Can Ömer Uygan ve Göçebeliğin Hâletirûhiyesi

Karizmatik Lider Can Ömer Uygan

Doğaçlama kafana göre çalmak değildir. Öz birliktelik gerektirir, kendinle başbaşalık gerektirir. Bugüne kadar yaptığın bütün provalardır, sazınla sözünle baş başa kaldığın bütün anların yansımasıdır. Her seferinde bir sınavdır. Anlık bir aranjedir. Kendi patikasını güden ve de sürekli yeni patikalar güden çobandır.” –Can Ömer Uygan

Kaynak: darkbluenotes.com / birbabaindie.com

Yörükler ve göçebe toplumların kültürlerine bakınırıken KAM ismi ile karşılaştım. Coğrafyasına göre farklı anlamları olan bir kelime; Osmanlıca’da; zaman, yüzyıl, sese kulak vermek, Farsça’da; zevk, dilek ve mutluluk anlamında, Anadolu ve Orta Asya’da da; ozan, şifacı, destan anlatıcısı ve şaman olarak anlamlanıyor. Bu karşılaşma sonucunda KAM ismi gruba ‘‘konmuş’’ oldu. İlk konseri 2011 Mart ayında, Şenol Küçükyıldırım’ın davetiyle Başka Şeyler Başka Sesler Festivalinde verdik. Grubu hayata geçiren bu ilk kadrosunda ben (trompet-fx) ve o dönem ev arkadaşı olduğumuz Taner Yücel (gitar-fx), Fehmican Gözüm (saksafon-fx) ve zaman zaman bizim evin salonunda bi şekilde bir projeksiyon bulup trompet ve görseller olarak takılmalar yaptığımız Candaş Şişman (görseller) olarak sahne aldık. Bu konserden sonraki 6 yıl içinde kadro bir kaç kez daha değişti, yeni parçalar eklendi, aranjmanlar gelişti ve hepsi de grubun gelişmesinde rol oynayan değerli müzisyen arkadaşlarımızdır. Artık KAM olarak kemik kadroyu oluşturduk; Ethem Saran (Davul), Cansun Küçüktürk (Gitar), Okan Kaya (Bas) ve Can Ömer Uygan (Trompet & Flugelhorn) olarak yola devam ediyoruz.


Live at Gazhane, İstanbul, 2024

“KAM’ın rol paylaşımları aslında doğal olan, birbirini dinleme üzerine kurulu; provalarda, sahnede ve birbirmizle herhangi bir iletişim kurarken olabildiğince sese, müzik içindeki müzikal zevklerimize, yani bu yoldan çıkarak birbirimize kulak vermeye çalışıyoruz.”

“Doğaçlama kafana göre çalmak değildir. Öz birliktelik gerektirir, kendinle başbaşalık gerektirir. Bugüne kadar yaptığın bütün provalardır, sazınla sözünle baş başa kaldığın bütün anların yansımasıdır. Her seferinde bir sınavdır. Anlık bir aranjedir. Kendi patikasını güden ve de sürekli yeni patikalar güden çobandır. Doğaçlama Garip Akımı’dır. Orhan Veli ve en yakın arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet’dir. Bukovski’dir. Küçük İskender’dir. Murat abi’nin Baba Zula’sıdır. Kumarda isminin bir harfini kaybetmiş şairdir, Cemal Süreya’dır. Çıplak Ayaklar’dır. Chesney’nin savaşıdır, Chet Baker olmasıdır. İmer abi’nin Odin’leşmesidir. Baştan sağma değildir, ancak ve ancak onu uygulayan kişi baştan sağma olursa o kişinin yansıması olarak o da baştan sağma olur. Miles’ın dediği gibi Sosyal Müzik’tir. Ozan’ların nefesidir.”


Land Of Session Afiş -London Edition- 2025

Eskişehir Caz Festivali / Can Ömer Uygan & KAM Band

Land Of Session Afiş -Groove Edition- 2025

Can Ömer Uygan, Dorock XL Venue, 2024

“The way roles are shared in KAM is actually quite natural and based on listening to one another; during rehearsals, on stage, and whenever we communicate with one another, we try to focus as much as possible on the sound and our musical sensibilities within the music—in other words, we strive to listen to one another through this approach.” –Can Ömer Uygan

Can Ömer Uygan founded the group ‘Gevende’ with his friends in 2000. In 2006 he and the band decided to move to Istanbul and toured as “Gevende on the roof” project in Iran, Pakistan, India and Nepal. They played together at many festivals and concert venues around the world as well as in Türkiye. Ömer parted ways with Gevende in 2007. He then founded his new band, KAM with colleagues in 2010. 

