Yeraltından Yerüstüne Bir Anti-Star: CEYDA ATAY

Ceyda Atay, Burgaz Adası 2024

“Samimiyet, müzik türü ve yapım yöntemi ne olursa olsun önemli bence. Sesle yapılan her türlü kompozisyon benim için heyecan verici olabiliyor. Bu albümde, tüm kayıtlar kendi zaman dilimlerinde bir bütün olarak çalındı.”

Biraz 80’ler, biraz blues, biraz alternatif, daha çok da grunge esintileri var. Rock’n Roll ruhunun son kırıntılarını tatmış, 90’ların şarkılarını dinleyerek büyümüş, öylesini yapmayı hayal etmiş, belki takılıp kalmış, ama belki de iyi ki bırakmamış bir insan olarak, aslında özlem duyduğum ve şimdilerde ihtiyaç duyulduğunu da hissettiğim bir müzik yapmak istedim. Mesela trenle bir yere giderken bir albümü baştan sona dinlerdik, hayaller kurar, heyecana kapılır, üzgünsek umut dolar, güç bulur ya da üzüntümüzü, öfkemizi yaşardık, ya da evde son ses açıp bağırarak eşlik ederdik. Ben bu hisleri yaşatabilecek bir albüm yapmak istedim. Bunun için de sıcak bir bağ kurmak kesinlikle önemli.

Hayalimdeki müziği yapıyorum diyerek yola çıktım ama bunun bir risk değil aksine bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Biraz da güncel rock sesleri ve sözleri duymaya ihtiyacımız var gibi geliyor. Riskli olan tarafı, parçaları single’lar şeklinde değil de bir albüm olarak çıkarmış olmam olabilir ama bu da tercih ettiğim bir şeydi çünkü bir duygu bütünlüğü vardı ve ben daha fazla biriktirmek istemedim. Hayalimde çok farklı müzikler yapmak da var. Şu an dünyanın her yerinde hâlâ rock, metal, punk türevleri yapılıyor; yeni gruplar çıkıyor. Amaç çok satmak olunca işin şekli ve boyutu değişebiliyor elbette ama çok “yeraltı” bir müzik de değil yaptığım, o yüzden ortada bir yerdeyim.


MUAF Kadıköy Konser_19.12.2023_Pt.2

“Zaman önüme ne getirir bilemiyorum ama farklı tarzlar ve yöntemler deneyerek ömrümün sonuna kadar müzik yapmaya devam etmek istiyorum.”

Müzik ve mimari birbirini kesinlikle besliyor ve hatta çok benziyor diyebiliriz. Ritim, doku, yapı gibi kavramlardan tutun, tasarlaması, detayları çözmesi, sonrasında hayata geçirme uygulama süreci, sunmasına kadar neredeyse aynı. İlgilendiğim konuları bir potada eritebilmek müthiş güzel bir his. Mekanların insan yaşantısını nasıl biçimlendirdiğine zaten bir mimar olarak senelerdir kafa yoruyorum, MİAM’da yazdığım tez de, canlı müzik mekanlarının kültürel değeri ile ilgiliydi. Şimdilerde ise mekanların işitme algımızı nasıl biçimlendirdiği ile ilgilenmeye başladım, hep öğrenmek istediğim bir konuydu ve ülkemizde çok az uzman var, bu yüzden kendimi şanslı hissediyorum.


Ceyda Atay ‘Sarkaç’ Live, Ali İsmail Korkmaz Parkı 2024

27 Şubay 2025

“Albümü baştan sona dinleyin.”

Kayıtlarınızı neredeyse müdahalesiz bıraktığınızı söylüyorsunuz. Bu tercih, müziğinizde nasıl bir gerçeklik arayışına işaret ediyor?

Evet bu özellikle prodüktörüm Hakan Kurşun’un tercihiydi. Her kanalı baştan sona canlı kaydettik. Volkan Öktem, üzerine canlı çaldı, ben şarkıları baştan sona söyledim. Kayıt bambaşka bir tecrübe, inanılmaz bir vücut ve ses hakimiyeti gerektiriyor. Bambaşka bir konsantrasyon. Yine de kayıtlarda neredeyse hiç düzenleme yapılmadı. Doğal ses tonum ve kusurlarım ile albümün içten bir havası oldu. Bu benim karakterimle de örtüşüyor aslında. Samimi olmak benim için insan ilişkilerinde de en önemli şey. Çoğu insan kendisiyle ve hatalarıyla yüzleşemeden bir maske ardında rol yaparak yaşıyor. Bu bence kendini tanımanın ve ilerlemenin önündeki en büyük engel. Kayıt sürecinde de heyecanlanıyorsunuz, çağrışımlar oluyor, daha önce hiç albüm çıkarmamışsınız kendinizi bile çok tanımıyorsunuz, çalıştığınız kişi de özellikle şarkılarla bir bağ kurabildiyse kendi dünyasından bir şeyler koyuyor vs. Benim için çok öğretici bir süreç oldu. // Kaynak: dergy.com ve sanatatak.com


Özlem Tekin – Herkes Şanslı Doğmuyor (Cover) 2023

“Kültürel çeşitlilik dünyada bir kalkınma hedefi olarak belirlenmesine rağmen biz hep aynı sanatçıları, aynı mekânlarda izliyoruz. Sanki Türkiye’de başka şehirlerde başka konser salonları başka müzisyenler başka (çok çeşitli) müzik türleri yokmuş gibi…”

Sizce günümüz müzik sahnesinin en büyük eksikliği nedir?

