
İSKELETLER ASLA YALAN SÖYLEMEZ !!
Elbette, insanların hayatlarını kontrol eden sermaye ve finans sistemlerinin küreselleşmesi aptalca bir şey. Ancak, bizim yaptığımız şekilde, farklı coğrafyalardan sanatçılar ve editörlerin bir araya geldiği küreselleşme, daha geniş ölçekte var olması gereken bir şey; bu fenomenin olumlu tarafı. İnsanların bir araya gelmesi, birlikte çalışması, kültürel bağlar kurması, bağlantılar bulması iyi bir şeydir, çünkü dünyanın tüm ülkeleri ortak bir şeye sahiptir: Sanat. Bunun için sadece tarihe bir göz atmanız, bazı ilkel sanatları incelemeniz yeterli. Dün piramitleri ziyaret ettik. Bazı tanrıların heykellerini gördüm, bunlar bana Asya sanatını ve hatta eski Avrupa heykellerinin bazı yönlerini hatırlattı. Bu, dünya çapında popüler kültürde derin kökleri olan karnavallar gibi: İsviçre’de Bolivya’daki La diablada’nınkine benzeyen karnaval kostümleri var. Benim sanatla derdim de işte bu, çizim alanında veya tasarımda olsun bu bağlantıları keşfetmek ve göstermek. İskeletler çizdiğimizde bile aynı esansın ve yaşamın varolduğunu göstermeye çalışıyorum. İskeletler hayattır! –Bolino

“Sanat yalnızca sanatçının değil, toplumun da nefesidir. Ve bu nefesi çoğaltmak, ortak akılla mümkün. Art’n Party, bir başlangıçtı, bir prova, bir ses. Ama aynı zamanda bir çağrı: Daha adil, daha katılımcı, daha özgür bir kültür iklimi için omuz omuza verme çağrısı.” –Gülşah Erol
Bir dayanışma alanı olarak Art’n Party
2025 yılı, dünyada ve coğrafyamızda derin gerilimlerin, belirsizliklerin, mücadelelerin ve buna rağmen umudu yaşatmanın yılı oldu. Sanat, bu karmaşık zamanlarda sadece bir üretim biçimi değil, aynı zamanda bir direniş, bir nefes, bir çare ve en önemlisi bir dayanışma dili hâline geldi. İşte tam da bu ruhla Art’n Party doğdu: Yalnızca bir festival değil, birlikte üretmenin, düş kurmanın, düşünmenin ve paylaşmanın mümkün olduğunu hatırlatan bir alan.
Art’n Party, kurumsal olmayanların, bağımsız düşünenlerin, yorgun ama inatla üretmeye devam eden sanatçıların, hayal kırıklıklarını çantasına koyup yine de sahneye çıkanların festivalidir. Bu festival, karanlığın içinde bir kibrit çakmak gibi, belki küçük ama yön gösterici, belki geçici ama iz bırakıcı bir kolektif harekettir.
Bu yıl festival, sadece mekânsal olarak 60m2’lik bir alanda değil; gönüllerde, zihinlerde ve ortak hafızamızda çok daha geniş bir alana yayıldı. Küçük bir oda, bir eve; ev bir mahalleye; mahalle bir dünyaya dönüştü. Çünkü aslında mesele büyüklük değil, içtenlikti. Birlikte kurulan sofralarda fikirler de paylaşıldı, sesler çoğaldı. Müzik, resim, şiir, dans ve kelimeler, bu festivalde yalnızca estetik değil, aynı zamanda iyileştiriciydi.
Bugünün dünyasında sanatçı olmak, yalnızca yaratmak değil; var olmak için direnmek anlamına geliyor. Dayanışma, yalnızca bir kelime değil; her afişte, her teknikte, her gece taşınan sandalyede, her ses kablosunu çözen elde, her destek mesajında bir anlam kazandı. Bu festivalin en büyük değeri, birlikte harcanan emekti.
Evet, yoruldum. Bazen anlaşılmadım. Kimi zaman destek görmedim. Ama işte tam da bu yüzden Art’n Party gibi festivaller var olmalı. Çünkü sanatçının da izleyicinin de yalnız olmadığını, başka türlü bir yaşam ve üretim modelinin mümkün olduğunu göstermeli. Hepimizin içinde taşıdığı ama bazen kaybettiği o umut ışığını yeniden büyütmeli.