Ömer collaborated with many musicians, such as: Tobias  Klein, Yahya Dai, Mark Alban Lotz, Yasemin Mori, Şenol Küçükyıldırım “Ways”, Şevket  Akıncı, İzzet Kızıl, Jürg Solothurnmann, Korhan Futacı, Tom Freyer,  Okay Temiz, Mircan Kaia, Natalia Mann, Şirin Soysal, Jean-Pierre Smadj,  Benjamin Skeeper, Replikas, Ayyuka, Pinhani, Candaş Şişman (Visuals),  Senem Diyici  ”Mavi Yol Quartet”, Alain Blesing, Enzo Ikah,  Yolda, Emin Fındıkoglu ‘’Unique Horns’, Anatolian Brass Quartet, Mark  O’Leary and many more. Thereby he was a part of experimental, pschedelic  folk, free jazz, pop, historical turkish music and classic music projects.

Can  Ömer Uygan has performed on stage in New York, Amsterdam, Berlin and  London. Apart from this he toured in Belgium, Greece, Indonesia and China,  etc. Along with these projects, he is currently teaching trumpet in his studio from 2007.


Can Ömer Uygan: Trompet, Loop, FX / Netam: Live Producing, Synthsizer

“Can Ömer Uygan’ın trompetiyle katıldığı çığlıksı gelgitler karmaşık bir ilişki biçimi sayılmamalı. Ses dokularının üzerinde Uygan’ın tiz kontrast trompet performansı etkisi giderek artan elektronik vuruşlarla örülü ikili müzikal anlatıyı yeni bir atmosfere çevirmekte mahir duygusal bir çeviklik üretiyor ve bu anlar son derece nitelikli bir yaklaşık yedi dakika olarak elimizin altında artık kayıtlı duruyor.”

Kaynak: cazkolik.com

Uygan’ın farklı müzisyenlerle buluştuğu müzikal deney projesi Land of Session’da elektronik müzik sanatçısı NETAM ile beraber geliştirdiği CAVE II (Live) single çalışması müzikal olarak dinleyici üzerinde etkileyici bir ortam dinlemesi yaratıyor.

Yıllar önce büyüleyici tarihi atmosfere sahip bir mekânda Norveçli gitar ustası Eivind Aarset’in elektronik setiyle dinlettiği müzik o gece konserde bulunanların aklından çıkmamıştır. Keza, yine Norveçli Terje Rypdal’in elli yıldır yaptığı orijinal müzikler de öyle. Aarset ve Rypdal örneklerinde olduğu gibi elektronik alt yapıların elektrik/akustik enstrümanlarla ilişkisi güçlü bir müzikal dil üretmeye muktedir ve farklı örneklerde gördüğümüz gibi bu dil yıllardır kuvvetle gelişiyor. CAVE II (Live) isimli single çalışma bunu bize bir kez daha ispatlıyor.

Özellikle Netam’ın iki yıl önceki albümü “Yabani”yi dinlemekle işe başlamak Can Ömer Uygan’ın trompetiyle katıldığı yeni çalışma CAVE II için iyi bir geçiş ilişkisi sağlayacaktır.


Can Ömer Uygan: Circle Horn X Yasemin Mori

Her hafta farklı konuk sanatçılarla bir araya gelen Circle Horn, sanatsal derinlikteki boyutları, kendi uzantısı olan ArtD’yi tanımlamak için kullanıyor.

Hafıza” başlığı etrafında toplanan Circle Horn, koreografileri ile dans sanatçısı Tuğçe Göncü ve Berk Can Ceylan; görsel sanatlarda Meltem Şahin, Serra Utkum İkiz ve Zeynep Erkman; video sanatçısı Cem Çat; elektronik müzik sanatçısı Emin Gök, Netam; trompette Can Ömer Uygan ana ekibinden oluşuyor.


KAM ‘Nikriz Longa’

Türkiye’de dinleyici profili sizce nasıl değişti? Daha mı açık, daha mı hızlı tüketen, daha mı seçici?

Can Ömer Uygan: Genelliyorsak, sadece Türkiye’de değil bütün dünyada değişti diye düşünüyorum. Dinleyici profili artık daha açık, daha hızlı ve daha seçici. Türler arasındaki sınırlar yumuşadı, melez işler daha doğal karşılanıyor artık. Dijital platformlarla birlikte keşif hızlandı ama bu, kullanana göre kimi için bir yüzeysellik getirdi, kimi için de aksine bilinçli bir seçicilik getirdi diyebilirim. Dinleyici samimiyet, özgünlük ve güçlü bir prodüksiyon dili arıyor ve karakteri net olmayan işleri çabuk eliyor.


Mine Gürevin: Türkiye’de caz üretmek sizce ne anlama geliyor? Yerel bir mücadele mi, küresel bir dil mi, yoksa ikisinin arasında bir salınım mı?