Bence en büyük eksik küçük müzik sahnelerinin önemsenmemesi ve başı-boş desteksiz bırakılması. Ülkemiz şartlarında nasıl olur bilmiyorum ama bu tür mekânlara kültür mekânları gözüyle bakılmalı, çalışanların sosyal hakları gözetilmeli vs. İngiltere ve Amerika’da bu tür mekânların yok olmaması için büyük dernekler var. (MVT, NIVA). Çünkü bu mekânlarda hem yeni müzisyenler yetişiyor hem birçok müzisyen geçimini sağlıyor hem de bu mekânlar, dinleyici ve tüm bileşenleri ile birlikte bir kültürü yaşatıyor. Kültürel çeşitlilik dünyada bir kalkınma hedefi olarak belirlenmesine rağmen biz hep aynı sanatçıları, aynı mekânlarda izliyoruz. Sanki Türkiye’de başka şehirlerde başka konser salonları başka müzisyenler başka (çok çeşitli) müzik türleri yokmuş gibi… Bu konuyla ilgili konferanslarda sunumlar yaptım, uzun uzun tartışılması gereken bir konu, ama bu sektörde pandemiden beri ara ara yapılan müzik endüstrisi tartışmalarında ben yer alamadım mesela. Sebep aynı… Tabii ekonomik politikaların etkisini de yadsıyamayız, şehirleşme tek bir merkeze toplanma vs. Hani sürdürülebilirlikten bahsediyoruz ya; ekonomik, kültürel, sosyal ya da iklim temelinde olsun, lokalleşme ortak bir çözüm olarak gözüküyor. Bu bakış açısının, bu sektörde eksik olan “dayanışma”nın da önünü açabilecek bir şey olduğunu düşünüyorum.

SHE ROCKS !!

ceyda atay » apple music

Kendini güçlü hissetmek isteyenler için şarkılarımla burdayım!

CEYDA ATAY ‘DÜN’

Robert David Elwood’s Not Family Friendly CartoOns

RDE (19)
Robert David Elwood ‘Untitled’ drawing (2016)

“I think as art goes it’s just a series of lines on paper, if you are not physically harming anyone, offended people can either learn to laugh at them selves, or continue to complain, and that’s fine. I don’t wish to take anything away from the artist who wishes to draw the clean family friendly cartoons.” –R.D.E

Drawing the Grindcore

Robert David Elwood

January 2016

How long have you been in the world of comics?

I’ve been making art since 2007 but in 2013 a friend of mine published this independent comic called Pure İnsanity that I and a few other artist contributed too, that was the first publication that showed my work although I guess I’m still relatively new still.

You produce bizarre animations, too and the amateur spirit surrounding your works has rapidly started to gain a powerful style recently. Considering the works you’ve created this far, where within your field of art do you position yourself?

I guess I’d be more of a animator who does art on the side. I personally would not have thought my drawings would get as big as they did, you see originally animation was and still is something that I wanted to do for a living. I had a fascination with cartoons ever since I was little but it was animated films from Bill Plympton, Bruce Bickford and Ralph Bakshi and many other animators that made me realize the great things that animation can do and it really motivated me to make the crazy cartoons I’ve done.

You enjoy pushing the limits of sarcasm, irony and absurdity to create bizarre worlds; considering the comics market, isn’t the obscenity of the works you create risky in terms of bringing the works to a more professional level?

No, I don’t believe so, I think as art goes it’s just a series of lines on paper, if you are not physically harming anyone, offended people can either learn to laugh at them selves, or continue to complain, and that’s fine. I don’t wish to take anything away from the artist who wishes to draw the clean family friendly cartoons.

What’s going on in the world of American Underground Comics recently; can you inform us a little bit? What about the artists you follow the most as well as your favorites? Taking into account also the developments in Europe, which echol do you find your style closer to?

I think that would be a better question for a current person who makes underground comix, from what I’ve seen it boils down to selling yourself and getting your art out there by going to conventions and networking. My favorite artists, where do I start, I really like the early 70’s Zap artist like R. Crumb, S. Clay Wilson, and Spain Rodriguez, and Rory Hayes. outside that there is Mike Diana, Johnny Ryan (who’s art I guess I find my work closer to) and Manga artist from Japan like Junji Ito, Suehiro Maruo, and Hideshi Hino.


“Acid Shark” by Acid Shark (music video) sfw version

RDE (6)
Robert David Elwood ‘Untitled’ drawing (2016)

How do you like music ? What do you enjoy listening to?

I listen to mostly Sludge Metal, Black Metal, Death Metal, Grindcore, and Hardcore Punk.

What do you think about GG Allin? He’s one of the craziest guys ever taking place in the rock’n’roll stage that recorded great albums in the 80s but then (I though) flipped because of all the drugs he used. What do you think makes GG so legendary?

I’m a fan, you know I think what made GG Allin legendary was not so much his music but his life style, when we see the crazy things he did on stage I think there is a primal part of us that want’s to do the same, but wouldn’t out of fear of going to prison.

How do you like Antiseen?

There great, they got some awesome songs, and the played with GG Allin which must have been crazy!

Are there any projects you’re working on right now? Like a book you’re planning to publish or something for the S&T Studios that will take place in the future?

I’m trying to finish another cartoon, a little book featuring my art would be ideal in the future, although I don’t have any plans for that now.

Dont forget to visit S&T Studios for latest updates!!


RDE (7)
Robert David Elwood ‘GG.Allin’ drawing (2016)

Robert David Elwood

Ocak 2016

Robert, Minneapolis’den genç bir çizer, aynı zamanda bir çizgi filmci. Ona, yaptığı tuhaf işler hakkında bazı sorular sorduk.