SKELETONS NEVER TELL LIES !!
Marseille Underground Versus Istanbul Underground
Sure, the globalization of money, of financial markets that control the life of the people is a stupid thing. However, globalization as we do it, meetings among artists and editors from different countries, is something that should exist on a broader scale, it’s the positive side of that phenomenon. It’s a good thing that people meet, work together, create cultural bonds and find connections, since all countries of the world have a thing in common: art. You just need to take a glimpse into history, check out some of the primitive arts. We visited the pyramids yesterday. I saw sculptures of certain gods which reminded me of Asian art, and even some aspects of ancient European sculptures. It’s like carnivals, so deeply-rooted in popular culture around the globe: there are carnival costumes in Switzerland which resemble those of La diablada, in Bolivia. That’s why I try, be it on drawing or design, to find all of these links and show that there is the same essence, life, even when we draw skeletons. Skeletons are life! –Bolino







➫ lederniercri.org



➫ lederniercri.org


➫ NEVER EVER GIVE UP
BANDCAMP EDITION








“Girişimci gençlere girişmelerini tavsiye ederiz.”
Big Baboli Print House, 2011 yılında İstanbul-Kadıköy’de özgün baskı atölyesi olarak, Moklich ve Zezeah rumuzlarıyla üretim yapan bir sanatçı ortaklığıdır. Ortak gayeleri müzik odaklı illüstrasyon ve tasarımlar üretmek olan Big Baboli, atölye çalışmalarına başladıkları yıldan bu yana yüzü aşkın sanatçıya serigrafi baskı hizmeti vermiş ve ulaşılabilir sanat kavramının temellerinin oluşmasına büyük katkıda bulunmuştur. Kolektif Krüw sergilerinin dışında kendi karma ve kişisel sergilerini açmışlar, Hamburg Flatstock’ta ülkemizin ilk poster atölyesi olarak katılımda bulunmuşlardır. İkili, kişisel üretimlerinde yerli ve yabancı birçok müzik grubu için albüm kapağı, konser afişi ve merch. tasarımı üretmiştir. 2019 yılında Berk Kula ortaklığıyla “Şarküteri Big Baboli” sanat galerisini açmışlar, 2021 yılında zorlu pandemi koşulları nedeniyle kapatmak durumunda kalmışlardır. Üretim alanları özgün baskı tekniklerinin (serigrafi baskı, gravür baskı, linol baskı, risografi baskı) dışında, orijinal eserler, üç boyutlu oyuncak tasarımları, rock’n roll ve müzik kültürünün yansımaları olarak nitelendirilebilir. İkili atölyelerinde baskı resim hizmeti vermeye ve kişisel üretimlerine devam etmektedir.
➫ shopier.com/bigbaboli
➫ bigbaboliprinthouse.cargo.site

Bu yıl da politik olarak baskıların arttığı, kültürel alanların daraldığı bir yıl oldu. Sanatçılar ötekileştirildi, alanlar gasp edildi, ifadeler sansürlendi. Bu nedenle Art’n Party, sadece bir etkinlik değil; aynı zamanda bir ifade özgürlüğü alanıydı. Özgürce konuşmanın, üretmenin, paylaşmanın hâlâ mümkün olduğunu kanıtladı.
Ama bu tek başına sürdürülemez. Bu yüzden doğru desteklere, vizyoner sponsorlara ve kolektif emekle büyümeyi göze alan bireylere ihtiyaç var. Bir festival yalnızca sahnesiyle değil, onun arkasındaki niyetle, samimiyetle ve paylaşımla var olabilir.
Sanatçının emeğine saygı duyulmadıkça, dayanışma büyütülmedikçe bu tür festivaller ya zayıflar ya da sessizleşir. Ama ben sessiz kalmayı seçmedim.
Art’n Party, yeni bir modelin prototipidir. Bütçeler küçük olabilir ama hayaller sınırsızdır. Sponsorlar yalnızca logo koyan değil, sürecin bir parçası olan, vizyoner bir anlayışla kültüre yatırım yapan paydaşlara dönüşmeli. Böylece bir sonraki Art’n Party, sadece daha çok katılımcı ile değil; daha nitelikli, daha güçlü, daha sürdürülebilir bir yapıyla var olabilir.
Sanat yalnızca sanatçının değil, toplumun da nefesidir. Ve bu nefesi çoğaltmak, ortak akılla mümkün. Art’n Party, bir başlangıçtı, bir prova, bir ses. Ama aynı zamanda bir çağrı: Daha adil, daha katılımcı, daha özgür bir kültür iklimi için omuz omuza verme çağrısı.
Çünkü biliyorum ki, Dayanışma lüks değil, bir zorunluluktur. Sanat gösteri değil, bir ifadedir. Festival bir eğlence değil, bir duruştur.
Ve biz bu duruşu birlikte kurduk. Art’n Party, herkes içindi. Ve hâlâ öyle. –Gülşah Erol


➫ lederniercri.org
ENCONTROS GRAFICOS