiyoruz.
New York’ta büyüdün. Bize bu kadar iyi bir MC ve sahne sanatçısı olmanın hikâyesini biraz daha anlatır mısın?
Ağabeyim beni mahalle partilerine sürüklerdi, sırf onun rap yapmasını izlemem için. Rap yapan oydu, ben henüz rapçi değildim. Kendi yolumu bulmaya çalışıyordum. Beni mahalle partilerine sürüklerdi ki, ünlü olmayan diğer insanların rap yapışını görebileyim. Tüm gençlik yıllarım, ana akımda hiç ün kazanmamış bu insanları izleyip onlardan bir şeyler öğrenmekle geçti. Büyük Hip Hop tartışmalarında tanınmayan ama yine de efsane olan insanlardı. Washington Square Park’ta kafasından rap yapan MC Super Natural ve onu New Yorican’da görmek. Jean Grae gibi insanların stüdyolarda bana şarkı yazmayı öğretmesi. Benim kökenim budur. Canlı performansları izlemek, bu yüzden benim canlı performansım da öyle. Çünkü insanları izleyerek öğrendim. İster cypher’da olsunlar, ister sahnede. The Rock Steady Crew Anniversary ya da Zulu Nation partileri gibi etkinliklere gitmek, ya da her neyse. Bu, 80’lerde, 90’larda ve 2000’lerde New York’ta büyürken edindiğim deneyim. Plak şirketi işleri bir yana. Tüm bu süreci özümsemiş olmam sahne performansımı her zaman etkilemiştir. Şarkı yazışımı da her zaman etkiledi. Artık insanları Hip Hop ile tanıştıran faktörün dijital ortam olduğu farklı bir çağda yaşıyoruz. Yani TikTok’ta popüler olmadığı sürece, bizim çocukken aldığımız türden bir heyecan veya ilham alamayacaklar.
Sana katılıyorum.
Emeklerimin meyvelerini gördüm. Her ne olursa olsun, bu bana gelecek nesillere kendilerini dönüştürebilmeleri için ihtiyaç duyacakları şeyleri öğretme ilhamı veriyor.
Hip Hop For Change’in amacı biraz da bu sanırım.
Hip Hop For Change’in amacı, öncelikle Hip Hop kültürünü ve ilkelerini korumaktır. Ancak bunu, yerel sanatçıların mentor olarak görev almasını sağlayarak, bu kültürü gelecek nesillere sorumlu bir şekilde aktarmak suretiyle yapıyoruz. Sadece bunu yapmakla kalmıyor, bir adım daha ileri gidiyoruz. Zaten var olan sosyal eşitlik temalarını da işin içine katarak bunu bir üst seviyeye taşıyoruz. Kişisel gelişim ve zindelik unsurlarını da katıyoruz, böylece bu çocuklar büyüdüklerinde çöküş yaşamayacaklar. Ve bunun Hip Hop kültürü içinde takınılması gereken gerçek tavır olduğunu bilirler. Ayrıca daha fazla kariyer yolu sunmak istiyoruz. Hip Hop sadece ritim ve kafiyelerden ibaret değildir, çok boyutlu bir düşünce biçimidir. Bu, olguları remix’lemenize, yeniden düzenlemenize izin veren bir düşünme biçimi: Ben büyürken, annemin salsa plaklarını alıp onları bir Hip Hop ritmine dönüştürürdüm. Bu yeniden düzenleme yeteneği, Hip Hop’un her alanında gerekli olan eleştirel düşünmedir. İster break dansçı, ister grafiti sanatçısı, rapçi, DJ veya beatmaker olun, bunu yapabilirsiniz. Eleştirel düşünme ve gerçekliğinizi yeniden düzenleme becerisine sahip olduğunuzda, işler sizin için değişmeye başlar.

➫ HIP HOP FOR CHANGE