Robert merhaba, ne zamandan beri çizgi roman dünyasındasın?

2007’den beri sanatla uğraşıyorum. 2013 yılında birkaç farklı sanatçıyla birlikte bağımsız bir çizgiroman dergisi olan “Pure Insanity” için birşeyler çizdim; böylece çalışmalarımı yayınlama şansını yakaladım. Sanatımı sergilediğim ilk yayın bu oldu, bunun dışında yeni olduğumu söyleyebilirim..

Aynı zamanda çizgi filmler de üretiyorsun ve çalışmalarındaki amatör ruh, son zamanlarda gittikçe güçlü bir stil kazanmaya başladı.

Sanırım, ben bir sanatçıdan daha çok animatörüm. Çizimlerimin bu düzeyde ilgi göreceğini hiç düşünmemiştim açıkçası. Hayatımı animasyonla kazanmak istiyordum ve halen de bunda kararlıyım. Çocukluğumdan beri çizgi filmler beni büyülemiştir, aynı zamanda Bill Plympton, Bruce Bickford, Ralph Bakshi ve daha pek çok animatörün filmleri beni çizgi filmlerin muhteşem şeyler yapabileceğine ikna etti ve ben de çılgın animasyonlar yapma motivasyonu uyandırdı.

Hassas bir çizgiyle sarkazm, ironi ve absürdlüğü son raddesine kadar ileri götürerek tuhaf dünyalar kuruyorsun. Çizgiroman piyasasını göz önüne alırsak yaptığın işin müstehcenliğinin riskli olduğunu düşünüyor musun?

Açıkçası pek böyle düşünmüyorum. Yaptıklarımız sadece sayfanın üzerindeki çizimlerden ibaret ve fiziksel olarak kimseye zarar vermiyorsanız rahatsız olan insanlar, ya kendilerine gülmeyi öğrenecekler ya da şikayet etmeye devam edecekler ki bu benim için sorun değil. İyi aile çizgi filmleri yapmak isteyenler istediğini yapabilirler.

Amerikan Yeraltı Çizgiroman dünyasında son zamanlarda neler oluyor, bizleri biraz bilgilendirebilir misin?

Sanırım bu yeraltı çizgiromancıları için daha uygun bir soru olurdu. Kaldı ki, gördüğüm kadarıyla olay tamamen işini ortaya koyup kendini pazarlamaktan ve toplantılara katılıp bağlantılar kurmaktan geçiyor. En sevdiğim sanatçılar, nereden başlasam, 70’lerin Zap Comix sanatçılarını gerçekten severim : R. Crumb,S. Clay Wilson, Spain Rodriguez ve Rory Hayes gibi, bunlara Mike Diana ve sanatını kendime yakın bulduğum Johnny Ryan’ı ve Japon manga sanatçıları Junji Ito, Suehiro Mauro ve Hideshi Hino da ekleyebilirim.

Müzikle aran nasıl? Neler dinlersin?

Çoğunlukla sludge metal, black metal, grindcore ve hardcore punk dinliyorum.

GG Allin hakkında ne düşünüyorsun, GG’yi bu derece efsane kılan sence nedir?

Hayranı olduğumu biliyorsun. Bence onu efsane yapan müziğinden çok yaşam tarzıydı ve sahnede yaptığı manyak şeyleri gördüğümüzde, ilkel bir yanımız bunlara eşlik etmek istiyor ama kodesi boylama korkusuyla maalesef çekiniyoruz. 

Antiseen’i nasıl buluyorsun?

Harika! Muhteşem şarkıları var ve GG Allin ile çaldılar ki bu gerçekten çılgınca!

Şu an üzerinde çalıştığın bir proje var mı?

Şu an üzerinde çalıştığım bir çizgi filmim var; bunun dışında yakın gelecekte işlerimi bir araya getiren ufak bir kitap da hiç fena olmaz.

S&T Studios » Robert David Elwood

KRAMP Yeniden ‘Tek Tabanca’

Taylan Onur ve KRAMP Ekibi

En güzeli ise henüz on sekiz ya da yirmili yaşlarında bir çok gencin konserlere gelip, şarkıları ezbere söyleyip, cd’leri imzalatmalarıydı. Bu da demek oluyor ki doğru yoldayız.

Taylan Onur: Doğan abi kaç senedir krampta çalıyorsun? Kramp üyelerinden bize bahsedebilir misin?

Doğan Buruk: Sanırım iki bin yılıydı. Kramp o dönem vokalde Ahmet Karaferya, davulda İdris Tubcil, Gitarda Özer Sarısakal ve bas gitarda Serdar Abi (soy adını hatırlamıyorum) kadrosu ile Taksim’de Sadri Alışık sokaktaki Ekol Rock Bar’da çalıyordu. Nezih abi bazı özel sebepleri yüzünden o ara kadroda yer alamıyordu.Ben de 18 yaşındaydım hafta içi aynı barda kendi grubumla müzik yapıyorduk. Serdar abi hatırladığım kadarıyla Antalya’ya yerleşme kararı alınca Ahmet abi bana bizimle çalar mısın demişti. Tabi ben heyecandan kalp krizi geçirecektim az daha. Biraz prova yaptık ve ben Ekol barda 18 yaşında Kramp ile Cuma, Cumartesi günleri sahne almaya başladım. Yaklaşık 1,5 – 2 yıl kadar da çaldık birlikte. Sonrasında ben çok çeşitli projelerde yer almaya devam ettim yıllar yılları kovaladı. Kramp ailesi ile iletişim hiç kopmadı Ahmet abi, İdris abi, Özer abi ile bir şekilde irtibatımız vardı. Yeni döneme geldiğimizde ise biliyorsunuz peşi sıra Nezih abi ve Doğan abi’yi kaybettik. Kemik kadrodan sadece İdris abi kaldı. İdris abi ile bu üzücü olaylardan sonra görüştüğümüzde Kramp’ın daha söyleyecek sözü olduğunu, çıkmayı bekleyen şarkılar olduğunu bu işin burda bitemeyeceğini ve hem eskileri anmak hem de yep yeni Kramp şarkıları için grubun devam etmesi gerektiğini anlattı ve yeni ekibe yıllar sonra tekrar dahil olmuş oldum. 3 Yıldır da yeni ekip ile devam ediyoruz. 