KAM: Sanırım her ikisi de diyebiliriz. Yerelde piyasada çok da geniş bir yer edinmiş bir tür değil caz ne yazık ki. O yüzden belli başlı köşeleri tutulmuş durumda; bu nedenle yerel bir mücadele demek doğru. Ama aynı zamanda bu tarzın müzik piyasasında çok geniş bir paydaya sahip olmamasının sebeplerinden biri de küresel bir dil üzerinden bu topraklara gelmiş olması.

Emin Fındıkoğlu, Tuna Ötenel, İmer Demirer, Yahya Dai, Kerem Görsev gibi isimler global olan dile hâkim olarak Türkiye caz sahnesinde bir bayrağı taşıyorlar aslında yaptıkları müzikle.

Bir yandan da Ayten Alpman, Senem Diyici, İlhan Erşahin İstanbul Sessions, Okay Temiz, Asia Minor, Ayşe Tütüncü Piyano Perküsyon Grubu, Korhan Futacı gibi isimler yerel dil ile bir harman yaratarak cazı Türkiye’de kitlelere ulaştırabilmiş isimler.

EP ve single yayınlama pratiği, özellikle dijital çağda daha sık tercih ediliyor. Siz uzun form albüm ile kısa format arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

KAM: Hem bütçe hem konfor hem de dönemle alakalı bir durum bizce. Kam albümü uzun formattaydı çünkü biriktirdiklerimiz ve bunları değerlendirebileceğimiz daha çok bir arada olma şansımız vardı. Şu anda bu daha kısıtlı. Grup arkadaşlarımızın hepsi yaşam mücadelesinde. Mesafeler uzun, bu da ister istemez bir kopukluk yaratıyor. Yoksa uzun formda bir albüm yapmak ve onu single olarak teker teker yayınlamak da tercih edebileceğimiz bir yol.

Festival sahneleri ile kulüp konserleri arasında sizin için ne fark var? Büyük sahnede mi daha özgürsünüz, küçük mekânda mı?

KAM: Çok fazla büyük festivallerde ve sahnelerde yer almadığımız için alışık olduğumuz yer küçük sahneler açıkçası. Hem duyum hem de birlik olarak. Seyirciye de daha yakın oluyoruz. Ancak büyük sahnelerde şarkılarımızı bilen kitlelere çalıyor olma durumu örneğin, I. Eskişehir Caz Festivali’nde oldu. Seyirci bizi biliyordu ya da bilmeyenler de çok katılımcıydı açıkçası.


Can Ömer Uygan

» canomeruygan.art


Türkiye’nin progresif rock grubu Gevende ve Anadolu motiflerini caz soundları ile harmanlayan KAM’ın kurucularından ve Circle Horn ve Land Of Session’dan tanıdığımız Uygan, İzmir Devlet Opera ve Balesi Çocuk korosunda eğitimi sonrası 1994 yılında Carmen Operasında korist olarak yer aldı ve profesyonel müzik hayatına başladı. Eğitimini Anadolu Üniversitesi Üflemeli ve Vurmalı Çalgılar Ana SanatDalı’nda Mehmet Erten ve Erden Bilgen ile tamamlayan, Vincent DiMartino, Marvin Stam, Rich Illman, Matthias Kamps, John Hangstrom, Bill Mays, İmer Demirer, Gerassimos İoannidis, Graham Nicholson ve Yahya Dai gibi isimlerle İstanbulda ve yurtdışında çalışmalarına devam etti. Okay Temiz, Kalben, Yahya Dai, Şenol Küçükyıldırım “WAYS”, Pinhani, Yolda,Yasemin Mori, Anadolu Nefesli Quartet, Şevket Akıncı, Emin Fındıkoğlu “UniqueHorns”, İzzet Kızıl, Senem Diyici, Jean-Pierre Smadj, Korhan Futacı ve Kara Orkestra, Tobias Klein, Mircan Kaya, Julian Bonequi, Jürg Solothurnmann, Natalia Mann, Benjamin Skeeper, Candaş Şişman (Görsel), Tom Freyer, Mark Alban Lotz, Alain Blesing ve Mark O’Leary gibi isimlerle de sahne ve albüm çalışmaları gerçekleştirdi. Eğitim dönemi ve sonrasında bazı kısa film ve tiyatro projelerinde de müzisyen/ oyuncu olarak yer aldı. Bugüne kadar deneysel, psikodelic folk, free jazz, pop, etnik, Tarihi Türk müziği ve Klasik Batı Müziği projeleri ile New York, Amsterdam, Londra, Belçika, Berlin, Yunanistan, Çin ve Endonezya gibi bir çok ülkede sahne aldı.