Sorunun ikinci kısmına gelecek olursak biz aslında Kramp üyeleri demiyoruz. Kramp ailesi diyoruz. Bundan sonra aile üyeleri diyerek devam edelim. Kramp ailesinin bel kemikleri herkesin malumu Nezih Onur, Doğan Sakin ve İdris Tubcil. Efsane bu üçlü tarafından Bakırköy de yaratılıyor. Sonradan aileye Erdinç Ünlü, Ahmet Karaferya, Özer Sarısakal gibi isimler dahil oluyor. Sonraki dönemlerde ben, Anıl Kovastan ve en son da Aytek Akçakaya aileye katılıyor.

Eski kramp yeni kramp diye bir şey var mı?

Bu bazen hayranların anılarını muhafaza etmek adına kendilerince haklı sebepler dolayısı ile çokça sorulan bir soru aslında. İlk soruda bahsettiğim gibi Kramp bir aile ve aileler iç içe geçmiş yapılardır aslında. Kemik kadro bu Efsaneyi yarattı ete kemiğe büründürdü bizler de o ruhu taşıyarak devam etmeye çalıyoruz. Keşke grup adına acı kayıpları yaşamasaydık ve bizler de sahnenin önünde Kramp şarkıları ile kafa sallasaydık. Kramp devam ediyor isteyen yeni Kramp diyebilir bunda bence bir sorun yok. Ama ben böyle keskin sınırlı bir ayrım yapmıyorum.


Kramp – Tek Başına (Dorock 2024)

Biz dinleyicimiz ile konserlerde buluşmayı yakın temasta olmayı seviyoruz.

Yeni bir albüm çıktı sanırım biraz bahseder misin?

Aslında şu an yayınlanan maksi single Doğan Abi’nin aramızdan ayrılmadan önce kayıtlarına başladığı 3 şarkıdan oluşuyor. Biz Doğan Abi’nin çaldığı demo gitar kayıtlarına hiç dokunmadan onun mirasını ilettik sadece. Bundan sonraki süreçte yepyeni Kramp şarkıları geliyor. Kayıtlar devam ediyor yani şu anda.

Konserlere hız kesmeden devam ediyorsunuz ama senin için unutulmaz olanı hangisiydi?

Biz dinleyicimiz ile konserlerde buluşmayı yakın temasta olmayı seviyoruz. Ailenin en önemli parçası aslında onlar. Elimizden geldiğince konser vermeye çalışıyoruz ve konserlerimiz ne mutlu ki coşkulu ve kalabalık oluyor. Ama en sevdiğim konser geçtiğimiz yıl Müze Gazhane’de verdiğimiz konserdi. Yaş sınırı ve giriş ücreti de olmadığından hatrı sayılır bir kalabalık vardı. En güzeli ise henüz 18 yada 20’li yaşlarda bir çok gencin konsere gelip şarkıları ezbere söyleyip edindikleri cd’leri imzalatmalarıydı. Bu da demek oluyor ki biz doğru yoldayız. Gençler bir şekilde Kramp’tan haberdar olup destek için konserlere geliyorlar bu tüm ekip için çok mutlu edici.


The story of legendary Turkish Rock group Kramp.

Özetle yeni konserler geliyor. Şehir içi ve Şehir dışı. Yep yeni şarkılar geliyor.  Kramp logolu tişört’ler tasarlıyoruz. Hepsi için çalışıyoruz. 

Yeni konser ve başka projelerden varsa bahsedebilir misin?

Yeni konserler her zaman var. Ama 2026 yılında biraz istanbul dışına çıkmak istiyoruz. Biliyorsunuz şehir dışı konser maliyetleri artık inanılmaz derecede külfetli. Bu yüzden kolay organize olamıyoruz ama canla başla çalışıyoruz.

TEK TABANCA

BABA SAD: BABA TALK BABA EP

BABA SAD ‘ÖFKE HEDİYE’

“Bu bizim için büyük, insanlık için önemsiz bir adım.” diyen grup, PuNk ROck’tan dans müziğine, psychedelic rock’tan canlı görsel performanslara uzanan çok katmanlı kayıt ve müzikal atmosferleriyle tüm duyuları hedeflediklerini dile getiriyor.

Rock’n Roll sahnemizin yükselen kafası BABA SAD, bu ay içinde yayınladıkları ‘Öfke Hediye’ ve anti-militarist tavrıyla kulağımızın pasını atmaya devam ediyor; Spotify harici tüm dijital mecralarda yerini alan albüm için “Bu bizim için büyük, insanlık için önemsiz bir adım.” diyen grup üyeleri, PuNk ROck’tan dans müziğine, psychedelic rock’tan canlı görsel performanslara uzanan çok katmanlı kayıt ve müzikal atmosferleriyle tüm duyuları hedeflediklerini dile getiriyor.

BABA SAD by Begüm KOÇUM


Fury, and intense anger, screamed at full force in your face! It’s not until the third song Kendin Ol that Baba Sad vocalist Dehan Kılınçarslan tones back on the force for a moment, a sentence or two. Three Turkish punks that scream about dented souls and the cruel society that produces them. And where many of these powerful punk albums usually become blunt because the walls of guitar noise keep up a same dulling effect, Baba Sad knows when to pull back on the force and opt for a bit of subtlety. And that’s when the groove picks up, takes over and has you dancing and jumping like a madman awaiting that moment when the walls come back in and tower over you. Case in point, the thrashy fifth track Ruşen, so wild, so fast and so furious. These young Turks throw caution in the wind, meaty bass work all over the place and high energy drum work that is always revving up your anticipation. Six tracks and almost twenty two minutes of sweat dripping punk, raw and intense. And this kind of music needs it raw, bloody raw… stonerhive


Sonsuz Gece (Live) by BABA SAD / 2025 Hexe Music

With roaring vocals, hypnotic drum beats and hair-raising bass frequencies, BABA SAD continues to attract attention with their energetic performances built on lo-fi garage / punk aesthetics.

Founded in 2020 by Dehan Kılınçarslan and Yağız Nevzat İpek in Istanbul, the band added Efe Sanlav to its lineup in 2022 and realized various performances and shows with artists from different disciplines. Describing their music as “rock music combining roaring vocals, groovy bass lines and hypnotic drums”, the band draws inspiration from genres such as punk, garage, stoner rock, as well as gopnik techno and psychedelic rock.


BABA SAD by Begüm KOÇUM

Ep’mizi HEXE müzik etiketi ile yayınlıyoruz, Murat MRT Seçkin ve Hatice Arıcı grubun ilk gününden beri yanımızda oldu. Bu desteklerini işbirliğine çevirebildiğimiz için de ayrıca bir mutluluk taşıyoruz. Şarkıları kaydettiğimiz gece bizimle olan onlarca arkadaşımıza, çıktığımız yolda bizimle yürüdükleri ve bize inandıkları için teşekkürler.

BABA SAD

baba sad öfke hediye //bandcamp


BABA LIVE

Baba Sad iki yıldır merakla beklediğimiz kayıtları sonunda halka açtı. Hepimizi nefrete değil öfkeye yönlendiren, dinledikten sonra “kahrolsun ..” diyerek sokaklarda bağırma ihtiyacı duyacağınız neredeyse ev yapımı, canlı kayıtlı bir ses bombası ile karşımızdalar. HEXE MUSIC

Baba Sad has finally released the recordings we’ve been eagerly awaiting for two years. They’re here with a homemade, live-recorded sound bomb that will inspire not hatred but anger in us all, a sound that will make you want to shout “damn you…” in the streets after listening to it.

Astro Dehan by Murky Charade, Ankara 2023

BABA SAD ÖFKE HEDİYE

for more info & contact BABA SAD


LES FRERES TYRAN demandent : Es-tu un humain ou SUSPECT 8083 ?

Are you a Man or a Slave !?

Suspect 8083

Suspect détecté
Cryptage de données
Appel aux unités
Activation du Plan C4
La chasse a commencé
Suspect détecté
Supervision, Superdroïde
En position section Beta
Action capture d’image
Suspect 8083
Contrôle facial
Contrôle silhouette
Contrôle du contrôle
Suspect 8083
Suspect détecté
Droïdes infiltrés
Macro capteur System Meta
Suspect 8083
En zone pare-balles
Cerveau radar
Brouillage du signal


SUSPECT 8083 – Les frères TYRAN

Suspect 8083

Suspect detected
Data encryption
Call to units
Activation of Plan C4
The hunt is on
Suspect detected
Supervision, Superdroid
In Beta section position
Image capture action
Suspect 8083
Facial control
Silhouette control
Control
Suspect 8083
Suspect detected
Infiltrated droids
Macro sensor System Meta
Suspect 8083
In bulletproof zone
Radar brain
Signal jamming


TOUTATAC

Réveille le Tyran qui est en toi !

TYRAN PROJECT

5 titres remixés électro aux sonorités brutes et futuristes, un nouveau disque inspiré par la science-fiction, les sociétés sous contrôle et la résistance ordinaire.

Après TOUTATAC, nous posons nos guitares le temps d’un EP et réinterprètons, machines en avant, notre univers dystopique.

Réveille le Tyran qui est en toi !


TYRAN PROJECT 2025

Five remixed electro tracks with raw, futuristic sounds, a new album inspired by science fiction, controlled societies, and everyday resistance.

After TOUTATAC, we’re putting down our guitars for an EP and reinterpreting our dystopian universe, machines first.

Awaken the Tyrant within you!


LES FRERES TYRAN – “En direct” LIVE. Assomniak, L’Arépépé – Saint-Cadou (29)

TYRAN PROJECT, une bande-son pour un monde verrouillé. Tu aimes le tout sécuritaire, cet EP 5 titres remixés électro est pour toi.

TYRAN PROJECT, une bande-son pour un monde verrouillé. Tu aimes le tout sécuritaire, cet EP 5 titres remixés électro est pour toi.

Bandcamp : Les FRERES TYRAN

Deezer : 5 titres 15 minutes


> LES FRERES TYRAN

> TOUTATAC


Bunu Çoktan Haketmiştik: MORDİ

MORDİ, 2022, LeMan Kültür, İstanbul

Kimi zaman nefretle, kimi zaman da motivasyon yanılsamasıyla…

Mordi’nin hikâyesi, ortaokul yıllarında Deniz Demirbaş ve Emre Durgun’un okuldan stüdyoya kaçma rutinleriyle başladı ve bu erken dönem birliktelik, ilerleyen yıllarda Yasin Taş’ın da katılımıyla nihai formuna kavuştu. Post punk, grunge ve noise rock ekseninde gezinen, radyo dostu akılda kalıcı melodileri, adeta bu yaklaşıma karşı çıkarcasına mekanik ve gürültülü paternlerle sunmayı tercih eden Mordi, dinleyicisini zihin kurcalayan ama yoğun hissettiren bir işitsel yolculuğa davet ediyor. Üçlünün müziğine, toplumsal ve bireysel defoların oluşturduğu açık yaraları pis ellerle kurcalayan şarkı sözleri eşlik ediyor. Kimi zaman nefretle, kimi zaman da motivasyon yanılsamasıyla güdümlenen bu parçalar, grubun sahneye taşıdığı yüksek enerjili ve kan-ter içinde kalan performanslarının da temelini oluşturuyor.


Mordi ‘Utanıyorum’ 2024

At times driven by hatred, at other times by the illusion of motivation

Mordi’s story began in the middle school years with Deniz Demirbaş and Emre Durgun’s routines of escaping from school to the studio, and this early collaboration took its final form with the participation of Yasin Taş in the following years. Travelling on the axis of post punk, grunge and noise rock, Mordi prefers to present radio-friendly catchy melodies with mechanical and noisy patterns, as if in opposition to this approach, and invites the listener to a mind-bending but intense aural journey. The trio’s music is accompanied by lyrics that poke open wounds caused by social and individual defects with dirty hands. At times driven by hatred, at other times by the illusion of motivation, these tracks form the basis of the band’s high-energy and blood-sweat-soaked performances on stage.


Şubat 2022, the Wall konserinden / Foto: Mehmet Taylaner
Mordi ‘Sar Başa’ Ben Hak Ettim
Şubat 2022, the Wall konserinden / Foto: Mehmet Taylaner

Ben Hak Ettim > MORDİ

Youtube’da MORDİ > Her Yerde MORDİ !!


Kırmızı Alarm: BABA SAD

Baba Sad by Bengi Aktar aka Murky Charade, Ankara 2023

Kükreyen vokaller, hipnotik davullar ve saç baş yolduran bass’ları ile BABA SAD, lo-fi garage stili ve punk-rock enerjisiyle dikkat çekmeye devam ediyor.

2020 yılında Dehan Kılınçarslan ve Yağız Nevzat İpek tarafından İstanbul’da kurulan grup, 2022 yılında kadrosuna Efe Sanlav’ı da dahil ederek farklı disiplinlerden sanatçılar ile çeşitli yayınlar ve performanslar gerçekleştirdiler. Müziğini “kükreyen vokaller, groovy bas dizilimleri ve hipnotik davulları birleştiren rock müzik” olarak tanımlayan ekip, punk, garage, stoner rock müzik yanı sıra gopnik tekno, psikedelik rock gibi türlerden de esinleniyor.

BABA SAD Live at Yuva, Mayıs 2024

With roaring vocals, hypnotic drum beats and hair-raising bass frequencies, BABA SAD continues to attract attention with their energetic performances built on lo-fi garage / punk aesthetics.

Founded in 2020 by Dehan Kılınçarslan and Yağız Nevzat İpek in Istanbul, the band added Efe Sanlav to its lineup in 2022 and realized various performances and shows with artists from different disciplines. Describing their music as “rock music combining roaring vocals, groovy bass lines and hypnotic drums”, the band draws inspiration from genres such as punk, garage, stoner rock, as well as gopnik techno and psychedelic rock.

Rinxlaya on the BABA SAD stage / Photo by Bengi Aktar, Ankara 2023
2023 Aralık, Ankara
Baba Sad by Bengi Aktar aka Murky Charade, Ankara 2023
2023 Dorock XL, Kadıköy

for more info & contact:

> BABA SAD

Rock Against the World: LES FRERES TYRAN

Les Freres Tyran

Un entre deux guerres immergé dans la violence et le mystique. LES FRERES TYRAN ont récidivé, chers mélomanes : Un nouveau clip et un nouvel album du duo déjanté vous attendent.

Les Frères Tyran ont été une des très grosse surprise musicales en avril 2019. En effet lors de fouilles “Internétiques” ou “Webologogiques”, au choix, on a croisé les riffs de ces deux joyeux empêcheurs de tourner en rond dans la musique.

A la première écoute, première claque.

Là on partait pour un univers aux ambiances entre Murnau et Ferré l’anarchiste des années passées (et pourtant bien d’aujourd’hui)…

Un entre deux guerres immergé dans la violence et le mystique.


2024
Les Frères TYRAN ‘TOUTATAC’ 2024

NOUVEL ALBUM TOUTATAC

SORTIE PLATEFORMES ET CD

JEUDI 26 SEPTEMBRE

FRERES TYRAN ‘La Mobilisation’ 2021

Bonne rentrée à tous ! Si vous voulez vous offrir La mobilisation des FRERES TYRAN, ça tombe bien, il nous en reste. Envoyez nous un mail sur lesfrerestyran@gmail.com


LES FRERES TYRAN, 2019
LES FRERES TYRAN ‘LE BONIMENTEUR’ 2022

Etre mobilisé n’est-il pas juste le fait de rester vigilent à ce qui peut nous détruire. Les artistes se doivent de trouver leur propre voie pour rester authentiques.

Un poil à gratter musicale, excitant et rafraîchissant dirait-on, oui mais à base d’absinthe. Ce denier ingrédient est là pour le vertige, histoire de prendre de la hauteur. L’ivresse est un ressenti qui vous saisit dès le premier titre. Qui aurait cru que les Années 20 aurait été aussi similaire avec nos années actuelles. Latitude positivement lascives et rock, dans nos temps nombrilistes, qui noient aussi l’humain si on ne garde pas un œil ouvert.

Il s’agit bien d’un acte de foi en la liberté, qui émane des titres de Frères Tyran. Le ton direz-vous… Eh bien il est à la hauteur du défis qui face à nous. Le but, éviter les entre-soi pour surmonter les connivences supposées ou réelles. Etre mobilisé n’est-il pas juste le fait de rester vigilent à ce qui peut nous détruire. Les artistes se doivent de trouver leur propre voie pour rester authentiques. Alors là, avec cet album, nos compères les Frères Tyran y sont. Il ne nous manque plus que le partage avec la scène comme médiatrice d’émotions vraies.

Qui nous a mis dans ces bocaux ?

Leur rock psyché n’y est pas étranger. Les boucles montées comme des rosettes de lacets, vous embarque les neurones. Les paradoxes sont multiples et s’emmêlent ; ils sont notre quotidien. Nous pouvons crouler sous les produits de toutes sortes et pourtant nous avons de plus en plus les deux pieds dans le marché noir.

Serait-ce que nous nous sommes allié à la facilité de consommer jusqu’au gavage ?

Tout cela est le carburant des Frères Tyran, les travers de l’humain et ses humeurs qui influent sur les événements.

Resource: Chronique par Guillaume Dubost et Stéphane Pérault, Lust 4live webzine Mai 2020


LES FRERES TYRAN – “En direct” LIVE. Assomniak, L’Arépépé – Saint-Cadou (29)

> LES FRERES TYRAN

> TOUTATAC


Make Your ‘Rotten Mind’ BOLO BOLO

Cevdet Alanbay & Gamze Koba (Photo by Serdar Gozen) 2024

Köklerini punktan alan grubun müzikal yolculuğunu başlatan ilk single “Rotten Mind” modern bir yaklaşımla metal ve punk tarzlarını birleştiren hareketli bir çalışma, vokalin punk ruhu ve gitarların tekniği müthiş bir uyum içerisinde. Sözlerinde isyan barındıran Bolo Bolo aynı zamanda çok güçlü bir sounda sahip.

Bolo Bolo, 2022 yılında İstanbul Beyoğlunda Gamze Koba tarafından kurulan deneysel bir solo projedir. 2023 yılında gruba Cevdet Alanbay’ın katılması ile grup progressive punk tarzında 10 adet şarkı kaydetmiş ve bunları yayınlamak için Ufuk Beydemir’in kurduğu bağımsız plak şirketi UBR Company ile anlaşmıştır. Liriklerinde protest öğeler taşıyan şarkıların tüm söz ve güfteleri Gamze Kobay’a, müzikler ve tüm enstürümanların canlı kayıtları, mix masteringleri Cevdet Alanbay’a aittir. Gruba canlı performanslarında bas gitarda Çınar Büyükçınar, davulda Kerem Toptaş eşlik etmektedir.

Bolo Bolo – Rotten Mind OUT NOW !

The band’s first single “Rotten Mind”, which takes its roots from punk and starts the band’s musical journey, is a song that combines metal and punk styles with a modern approach, the punk spirit of the vocals and the technique of the guitars are in perfect harmony. Bolo Bolo has rebellion in its lyrics and also has a very powerful sound.

Bolo Bolo is an experimental solo project founded by Gamze Koba in Beyoglu, Istanbul in 2022. In 2023, Cevdet Alanbay joined the band and the band recorded 10 songs in progressive punk style and signed with UBR Company, the independent record label founded by Ufuk Beydemir, to release them. All lyrics of the songs, which have protest elements in their music, belong to Gamze Kobay, while the live recordings and mix mastering of the music and all instruments belong to Cevdet Alanbay. The band is accompanied by Çınar Büyükçınar on bass guitar and Kerem Toptaş on drums in their live performances.

Gamze Koba ve Cevdet Alanbay’dan bir Özlem Tekin yorumu, 2023

Gamze Koba and Cevdet Alanbay are here again with a new cover video. They recorded their favorite Turkish female rockstar Özlem Tekin’s very underrated song “Yol”. The duo shot the video themselves and did all the editing for the first time.


Bolo Bolo feat. Cevdet Alanbay (Acoustic Cover) Hole ‘Malibu’ 2023

Cevdet Alanbay comes to take us to the 90s. with a legendary grunge acoustic w/ Gamze Koba.


BOLO BOLO ROCKS !!

> ROTTEN MIND

> BOLO BOLO INSTA

> BOLO BOLO YOUTUBE

Janset Evcimen

Guess Who’s Back! ADOLF HIBOU

Adolf Hibou: Gaël Magnieux, Nils Bertho & Bruno Ducret. Photo by Arbre Payday (2021)

Vous aussi, vous vous complaisez dans vos préjugés ? Vous fuyez comme le Covid les groupes fran­çais aux noms à coucher dehors, les pochettes de disques camar-guaises et l’humour franchouillard se propageant dangereusement dans des titres de chansons tels que « Passion Saucisse » ou encore « Indochine, j’ai demandé halal » ?

Ne prenez pas encore vos jambes à votre cou et laissez donc sa chance à ce trio d’hur­luberlus surexcités. Non, nous n’avons pas affaire ici à un groupe de rock alternatif. Le plus important, avec Adolf Hi­bou, c’est d’aller outre les blagues consternantes, d’ignorer les interludes débilisants et d’ouvrir les oreilles en grand. Une fois dépassé le triste constat semblant nous indiquer que « cette musique, c’est avant tout un gros délire entre potes, tu vois ?», force est de constater que non seulement ces mecs ont un sacré niveau technique – le guitariste, en particulier -mais qu’en plus de ça, lorsqu’il s’agit de lâcher la purée, ils ne se font pas prier. Quand le tempo s’élève, Adolf Hibou dé­clenche la foudre comme un Lighting Bolt partousant avec Boredoms. Ça explose dans tous les sens, ça s’égare pour mieux retomber sur ses pattes. Le groove concassé de « Ladyboys Don’t Cry » (sans surprise, ils brillent également en anglais dès qu’il s’agit de trouver un titre en tout point dé­solant) impressionne, et si ce long morceau avait été amputé de sa longue et si pénible intro, on l’aurait volontiers comparé à un autre groupe français farfelu et malheureusement quelque peu oublié (même si toujours en activité), j’ai nommé Double Nelson. Dommage, également, que l’on comprenne aussi bien les paroles du refrain de « Va chier dans ta mère », car là encore, la ligne de basse – ou de guitare baryton, plus vraisemblablement – tord le cou, alors que l’envolée free qui suit est digne des plus folles embardées des Molécules, la lourdeur et une louchée de sludge en plus. « Roum Roum Ah » se montre tout aussi euphorique, jovial comme savait l’être le Singe Blanc, un autre adepte de l’onomatopée échevelée. Quand le tempo tombe, Adolf Hibou se montre également ca­pable du meilleur, se vautrant dans un doom dissonant mais tout aussi hypnotique. Le chant, quant à lui, navigue entre le dégueulis le plus total et des vocalises se rapprochant parfois du bramement du grand cerf de Kourgane, comme sur ce « Clodo de Boston » répétitif et prenant. Une reprise finalement pas si inattendue de Sun City Girls, « Dreamland », permet de confirmer que ces types ont baigné dans l’expérimental, la no wave et la freeture des groupes de John Zorn, Marc Ribot et Fred Frith. Et puisqu’on parle de rêve, autant signaler que la fin de cet album volontairement bordélique se montre on ne peut plus cauchemardesque, la mélopée de « dream my dream, my dreamy dream, dream my love, rêve ton rêve, rêve mon amour » pouvant légitimement donner des envies de meurtre. Après un tri sélectif nécessaire, Princess Barely Légal se révèle donc un plutôt bon album pour fouetter le sang et vriller le ciboulot.

Ressource: New Noise Magazine, 2022


Official animated short film directed by Hector Oriol & Thomas Romarin. Drawn collectively by 28 artists at the studio “En Traits Libres” at Montpellier, France, for the band Adolf Hibou. 2024.

Princess Barely Legal by Adolf Hibou

head-records.bandcamp.com


ADOLF HIBOU – “Roum Roum Ah” from the album “Princess Barely Legal” – 2021

FREE-DOOM-NOISE

ADOLF HIBOU

‘Princess Barely Legal’

Do you too wallow in your prejudices? Do you shun, like the Covid, French bands with outrageous names, comradely record sleeves and franchouillard humor spreading dangerously through song titles such as “Passion Saucisse” or “Indochine, j’ai demandé halal”?

So don’t get your hopes up just yet, and give this trio of over-excited weirdos a chance. No, this isn’t an alternative rock band. The most important thing with Adolf Hibou is to get past the appalling jokes, ignore the debilitating interludes and open your ears wide. Once you get past the sad fact that “this music is all about friends having a good time together”, you have to admit that not only do these guys have a hell of a technical level – the guitarist, in particular – but when it comes to unleashing the mashed potato, they don’t hold back. When the tempo rises, Adolf Hibou unleashes lightning like a Lighting Bolt mating with Boredoms. It explodes in all directions, goes astray only to land back on its feet. The crushed groove of “Ladyboys Don’t Cry” (unsurprisingly, they also shine in English when it comes to coming up with a title that’s in every way desolate) impresses, and if this long track had been stripped of its long, tiresome intro, we’d have gladly compared it to another wacky and unfortunately somewhat forgotten (though still active) French band, namely Double Nelson. It’s a pity, too, that the lyrics to the chorus of “Va chier dans ta mère” (Shit in your mother) are so well understood, because here again, the bass line – or baritone guitar, more likely – twists the neck, while the free flight that follows is worthy of the wildest flights of Molécules, with the added heaviness and a ladleful of sludge. “Roum Roum Ah” is just as euphoric, as jovial as White Monkey, another adept of disheveled onomatopoeia. When the tempo drops, Adolf Hibou also proves capable of the best, wallowing in dissonant but equally hypnotic doom. As for the vocals, they veer between the most utterly disgusting and vocalizations that sometimes come close to the bellowing of Kurgane’s great stag, as on the repetitive yet captivating “Clodo de Boston”. A not-so-unexpected Sun City Girls cover, “Dreamland”, confirms these guys’ roots in the experimental, no-wave and free-form bands of John Zorn, Marc Ribot and Fred Frith. And while we’re on the subject of dreams, we might as well point out that the end of this deliberately messy album could not be more nightmarish, with the melody of “dream my dream, my dreamy dream, dream my love, rêve ton rêve, rêve mon amour” legitimately giving rise to murderous desires. After a necessary selection process, Princess Barely Légal turns out to be a pretty good album for whipping up the blood and twisting the brain. (Resource: New Noise Magazine, 2022)


SUB LEVELS:


adolfhibou.bandcamp.com

Adolf Hibou